İngiltere merkezli Financial Times gazetesinde yayımlanan bir analizde, ABD ile İran arasındaki gerilime ilişkin dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi. Vali Nasr imzasıyla yayımlanan yazıda, Tahran yönetiminin Washington ile yürütülen diplomatik temaslara temkinli yaklaştığı ve müzakere sürecini bir “çözüm fırsatından” ziyade “tuzak” olarak değerlendirdiği ileri sürüldü.
Analizde, İran’da müzakere masasında somut kazanım elde edilemeyeceğine dair bir kanaatin güç kazandığı belirtilerek, bazı çevrelerin “kaçınılmaz bir savaşı zayıf bir anlaşmaya tercih edebileceği” yorumuna yer verildi. Yazıda, İran’ın diplomasideki amacının yalnızca savaşı önlemek olmadığı, aynı zamanda mevcut güç dengelerini değiştirmeyi hedeflediği ifade edildi.
“Diplomasiye güven sınırlı”
Financial Times analizine göre, ABD ile İran arasındaki son görüşme turu Tahran açısından savaşı önleme fırsatı olarak görülebilirdi; ancak İran tarafının Washington’a sınırlı öneriler sunduğu öne sürüldü. Bunun nedeninin ise İran yönetiminin diplomasiye duyduğu güvenin düşük olması ve savaş ihtimalini giderek daha gerçekçi bir senaryo olarak değerlendirmesi olduğu kaydedildi.
Yazıda, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik güvensizliğinin sürdüğü belirtildi. Analizde, Trump döneminde ABD’nin 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmesi ve uygulanan yaptırımların İran ekonomisi üzerinde ağır etkiler yarattığı hatırlatıldı.
“Turnusol testi” vurgusu
Analizde, Tahran yönetiminin olası bir anlaşmaya ilişkin temel beklentilerinin; İran’a saldırı düzenlenmeyeceğine dair güvence verilmesi, yaptırımların kaldırılması ve sivil amaçlı uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçilmemesi olduğu ifade edildi. Buna karşılık ABD’nin yalnızca nükleer program değil, balistik füze kapasitesi ve bölgesel aktörlerle ilişkiler konusunda da kapsamlı talepler dile getirdiği aktarıldı.
Nasr, İran’ın bu koşulları kabul etmesinin rejim açısından ciddi riskler doğurabileceğini savunarak, Tahran’ın hem ekonomik baskı hem de askeri tehdit altında kapsamlı bir geri adım atmaya yanaşmadığını belirtti.
“Uzun savaş senaryosu”
Analizinde, İran’ın olası bir çatışma durumunda uzun süreli ve bölgesel etkileri olan bir savaş senaryosuna hazırlandığı değerlendirmesi yer aldı. Yazıda, İran’ın doğrudan kapasitesi sınırlansa dahi bölgesel müttefikleri aracılığıyla ABD ve İsrail’in çıkarlarını hedef alabilecek imkanlara sahip olduğu ifade edildi.
Ayrıca, Tahran’ın savaşın uzaması halinde ABD’nin çatışmayı sonlandırma arayışına girebileceğini hesaplıyor olabileceği yorumu yapıldı. Bu yaklaşımın Batı’da bazı çevreler tarafından riskli bir yanlış hesaplama olarak görülebileceği belirtilirken, İran’ın stratejik değerlendirmelerinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.
ABD-İran hattındaki diplomatik ve askeri gelişmelerin, bölgesel güvenlik dengeleri açısından belirleyici olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.






