Esnafın sesine ses katan KABARE platformu ile söyleşi

Esnafların pandemi sürecinde yaşadıkları mağduriyetler ve gündeme gelen intiharlarıyla beraber sorunları yaklaşık son bir aydır Türkiye’nin ağır gündemleri arasında yer bulmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 11 Mart’ta Covid-19 tedbirleri kapsamında getirilen yasaklar, Türkiye’de birçok kesime farklı bağlamda yansımakla beraber, hizmet sektöründe yer alan kafe, bar ve restoranları çok daha fazla etkilemiş durumda.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın basına yönelik olarak “dükkânların kepenk kapattığı bilgisinin yanlış olduğu, hiçbir dükkânın kepenk kapatmadığını” söylediği açıklamasına karşılık KABARE Platformu üyesi Neylan Solmaz, mekânları resmi olarak kapatmanın ayrıca bir maliyet gerektirmesi, esnafın ise içinde bulunduğu koşulların ağırlığından dolayı bu maliyetleri karşılayamadığı, dolayısıyla bu kapatmaların resmi istatistiklere orantılı olarak yansımasının söz konusu olamayacağını söylüyor.

KABARE Platformu esnafların mağduriyetlerini Türkiye gündemine taşımak amacıyla kuruldu. Akabinde gerek sokakta, gerekse de basında ve sosyal medyada oldukça görünür olan platformun üyelerinden biri olan Neylan Solmaz, Kızılay’da kafe işletmeciliği yapıyor. Solmaz’la esnafların pandemi öncesi ve sonrası koşullarını, KABARE Platformu’nu ve çalışmalarını konuştuk.

Sevgili Neylan,  öncelikle esnafların sorununu gündemleştirmesiyle son günlerde adından epey söz ettiren KABARE Platformu’nu tanıyabilir miyiz?  Ne zaman ve nasıl kuruldu, amacı nedir ve bugüne kadar neler yaptınız?

Kabare; kafe, bar, restoran çalışanları ve işletmecilerinin kurduğu bir platformdur. İşletme sahipleri ve çalışanları olarak yaklaşık iki yıldır bir araya gelmeye, ortak sorunlarımıza çözüm üretmeye çalışıyorduk. Fakat pandemi sürecinde uğramış olduğumuz mağduriyet ve bu mağduriyetin büyüklüğü süreci hızlandırdı. Ocak ayının son haftası ortak söylem ve eylem birliği yapmak üzere elliye yakın esnaf ve çalışan bir araya gelerek KABARE platformu kurduk.

Öncelikli olarak, kamuoyu oluşturmak ve sesimizi duyurabilmek için afişler hazırladık ve bu afişleri işletmelerimizin girişine astık. Sosyal medya kanallarında da görünür olabilmek için Kabare Platformu adına sosyal medya hesapları açtık. Bu hesaplardan hazırlamış olduğumuz dijital afişleri ve gönderilerimizi paylaşarak dikkat çekmeye çalıştık. Ulaşabildiğimiz haber kanalları ve gazetelerle program yapıp, röportajlar hazırladık.

İlk fiziki eylemimizi 8 Ocak Pazartesi, yani haftanın ilk günü yaptık. Platforma üye işletmeler 18.00-19.00 arasında işletmelerinin kepenklerini ve ışıklarını açarak beklediler. Son beş dakika ise mekânlarımızın kapısının önünde alkışlayarak eylemimizi bitirdik.

İlk eylemimizle halkın ve basının dikkatini çekmeyi başardık. Aynı eylemi 12 Ocak Cuma günü tekrar yaptık ve bu kez Ankara’nın farklı ilçelerinden ve Ankara dışından eylemimize destek veren işletmeler oldu. Farklı illerde benzer amaç ve hedefle bir araya gelen diğer esnaf platformlarıyla görüşmeye başladık.

PANDEMİ koşullarının birçok kesimi etkilediğini biliyoruz. Peki, bar, restoran, kafe ve çalışanları farklı olarak bu süreçten nasıl etkilendiler?

Öncelikle, hastalığın ölümcül sonuçlarını göz önünde bulundurarak, hepimiz sorumluluk aldık ve üstümüze düşeni yaptık. Devletin kapatın emriyle tüm kafe bar ve restoranlar yasağa uyarak işletmelerini kapattı.  Vergi muafiyeti, kira yardımı, çalışan desteği, fatura iptali beklerken borçlarımız üst üste yığılmaya başladı. Birçok esnaf kredi çekerek, borcunu borçla kapatmak zorunda kaldı. İşletmelerimiz gelir getirir değil, borç üretir hale geldi.

Birçok esnaf biriken borçları nedeniyle iflas etti ve dükkânını kapattı. Bizler gibi direnen esnafsa, mülk sahiplerinin vicdanına bırakıldı. Kira, vergi, fatura borçlarımız katlanarak çoğaldı ve çoğalmaya devam ediyor.

