Fransa’da Covid-19’a karşı kültürel öfke

Sanatçılar kazanmak için mücadele veriyorlar ve biz de onları desteklemeliyiz, çünkü bir sanatçının da dediği gibi “Kültürün yokluğu toplum ölçeğinde tehlikelidir, insanı zayıflatır, ruhu küçültür”

Fransa’da kültür dünyası, kovid-19 salgınından sert bir şekilde etkilendi ve daha iyi günlerin geleceğine dair beklentisi yok.*

4 Mart’ta Paris’teki Odéon Tiyatrosu’nda, bu endüstrideki yarı zamanlı/aralıklı çalışanların (intermittents) girişimi ve CGT Spectacle ile (Genel İş Konfederasyonu CGT’nin bu alanda örgütlü sendikası), kültürel mekanların yeniden açılmasını talep etmek için tiyatroları işgal etme ulusal hareketi başlamıştı.

100 tiyatro işgal edildi

Hareket devam etti ve diğer şehirlere yayıldı: Nisan sonunda yaklaşık yüz mekan işgal edilmişti. İşgaller, ekip çalışmaları ve sanatsal faaliyetlerin sürekliliğine izin veren tiyatro alanlarında ve sıhhi talimatlara uygun olarak yapıldı. İşgallere katılanlar arasında sanat, tiyatro, müzik ve dans okullarından çok sayıda öğrenci ve hükümetin kararlarında adı geçmeyen ama tüm gösterilerde hazır bulunan genç işçiler var.

Bu ulusal hareket, hükümete kültür aktörlerinin durumunun ciddiyetini görmesi için baskı yapmayı amaçlıyor. Bu kültürel aktörler: Sanatçılar, alandaki şirketler, teknisyenler, eğitimciler ve müzik, tiyatro ve dans öğrencileri; sirkler, gösteri organizatörleri, birliklerin gönüllüleri ve kültür kolektifleri.

Aynı zamanda, mücadele halindeki sanatçılar ve CGT Spectacle da, Vendredis de la colère “Öfke Cumaları” adıyla Fransa’nın her yerinde eylemler yapılması çağrısında bulunuyorlar, istihdamın yeniden başlatılması için istisnai önlemler alınması, sanatsal istihdam için bir destek planı oluşturulması, sosyal hakların garanti edilmesi ile işsizlik sigortasında değişiklik içeren reformun iptalini talep ediyorlar.

Kültür sektörü kaynıyor

Kültürün tüm sektörleri, en geniş anlamıyla, bir kaynama halinde. İşgal eylemleri gerçekleştiren emekçiler, kültürel mekanların yeniden açılmasının yanı sıra “beyaz yıl”ın uzatılmasını istiyorlar, yani 1 Mart 2020’den bu yana bu alandaki yarı zamanlı çalışanlara verilen (Ancak süresi sona eren) işsizlik maaşı hakkının süresinin 31 Ağustos 2021’e kadar uzatılmasını talep ediyorlar.

Tabii ki kültürel aktörlerin çoğu bu statüde dahi değiller. Birçoğu kültür dünyasının en güvencesizleri arasındalar, ki bu dünyayı döndürenler de onlar. Hükümetin, kısa dönemli sözleşmeleri işsizlik dönemleriyle birleştiren ve 1 Temmuz’dan itibaren uygulayacağı işsizlik reformundan sert bir şekilde etkilenecekler.

Bu reform 1.5 milyar “tasarruf” sağlıyor, 1.2 milyon güvencesiz işçinin sosyal haklarını düşürecek ve onların önemli bir bölümünü güvencesizlikten yoksulluğa itecek. Bunların arasında geçici işçiler, mevsimlik işçiler, tur rehberlerinin yanı sıra otel ve restoran sektöründeki geçici işçiler, güvenlik görevlileri vb. var ve çoğunlukla festival ve gösterilerde sanatçılar ve teknik ekiple birlikte çalışıyorlar.

Süreç örgütsüzleri örgütlenmeye zorladı

Aynı zamanda yazarlar, çevirmenler, çizgi roman yazarları, fotoğrafçılar, görsel sanat çalışanları, illüstratörler, senaryo yazarları, ressamlar, heykeltıraşlar, sanat eleştirmenleri de sorun yaşıyor; bu insanlar eserlerinin satışıyla geçiniyorlar ama sergiler iptal ediliyor, kitap yayınları ve eser alımları erteleniyor. Yaratıcıların yüzde 86’sı gelir kaybı yaşadı; işsizlik ödeneği almıyorlar ve herhangi bir dayanışma fonuna çok sınırlı erişimleri var. Çoğunlukla yalnız çalışıyorlar ve sendikalı değiller.

Bu dönem onları da seslerini duyurmak için küçük kolektifler yaratmaya ve buralarda buluşmaya itti.

Son haftalarda, ulusal düzeyde nispeten birleşmiş olan talepler genişledi ve yalnızca kültürel aktörlerin endişelerinin ötesine geçti. İşsizlik karşı reformundan etkilenmemekle birlikte, aralıklı çalışanlar tüm güvencesiz işçilerle (mevsimlik işçiler, tur rehberleri, geçici işçiler vb.) ve sabit süreli sözleşmeli çalışanlarla dayanışma gösteriyorlar. Ayrıca, 2022’de işsizlik sigortası sistemi yeniden müzakere edildiğinde, aralıklı çalışan statülerinin tehdit edilebileceğini de biliyorlar.

