“Ezilenler için medya”da yeni dönemin kronolojik akışı

Bu yazıdaki amacım, eksiği gediğiyle ‘ezilenler için medya’yı kronolojik bir sıralamayla tek fotoğrafta göstermek. Sonraki yazıda ise bu örneklerden yola çıkarak, aynı medyayı birçok açıdan tartışmak.

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Öncelikle, hâlâ bir şekilde işlevsel olan medya organlarını, periyoda dayalı bir tasnifle en alt çıtadan en üst çıtaya kadar sıralayalım: Aylık dergiler, on beş günlük ve haftalık gazeteler, günlük gazeteler; yerel radyo kanalları ve televizyon kanalları…

Çiçeği burnunda yeni bir medya alanı olarak sanal (çevrimiçi, internet) dergi ve gazetelerini de ekleyelim. Bu yazıda, her bir alan ve 1988’den itibaren, bir dizi örnekler vereceğim. Örneklerin kronolojik (zaman dizinsel) bir okumasını yapacaksınız.

Bu yazıdaki amacım, eksiği gediğiyle ‘ezilenler için medya’yı bir tek fotoğrafta göstermek. Sonraki yazıda ise bu kronolojik dökümde yer alan örneklerin deneyimlerinden yola çıkarak, söz konusu medyayı birçok açıdan tartışmak; kimi öneri ve eleştirilerde bulunmak.

1990’ların sonu, esasen de 2000’li yıllar, Türkiye’de önemli bir kitlesellik kazanmış ve dolayısıyla gündemin müdahili konumuna gelmiş dinamiklerin başında Siyasal İslamcılar, Kürtler ve Aleviler geliyordu. 1975-80 yılları arasında, işçi, memur, gençlik, kısmen de olsa köylü kitlelerini örgütleyip harekete geçiren ve bu halleriyle dönemin başlıca başat dinamiklerinden olan devrimci sol, sosyalist, komünist siyasi hareketler, 12 Eylül 1980 darbesi sürecinde öylesine ezildiler ki 2000’lerden sonra da sahneye tutunamadılar. Günümüzde de kelimenin gerçek anlamında gündeme müdahil olabilecek bir güce yeniden ulaşabilmiş değiller henüz.

2000’li yıllarla birlikte, Türkiye’de gündem yaratır konuma gelen o üç dinamikten “Siyasal İslam” şemsiyesi altında gelişen hareket, egemen güçlerin bir kanadını temsil ediyordu. Bu hareket, 2000’lerden itibaren iktidara yerleşti ve iktidar denilen çark, onları çok hızlı bir şekilde kendilerinden öncekilere benzeme sürecine soktu. Gelinen nokta ortada.

Diğer iki dinamik olan Kürtler ve Aleviler ise (ilki etnik/ulusal, ikincisi dini/inançsal zeminde) “ezilenler cephesi”nde yer alıyordu. Daha o günlerde girilen yeni sürecin, özellikle bu iki dinamik için “rönesans” şeklinde tanımlanmasına tanık olduk. Eğer gerçekten de yaşanmaktaydıysa öyle bir rönesans, bunu en iyi yansıtan (yansıtması beklenen) alan ve araçların başında medya yer alırdı, almalıydı.

Şimdi Kürtlerin, Alevilerin ve devrimci sol, sosyalist, komünist siyasi hareketlerin 1988’de başlayan yeni yayıncılık döneminde ortaya çıkardıkları aylık dergiler, on beş günlük ve haftalık gazeteler, günlük gazeteler; yerel radyolar ve televizyon kanallarına, alanında kilometretaşı sayılanlarından örnekler sıralayalım ki daha sonra da ezilen ulusların, inançların, sınıf ve tabakaların, yani muhalif güçlerin sesi olsun istenen ‘ezilenlerin medyası’ndaki kendine özgü “angaje” ve “yandaş” olmak pratiğini irdeleyip tartışabilelim.

Kürtlerde medya araçları kronolojisi

Kürtler, 12 Eylül’den sonraki yeni dönemin ilk aylık dergisini 1988’de (Medya Güneşi) yayımladılar. İlk on beş günlük gazete ile ilk haftalık dergi çıkarmaya 1990’da (Halk Gerçeği ve Yeni Ülke) başladılar. 30 Mayıs 1992’de ilk günlük gazeteyi (Özgür Gündem) yayımlayarak medya alanında, kendi cephelerinden yeni bir dönem başlattılar Kürtler. Bu günlük gazete çıkarma geleneği, mecburi kopukluklar ve farklı isimlendirmelerle bugüne kadar sürdürülegeldi. Televizyon alanına ise, 15 Haziran 1995’te Londra’da kurulan ve Avrupa’dan uydu yayın yapan Med Tv ile adım attılar. Nisan 1999’a kadar sürdürdü yayınlarını. Aynı yıl, onun yerine Fransa’da Medya Tv kuruldu; o da 2004’te kapatılınca, yerine Danimarka’da Roj Tv kuruldu… Nuçe Tv ve Sterk Tv’ye kadar geldi bu kurulma-kapatılma zinciri.