İşletmelerimizde çalışarak hayatını idame ettirmeye çalışan ve hiçbir birikimi olmayan çalışanlarımız ise farklı sektörlerde iş bulmaya çalışıyor ve yoksullukla mücadele ediyor. Birçok kişi ailesine ya da arkadaşlarına sığınarak hayatta kalmaya çalışıyor. Yazık ki geçtiğimiz hafta intihar haberleri de basına yansıdı. Süreç gittikçe katlanılamaz bir hal alıyor.

Bu durumda platforma ilgi artışı olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Mevcut durumda platforma katılım oranları hakkında elinizde bir istatistik var mı?

İlk bir araya gelip platformu kurduğumuzda 50 işletme civarındaydık. Sonrasında platform üyelerinin diğer işletmeleri bilgilendirmesi neticesinde 150 -200 kişiye ulaştık. Eylemlerimizin basına ve sosyal medyaya yansıması sonucunda farklı ilçelerden ve illerden de katılımlar oldu. Eylemimize ve platforma destek verenlerin sayısı, gün gün artmakta, bu nedenle tam bir istatistiki sayı verebilmem şuan pek mümkün değil.

Neylan Solmaz ve Nurcan Aktay

Bu süreçte esnafa yönelik olarak açıklanan destekler oldu. Sizler bundan faydalanabildiniz mi? Ve bu desteği yeterli buldunuz mu?

Aylardır kapalı işletmelere son üç aya dair 750 tl bir destek verileceği söylendi, lakin bu da söylentide kaldı. Hükümetin bu desteği vermek için koyduğu koşullara uyan çok az işletme var. Yani başka bir deyişle öyle bir esnaf yok. Ben de bu destekten faydalanamadım, kaldı ki açıklanan meblağ, içinde bulunduğumuz koşullarda çok yetersiz hatta komik bir tutar. En düşük işletme kirası neredeyse 3-5 bin civarında bunun yanı sıra 30 bin, 40 bin TL kira ödeyen işletmeler var.

Bir çok yerde esnafın kepenk kapattığını duyuyoruz, ancak Sayın Cumhurbaşkanı dükkân kapatmaların doğru olmadığını söyledi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğrudur, Sayın Cumhurbaşkanı saraydan baktığında etrafında kapanan dükkân görmüyordur. Biz işletme sahipleri saraya alınmayacağımıza göre, kendisini işletmelerimize davet ediyoruz. Hem kapanan dükkânları kendi gözleriyle görür, hem de esnafın derdini kendi kulaklarıyla duyar.

Şuanda sadece; Meşrutiyet, Konur ve Bayındır sokak civarını gezin, ellinin üstünde satılık, kiralık, devren kiralık ilanlarını görürsünüz.

Bu arada şunu da söylemeden geçmeyelim, bir işletmeyi kapatabilmek için bile paraya ihtiyaç var. Birçok işletme, kapanış işlemlerini yapacak parayı bile bulamadığı için dükkânını kapatmamış gibi görünüyor.

Platform olarak siyasi partilerden destek aldınız mı? Onların esnafların sorunlarına yaklaşımını nasıl değerlendirirsiniz?

Platformun herhangi bir siyasi partiyle bağlantısı yoktur. Bizler ortak bir talep için bir araya gelmiş, hak arama amacıyla kurulmuş bir esnaf topluluğuyuz. Bazı muhalefet partilerinden destek ve dayanışma teklifi geldi. Ama KABARE platformu olarak, bu zamana kadar bizleri görmeyen, sorunlarımızı duymayan, tüm siyasilere kırgınız ve mesafeliyiz.

Türkiye’nin farklı illerinde bulunan esnafların bu çalışmalarınıza dair bir değerlendirmeleri oldu mu? Sokağa çıkıp ışık açma ve alkış eyleminize dair vatandaşın tepkisi ne oldu?

Sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla yaptığımız duyuru ve görseller ses getirdi. Birçok ilçe ve ilden destek mesajları aldık. Bilhassa alkış eylemimiz Türkiye genelinde duyuldu ve Antalya, Adana, İstanbul, İzmir, Eskişehir gibi ilçelerden alkış eylemimize eş zamanlı katılanlar oldu. Halkın desteğini en başından beri hissediyoruz, yanımızda olduklarını ve haklılığımızı her fırsatta dile getiriyorlar ve eylemlerimize destek veriyorlar.

Biliyoruz ki bu mekanlar yeme-içme ihtiyaçlarının karşılanmasının ötesinde insanların aynı zamanda sosyal ihtiyaçlarını da karşılayan bir misyon taşımakta. Müşterileriniz bu çalışmalarınızı destekliyor mu?