22 Mayıs’ta ulusal eylem günü

İşgallerin baskısı altındaki Başbakan Castex ve Kültür Bakanı Bachelot’un sendikalarla yaptıkları video konferans toplantısında, aralıklı çalışanların hastalık ve doğum iznine erişimlerini sağlanması ve sanat ekiplerinin desteklenmesi için 20 milyon avroluk bir bütçeye ilişkin tedbirler açıklandı. Kültürel yapılar kapalı kalırken ve kültürel aktörlerin büyük çoğunluğu hâlâ çalışamazken bu büyük ölçüde yetersiz.

Öte yandan 23 Nisan’da işgal altındaki tüm mekanların önünde konserler düzenlendi. 26 ve 27 Nisan tarihlerinde, Lyon yakınlarındaki Villeurbanne’de bulunan işgal edilmiş Ulusal Halk Tiyatrosunda (TNP), şu anda işgal edilmiş bulunan 100 mekandan 56’sının temsilcileriyle bir ulusal koordinasyon toplantısı yapıldı, işgallerin devamı için oy verildi ve 22 Mayıs’ta “İşsizlik sigortası reformuna ve güvencesizliğe karşı” ulusal eylem kararı alındı.

İşgalleri gerçekleştiren sanatçılar kazanmak için mücadele veriyorlar ve biz de onları desteklemeliyiz, çünkü bir sanatçının da dediği gibi “Kültürün yokluğu toplum ölçeğinde tehlikelidir, insanı zayıflatır, ruhu küçültür.”

İşsizlik sigortası reformunun geri çekilmesi için verilen mücadele, kültür sektöründeki güvencesiz ve geçici işlerde çalışanlar için de bir sorundur.

Kültürü ve toplumdaki yerini savunmak, onu hayata geçirmek ve geçimini ondan sağlayanlara imkan sağlamak için araçlar talep etmek: Kültür dünyasındaki sanatçıların ve teknikçilerin, diğer çalışanların ve güvencesiz işçilerin taleplerinin kesişme noktası budur.

Aralıklı çalışanlar (intermittent) kimdir?

“Intermittent” terimi bir mesleğe işaret etmiyor. Bu özel bir rejim, 1936’da Halk Cephesi tarafından yaratıldı ve başlangıçta film endüstrisi için kullanıldı. Normal sabit süreli sözleşmelerden (CDD) farklı, oldukça kısa süreci ve birkaç yıl boyunca yenilenebilen bir tür süreli sözleşmeye izin veriyor. İki sözleşme arasında, intermittent statülü çalışan işsizlik sigortasından faydalanabiliyor. Bu çalışanların düzeni eğlence sektörüne -televizyon, sinema, müzik, canlı performans vb.- uyarlanıyor. Teknik çalışanlar ve işçilerin yanı sıra sanatçıları da içeriyor. Kısa süreli görevler için işe alınıyorlar. Örneğin bir oyunun hazırlanması için 4 ay ya da bir filmin çekimi için 6 hafta gibi… Bunlar işsizlik dönemlerinin arasına serpiştiriliyor.

Genç sanatçılar için bu kalıcı bir zorluk. Birçok genç sanatçının ve hatta bazen teknisyenlerin, aralıklı çalışanlar olarak tanınmalarına olanak tanıyan ünlü saat kotasına (Bir teknisyen için 10 aylık çalışma 507 saat ve bir sanatçı için 10 buçuk ay) ulaşması yıllar alıyor. Bu statü elde edildikten sonra bir de muhafaza edilmesi gerekiyor! Mesleğin yıldızlarının yanı sıra oyuncular, dansçılar, müzisyenler, ses teknisyenleri, ışık teknisyenleri vb. ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan sözleşmeleri (reklam, çeşitli animasyonlar, vb.) tereddüt etmeden kabul ederek bir maaştan diğerine koşuyorlar. Krizin etkisiyle iş sözleşmeleri seyrekleşiyor, süreleri kısalıyor ve maaşlar düşmese bile artmıyor.

Güvencesiz çalışma da yükselişte. Sanatsal mesleklerde, turlar ve sözleşmeli işler bazen çok kısa süreli oluyor. Gösteriyi yaratmaya ve hazırlamaya ayrılan süre ücretlere yansıtılmıyor. Bir performansa verilen ücret -yaratımı, provası, kostüm vs. çok daha uzun zaman alsa bile- 12 saatlik çalışma karşılığı sayılıyor. Ve hatta sözleşme 5 güne kadar uzarsa 8 saate düşüyor.

Yılda ortalama maaşı 13 bin 700 avro olan aralıklı/intermitten çalışanların tümünü ayrıcalıklı olarak tanımlamak zor. Bu profesyoneller, kalıcı bir risk altındalar ve maddi istihdam koşulları, yaratıcı projelerin doğasında bulunan aşırı belirsizlikle karakterize oluyor.

(*Fransa İşçileri Komünist Partisi (PCOF) tarafından Evrensel’ yazılan yazı)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x