Fikri Olmadan Zikri Olmak

Levent Kaçar

Fikri Olmadan Zikri Olmak Ya Da Diğer Deyişle Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak Sorunu Üzerine…*

Sorun olarak yorumladığım bu başlık üzerine belki de sayfalarca yazı yazabilirim. Hem de en afilisinden. Gel gör ki ne faydası olur; işte bundan emin değilim. Yine de yazacağım, dilimin döndüğü kadar. Sorun şu ki;
1. Öncelikle okumayı sevmiyoruz. Bu nedenle giderek okusak bile anlamaktan çok uzaktayız. Bu, çok anlaşılmaz değil; zihinsel faaliyeti az olanın zihinsel kıvraklığı ve anlama eşiği de az olur.
2. Aklımızı ve zihnimizi zorlamayı sevmiyoruz. Her disiplinin bir okuma ve anlama metodolojisi vardır. Bu; sondaj kabiliyetimizi geliştirerek ufkumuzu açar. Önce ne öğrenmek istediğimiz, sonra bunu nasıl bir disiplinle yapmamız gerektiğini öğrenmeli ve yol haritamızı buna göre çizmeliyiz.
3. Yorumlama ve kendini güncelleme yetisi yanlış yapma cesaretiyle doğrudan ilişkilidir. Değişim ve güncelleme cesaret ve dürüstlük gerektirir. Bunun yanına vicdan ve adalet duygusunu katmaz isek; çok şey bilmenin de hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Çok bilip yanlış yapmaktansa az bilip doğru yapmak evladır.
4. Araştırmak öncelikle dürüstlük; sonrasında da bilimsellik ve somut hayatla bağ kurulmasıyla anlam kazanır. Diploma ya da ehliyet için araştırmanın hiç bir hükmü yoktur. Sebahattin Ali; hikaye ve öyküleri, aynı zamanda yaşam pratiğiyle bu duruma en iyi örnektir.
5. Disiplinler arası bağ kurmak gerekir. Her tıp fakültesini bitiren; doktor olsaydı ve her edebiyat bitiren; yazar, her sinema okuyan da; yönetmen/senarist olsaydı ortalık bunlardan geçilmezdi.
6. Her konuyu, bir kişinin çözmesi mümkün değildir. Uzmanlaşma bu nedenle elzemdir. Ama dünyadaki değişim hızı akıl almaz seviyedeyken her şeyi bilebilmek ham hayalden öte bir şey değildir. Metodoloji en iyi öğrenme/öğretme yoludur. Pratik ise bunun doğruluğunu sağlama garantisi verir.
7. Her şeyi bildiniz diyelim; oldum dediğinizde cehaletin batağına düşersiniz. Hiç bir şey bilmediğinizi bilmek daha evladır. Eksik bilginin sonu yoktur; doğru bilginin sonu olmadığı gibi.
8. Herkesten aynı yetenek, beceri ve hassasiyeti beklemek saflıktır. Kimseye faydası yoktur. Hata insan doğasının olmazsa olmazıdır. Tam doğru yoktur.
9. İnsan söz konusuysa hiç bir şeyin garantisi yoktur. “Garanti arayanlar servi ağaçlarının altına gitsinler.” Belki garanti sadece oradadır.
10. Paylaşmak cesaretini gösteremeyen benciller, hata yapmaktan korkanlar birgün mutlaka kavgadan da kaçarlar. Onlarla işimiz olamaz. Değişmedikleri sürece onlarla uğraşmak zaman kaybıdır.
11. Bu görüşlerin hepsi beni bağlar ve kişiseldir. Paylaşan ya da ekleyen olursa mutlu eder beni. Eleştiren olursa saygı duyarım. Reddeden ya da kızan olursa da; işim olmaz. Yataklarını ayrı serip gölge etmesinler yeter.
12. Herkesin; doğrunun kendi meşrebinde, kıymeti vardır. Saygı duyulmalı diye düşünürüm. Ama illa benim doğrum iyidir diyene de benim çakralarım kapalıdır.
13. Kitabın ortasından alıntılarla bugünün meselesini açıklamaya çalışmak gerçeği bulmaya yardım etse de yetmez. Eğer değişimin zamanı ve hızında güncellenmeden veriliyorsa bu alıntı; olsa olsa gerçeği bulandırmaktan başka işlev görmez. Hayatı kitabın ortasındaki alıntılara uydurmak yerine, kitabı hayata göre güncellemek olsa olsa Marx’ı ve ardıllarını sevindirir.
14. Yolculuk uzun ve meşekkatlidir. Bunun bilinciyle yalnız değiliz diye düşünerek yürüyeceğimiz yolu benden bize doğru yürümemiz gerektiğini düşünürüm.
15. En yakınımızdan değil en uzağımızdan hayata başlamak; her zaman avantajlıdır. Avantaj sarhoşluğu ise yanıltıcıdır. Kaplumbağa sabrı, tavşanın yokuş koşma becerisi, maymunun sevimli kıvraklığı, kartalın yırtıcılığı, tilkinin kurnazlığı ve karıncanın sabrıyla karganın bilgeliği lazımdır bana. Hayvanları asla es geçmemeliyiz. Bilmediğimiz çok şeyi onlardan öğrendiğimizi unutmamalıyız.
16. Mütevazılık, kanaatkarlık, asilik, cesurluk, muziplik, damak ve estetik yeti; çok kıymetli değerlerdir. Kibir, oburluk, kıskançlık, şehvet, bencillik vb. huylar kötüdür.
17. Şimdiki bilgilere dayanarak diyebilirim ki; İnsan kendini terbiye edebilen, vazgeçebilen ve dönüştüren yegane canlıdır.
18. Egosu ve bencilliği en yüksek; kıyıcı, yok edici tek varlık insanın kendisidir.
19. Yol uzun ve ağır bedeller gerektiriyor. Üzüntü ve kayıplarıyla en hırpalayıcı ve en mutlu edici yoldur devrimci olmak. Tutku aşırıya kaçmamak kaydıyla mübahtır. “Aşkla ölmeye benzer devrimci olmak.”
Eyvallah; sürçü lisan etmişizdir mutlaka, affola.

Saygıyla…

Demedi demeyin Ekim’de dedim gitti ama Ekim de bitti…2021
* Bu yazı ihtiyaç üzerine kaleme alınmıştır. Sevgi selam ile…

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x