Alevilerde medya araçları kronolojisi

Aleviler, 1980’lerin ikinci yarısında önce kitaplara konu oldular. Sonra aylık dergiler çıkardılar. Radyolar kurdular ardından. Çağa ayak uydurarak internet dünyasından da geri kalmadılar; birçok siteye sahiptiler artık. Yazılı, sesli/işitsel medya derken, 2005’ten itibaren medya araçlarının en gelişmişi olan görsel medyaya da sahip oldular. İlk ‘Alevi televizyon kanalı’, 4 Eylül 2005‘de Cem Vakfı bünyesinde kurulmuş Cem Tv idi. 2006’da Su Tv, 2007’de Yol Tv yayına başladı. Alevilere ait, Alevilere dayanan ve onlara seslenen televizyon kanallarının sayısı, bir elin parmaklarını geçmişti. (Düzgün Tv, Mozaik Tv, Tv On, Can Tv gibi.)

Devrimci sol, sosyalist, komünist cenahın medya araçları kronolojisi

12 Eylül’den çıkış sürecinde medya alanının somut gelişmelerine bakıldığında, sınıf mücadelesini örgütlemek isteyen siyasal hareketler, uzunca bir süre aylık politik dergiler çıkarabilmiştir ağırlıkla. Nokta ve Yeni Gündem adlı haftalık haber dergilerini, belli bir hareketin yayın organı olmadıkları için geçiyorum. Birçok açıdan belli bir hareketin doğrudan yayın organı sayılmasa da, ama ağırlıklı olarak belli bir hareketin (Aydınlık hareketinin) maddi olanakları ve kadrolarıyla Ocak 1987’de yayın hayatına başlayan 2000’ne Doğru dergisi çıkar karşımıza. 12 Eylül’ün cümle icraatlarını sorgulayan, açığa çıkaran, teşhir edip hesap sorulmasını talep eden bir yayın çizgisi izlemiştir. Daha sonra, EMEP çevresi haftalık yayın sürecini 1992’de “Gerçek” dergisiyle başlattı.

Günlük basın alanına geçişe, Aziz Nesin ile Aydınlık hareketinin 1 Mayıs 1993’ten itibaren çıkardığı ve ömrü bir yıl süren günlük Aydınlık gazetesini, farklı ve istisnai bir örnek olarak anımsatıp devam edelim. Sınıf mücadelesini esas alan, belli bir siyasal kesime dayanan (Aydınlık gazetesi özgün konumundan dolayı dışarıda tutulduğunda) ilk günlük gazeteyi EMEP çevresi, 7 Haziran 1995 tarihinde ve Evrensel adıyla yayımladı. ÖDP’ye yakın çevrelerin ise, 1990’ların ilk yarısında Söz gazetesi deneyimi olmuştu. 14 Nisan 2004’te günlük gazete BirGün yayın hayatına başladı. Günlük periyodunu iki yıldan daha az bir süre devam ettiremediyse de günümüzün TKP çevresi tarafından, 1 Ekim 2012’de “soL” gazetesi çıkarılmaya başlandı. 4 Haziran 2014’te son günlük sayısını çıkarıp, haftalık yayına geçti.

Medya alanında oldukça atak davranan EMEP çevresi, 21 Mart 2007’de Hayat Tv kanalını faaliyete geçirdi. Yayını 29 Eylül 2016’ya kadar devam eden bu televizyon kanalı haber, aktüalite, politika ve kültür ağırlıklı bir yayın içeriğine sahipti.

“Ezilenler için medya”ya karşı uygulanan baskıların ve yasakların haddi hesabı yok. Ama, muhalif kimliklerle ya da “ezilenler için” girişilen medya çalışmalarında da karşıtına benzeyen tarzda “angaje” veya “yandaş” pozisyon alışlar söz konusuysa, bu, alana yönelik üretim süreçlerinde içerden problemler olduğunun göstergelerinden biridir. Ki “ezilenler için medya” çalışmalarının kendi öz yapısından kaynaklanan çok sayıda eksik ve yanlışları, egemen sınıfların dayattığı negatif, nefes aldırmayan ortama kaçınılmaz olarak tuz-biber eker, ekiyor. Sonraki yazımda, bunu tartışmayı deneyeceğim.

www.huseyin-simsek.com

 

 

 

 

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x