İşletmelerimiz yeme-içme sektöründe faaliyet gösteriyor fakat aynı zamanda, toplumsal sağlığın bir gereği olan,  sosyalleşme ihtiyacına da katkı sunuyor.

Biliyorsunuz şuan pandemi nedeniyle, kafe bar ve restoranlar kapalı ama AVM’ler, spor salonları, kozmetik, konfeksiyon mağazaları, oteller açık.

Bizler 50 kişilik işletmelerimize 15 kişiyi bile alamıyoruz ama kongre salonları, otobüsler, fabrikalar, metrolar hınca hınç dolu.

Müşterilerimiz de bu durumu görüyor, sadece bize uygulanan yasakları anlamsız buluyor ve açılmamızı istiyorlar.

Size karşı bu ayrımcı tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pandemi öncesinde de, kafe bar ve restoran gibi işletmeler sürekli denetleniyor ve çeşitli nedenlerle yüksek meblağda cezalar yazılıyordu. Bilhassa Kızılay civarındaki işletmeler, neredeyse gün aşırı polis denetimine maruz kalıyordu, denetimlerden rahatsız olan müşterilerimiz mekânlarımızı terk ediyordu. Tüm bu baskılar, işletmelerimizi çok zor ayakta tutmamıza neden oluyordu.

Bu anlamda pandemi sürecindeki yasakların; sadece hastalığın yayılımını engelleye yönelik değil de, sosyal yaşamımıza müdahale etmeye yönelik bir kısıtlama niyeti de içerdiğini düşünüyorum. Tıpkı krizlerin fırsata çevrilmesi gibi, pandeminin de bir nevi fırsata çevrildiğini ve sosyal yaşamın yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını düşünüyorum.

Sosyal mesafesi planlanmış, kişi kapasitesi ayarlanmış, tüm hijyen ve sterilizasyon koşullarına uyularak işletilen kafe, bar ve restoranların, şuanda açık olan diğer işyerlerinden daha fazla bir risk içermediğini düşünüyorum.

Bu sıkıntıları aştığınız takdirde platform ne olacak? Kapatacak mısınız, yoksa çalışmaları bir yere evrilecek mi?

Daha öncede söylediğim gibi platform pandemi sürecinde ivme kazandı ama öncesinde de ortak sorunlarımıza çözüm aramak ve taleplerimizi daha yüksek sesle muhatabına duyurabilmek için bir araya gelmeye çalışıyorduk. Platformun pandemi sonrasında kapatılacağını ve dağılacağını düşünmüyorum. Çünkü ortak sorunların çözümüne yönelik örgütlü hareket etmek bir avantaj ve bu avantajı kullanmak isteriz. Ne demişler “birlikten kuvvet doğar.” birliğimizi bozmayı düşünmüyoruz.

Bu kadar kısa bir sürede esnafın sorunlarını kısmen de olsa gündem yaptınız. Peki, iktidar kanadından size ulaşan birileri oldu mu?

Bizler platform olarak valilikle ve bazı diğer kanallarla görüşme yaptık ama şuana kadar iktidar kanadından ciddi anlamda bir görüşme talebi gelmedi.

Son olarak; somut talepleriniz nelerdir? Bundan sonra ki çalışma takviminizde neler var?

Yapılan ayrımcı tutuma itiraz ediyoruz. Kafe, bar ve restoranların hastalık yayıcı mekânlar olarak lanse edilmesine itiraz ediyoruz. Ya hep beraber kapatalım ve kapatıldığımız takdirde sahip çıkılsın, ya da hep beraber açalım istiyoruz.

Salgın hastalık koşullarının yerine getirilmesini, ‘mücbir Sebep’in devreye sokulmasını, bu kapsamda, kira, vergi, SGK, fatura gibi ödemelerde indirim, erteleme ve muafiyet istiyoruz.

Açıldığımızda dahi, kapalı kaldığımız süre boyunca biriken geçmiş borçlarımız nedeniyle, yaşayacağımız sorunların çözümüne yönelik, somut adımlar ve destek paketleri talep ediyoruz.

Faaliyet alanı aynı olmasına rağmen, sadece ruhsat farkı nedeniyle (Bar ruhsatlı mekânların, kafe ve restoranlar açıkken, açılamaması) yapılan ayrımcılığın ortadan kalkmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyoruz.

Sizi ilgiyle takip etmeye devam edeceğiz. Umarım en kısa sürede amacınıza ulaşırsınız. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Bizler de sesimize ses olduğunuz için, bize zaman ve sitenizde yer ayırdığınız için teşekkür ederiz.

 

Yazar Profili

Nurcan Aktay
Nurcan Aktay
1975 Diyarbekir doğumlu
İşçi hakları ve insan hakları alanında çalıştı
İşletmeci
Sosyoloji bölümü öğrencisi
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x