Cuma, Nisan 17, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

ESKİYE RAĞBET OLURSA…

Naim Kandemir by Naim Kandemir
10/03/2026
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
ESKİYE RAĞBET OLURSA…
0
SHARES
772
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

İnsan doğduğu ülkenin, ailenin kültürüne, alışkanlıklarına istese de istemese de değişik dozlarda maruz kalıyor. İnsan, aklının baliğ olup karakteri belirginleşip oluşmaya başladığında bu maruziyet içinde ayıklama işlemine giriyor.

Toplumun yansıması olan kültür içinde atasözleri ve deyimler -sözlü kültürün kapladığı alan ne kadar büyükse- insanın günlük yaşamında daha çok yer kaplıyor. Bu atasözleri ve deyimler de elbette zamanın, gelişimin törpüsüne, değiştirimine muhatap. 21. yüzyılda yaşamamıza rağmen maalesef hâlen insanlarımızın diline pelesenk olmuş kabul etmeyeceğimiz birçok atasözü, deyim toplum yaşamında günlük kullanımda.

Diyaloglar* serimizi birlikte yaptığımız fakülte arkadaşım Cengiz’le (Türüdü) zaman zaman yaparız: Konuştuğumuz konuyla ilgili bir atasözü, deyim aklımıza gelmişse, konuşmamızda bir nevi atışma gibi o meyandaki sözleri karşılıklı söyleyip haznemizi boşaltırız! Bu, ikimizin sık sık yaptığı bir nevi zihin idmanımız oldu…

Bir metni okurken, Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı, sözüyle karşılaşınca insan ister istemez ilgi duyduğu alanda dalıp gidiyor. Bu sözü söyleyince muzip okurlar şöyle bir şerh düşebilirler: Eski kaşar ve antikacılar hariç! Doğruya doğru; eski kaşarın lezzetini ve antikacıların yüksek kazançlar elde etmesindeki temel değerin kıymetli eski nesneler olduğunu biliriz.

***

Bu söz bağlamının beni götürdüğü iki yer oldu. İlkinden başlayayım. Öğrencilik dönemimden tanıdığım ve yıllar sonra medyadan, büyük ve popüler olduğunu öğrendiğim bir iş adamı üzerinden örnek vereceğim. Bu iş adamı bir röportajında diyor ki, mealen: Dünyada batık şirketleri kelepir fiyata alıp, yatırım yaparak, doğru politikalarımla değerli hâle getirip, o işletmede hedeflediğim kârı yapıyorum veya harcadığımın katbekat üstünde kârla satıyorum…

Bu verdiğim örnek karşı taraftan, burjuva kesiminden verdiğim bir örnek.

Gelelim, bizim tarafa. Bizim mahallede de bu örnekteki gibi değil ama yine de benzerliği olan işler oluyor. Mesela, başarılı olamamış, sosyal olarak iflas etmiş bir teori ve uygulamanın mekânı olmuş bir siyasi yapıyı alıp, hele de fikri düzelme olmadan ve belirleyici kadroları da yenile yenile emektar hâle gelmişler arasından seçip, eskiden işin başındakileri de bir nevi danışman niyetine başköşeye koyarak, yeniden vira deyip yola çıkarak, bunun sonucunda hasat beklemek gafleti içinde olanlar var. Hasat olsa da, o hasadın danesiz olacağı şimdiden belli değil mi?

***

Yakından izlediğim bir örnek var hafızamda. Yıllar önce halisane niyetlerle yola çıkılmış ve özünde toplumsal iyilik olan bir yapı çeşitli sebeplerle parlayamadan zaman içinde sönümlenmişti. Bunda, koşulların ve o yapıyı omuzlayıp yönetenlerin sorumluluğu belli. Aradan zaman geçmiş, yukarıda karşı cephede anlattığım bir iş adamının sol versiyonu gibi bizim mahalleden, bu yapıyı canlandıralım ve metrukluktan kurtaralım diye bir grup girişimci çıkmış ve o eski metruk yapının içinde kaldığı vehmedilen közü üfleye üfleye alevlendirmek çabasına girmişler. Ama, düzenin gazabı mı, yoksa hasarlı binayı güçlendirme tekniklerini yeterince bilememek mi veya bazılarının kendi özel niyetleri mi,  işi daha başından kadükleştirmiş; bilemiyorum. Gerçi zaman gösterecek ama, toplumda yaygındır; eski binayı ihya etmek, yenisini yapmaktan zordur, sözü var. Bu işin zorluğu şuradan geliyor sanırım: Harap olmuş bir yapıyı canlandırmak, oradaki geçmişin yanlış izlerini silmek emek isteyen zor bir iş. Ayrıca bu süreçte alışkanlıkların zor değişmesi, hatta yaş ilerledikçe bu alışkanlıkların zihinlerde ve davranışlarda müzminleşmesi dikkate alındığında, bu işin kotarılması Kaf Dağı’nın tepesinden kar istemeye benzer!

***

Şimdi, bir vatandaş bunları gözlemleyip, dinledikten sonra düz mantıkla der mi: Tamam kardeşim, elin burjuvası da insan, ondaki akıl sizde yok mu? Ki o, kâr hırsıyla bunu başarıyor da, sizler daha ulvi amaçlarla hedefinize bir türlü ulaşamıyorsunuz! Ee, o zaman meselenin kökünü kendinizde arayın!

Böyle biri çıkar mı, çıkar! Çıkmasa da bu soruyu kendi cümlelerimizle kendimize sormamız gerekmez mi?

***

Sanıyorum iki cenahta iki huy var:

1-Kapitalizm erbabı burjuva iş adamının temel güdüsü kâr,

2-Bizim kesimdeki girişimcilerin temel güdüsü de geçmişteki mensubiyetlerden, denenmiş ve yenilinmiş fikir ve pratiklerden köklü bir kopuşu gerçekleştirememek…

Bu iki huyun birincisinde, burjuva iş adamı temel güdüsünden vazgeçmezse başarılı olacak; sol kesimdeki girişimciler ise eski bil’umum kötü alışkanlıklarından vazgeçerlerse başarılı olacaklar. Demek ki sonuçta sorunun, vazgeçmek ya da vazgeçmemek olduğunu anlıyoruz.

Bizler bu mahallenin çocuğu olmamız hasebiyle, esas olarak bizi, bizim mahallenin dertlerine nasıl derman olunur, ilgilendirir. Zaten, burjuva kampının unsurlarının kendi yollarında, bizlerin aklına ihtiyacı yok!

***

Ayrıca bizim mahalleden biri çıkıp da şöyle derse: solcular kamusal alanda faaliyet gösterirler; ama sonuçta onlar da etten, kemikten, sinirden müteşekkil birer canlı ve onların da duyguları, zaafları olabilir ve senin biraz önce söylediğin eksikliklere bir de bu tür özel hedefler ilâve olursa, keten helva cayır cayır yanmaz mı!

Bizim tarafta halisane duygularla, niyetlerle işlemez hâle gelmiş olan yapıları içtenlikle, fedakârlıkla yeniden toplumsallaştırıp yaraya merhem olacak bir mevzi hâline getirmek için çaba harcayanlar olduğu gibi, yine bizim tarafta, bir şansımı deneyeyim; solla temaslı muhalefet partilerinde belki bir nimet, köşe kaparım, tiynetinde olanlar da olabilir. Çok geçmeden o yapılarda bu uyanıkların göz kırptığı odaklar doğrultusunda dayatmacı, hır çıkarıcı tavırlarını o yapıdaki miyop olmayanlar görüp not ederler tabii. Ama bu uyanıkların toplumsal rütbeleri yüksek olunca, onları bulundukları yerlerden koparmak da kolay olmaz. Sonuçta o uyanıklar şansını dener, kendi gizli niyetleriyle içine girdikleri yapı, aldığı hasarla başarısız olur. Ve o yapının başarısızlığına sebep olan uyanıkların maskesi günü gelince yine bizim mahallenin hesapsız-kitapsız çocukları tarafından düşürülse de yapı tekrar eski hâline dönüp metruklaşmış olur.

Ayak mı ayakkabıya göre şekil alır; yoksa ayakkabı mı ayağa göre açılır? Ayak ve ayakkabı arasında sürekli bir etkileşim olduğu gibi, birey ve toplum arasında ve kuşaklar arasında da böyle bir etkileşim vardır.

Bit pazarı, acısıyla tatlısıyla hayatın imbiğinden süzülüp gelmiştir; ama yine de, eskidir, eskimiştir. İnsanoğlu yeniye, yenileşmeye ve kendini yenileyene rağbet etmiştir. Aynı suda yeniden ve yeniden yıkanmak mümkün değildir. Güncelliğini yitirmiş ve artık kullanılmayan metruk yapılar da tabiatın aynı kanununa tabidir.

 

 *Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017-2024 arası toplam 5 Diyalog kitabı.

 

 

Tags: Naim Kandemir
Previous Post

Türkiye’den KKTC’ye askeri hamle: 6 F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı

Next Post

EMPERYALİZM VE İRAN HALKININ KADERSİZLİĞİ

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var.Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR
Günlerden Sızan

TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR

17/04/2026
PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN
Günlerden Sızan

PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN

09/04/2026
İNSAN YAŞADIĞI KADAR
Günlerden Sızan

İNSAN YAŞADIĞI KADAR

06/04/2026
EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR
Günlerden Sızan

EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR

24/03/2026
HAYALLERİ EYERLEMEK
Günlerden Sızan

HAYALLERİ EYERLEMEK

16/03/2026
TAŞRALI HAYATPEREST
Günlerden Sızan

TAŞRALI HAYATPEREST

02/03/2026
Next Post
EMPERYALİZM VE İRAN HALKININ KADERSİZLİĞİ

EMPERYALİZM VE İRAN HALKININ KADERSİZLİĞİ

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

by Salih Zeki Tombak
17/04/2026
0

Siyasi kişiliklerin, kendilerine özgü dilleri, üslupları, kadroları, insan ilişkileri ve iş yapma biçimleri olur. Ama bir devletin, çok uzun süredir,...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: SOSYAL ÇÜRÜMEDEN SOSYAL ÇÖZÜLMEYE TÜRKİYE

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: SOSYAL ÇÜRÜMEDEN SOSYAL ÇÖZÜLMEYE TÜRKİYE

by Ümit Özdemir
17/04/2026
0

Sefaleti azaltmadan, zenginliği arttıran bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şey olmalı. Karl Marx Perde akademisyen Zeliha Burtek’in ünlü sokak...

Ortadoğu’da kritik 10 gün: İsrail-Lübnan ateşkesi yürürlükte

Ortadoğu’da kritik 10 gün: İsrail-Lübnan ateşkesi yürürlükte

by Sonhaber
17/04/2026
0

Donald Trump tarafından duyurulan İsrail ile Lübnan arasındaki 10 günlük geçici ateşkes yürürlüğe girdi. Bölgedeki çatışmaların ardından ilan edilen ateşkesin,...

20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

by Sonhaber
17/04/2026
0

Uşak’ta bir işçi, tamir için gittiği evde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, bir firmada çalışan 20 yaşındaki...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik