Küçük bir çocuk kendi gibi küçük çocuklarla çocukça oyunlar oynuyordu duvarlarından yoksulluk akan sokaklarda. Evlerin kapı zillerini..kapı tokmaklarını çalıp kaçıyordu..tıpkı diğer çocuklar gibi. Bazılarının isimleri Bekir..Ali..Seydo..Arbil..Efraim..Sait..Artin’di. Ama hepsi çocuktu..hepsi aynı fakir avluda yaşıyordu ve hepsi birbirinin kardeşiydi.

Yine birgün Hasan, Artin’in kapısına dikilmiş,kapıyı dövüyordu. Ne kadar zaman çaldı, bilinmez..bir zaman sonra tahta kapı gıcırtıyla açıldı. Rosa Nine pamuk gibi beyaz saçları, gülümseyen buruşmuş yüzüyle eşikte belirdi. İçeriden dışarıya mis  kokular yayıldı. Hasan, istem dışı yutkundu. Rosa Nene arkasında sakladığı, Nusayri inancına mensup Arapların dini ritüellerine uygun  yaptıkları çöreği uzattı Hasan’a:

-“ Al bakalım köftehor. Anneannenin ki mi, yoksa Gavur Nenenin ki mi güzel olmuş?”dedi. Bir kaç lokmada lüpletti çöreği Hasan. Nefes nefese: ”seninki daha güzel Rosa Nene..”dedi.

Rosa Ninesinin dağıtması için eline tutuşturduğu çörekleri  mahalleli çocuk arkadaşlarına verdi hepsini. Karlıydı ama..dağıtırken bir tane daha yedi

       Birgün Hasan,“ Anaane..gavur ne demek?” diye sorunca ense köküne tokadı yemekten kurtulamadı. “ Sana kim öğretti bunu?” diye kükredi anneannesi. Rosa Nene’nin söylediğini duyunca gülümsedi:

-“Şaka yapmış oğlum. Ama yine de sen söyleme olur mu?”

Yıllar sonra “gavur”un, “Ermeni”nin, “Süryani”nin, “Nusayri”nin, “Ezidi”nin ne demek olduğunu öğrenecekti Hasan. Ama şimdi çocuktu ve “Gavur Nene”siyle, anaannesinin torunuydu.

Hasan okudukça öğrendi..öğrendikçe bilinçlendi..bilinçlendikçe sorumluluğu arttı..sorumluluğu arttıkça mutsuz oldu..sol düşüncelerle tanıştı..haksızlığa başkaldırdı..devlet 17 yaşında bilinçlenen bedeninden korktu ve yakalayıp zindana atmak istedi Hasan’ı. Bir kez daha yolu “Gavur Nene”sinin kerpiç evine düştü. 12 Eylül’ün ağır askeri cuntasından söküp aldı.. sinesinde korudu ‘torun’unu. Tıpkı onu korumaya çalışan bazı “Arap Nene”..”Türk Nene”..”Kürt Nene” gibi.

Yanından ayrılıp giderken ağlaştılar nene torun. Kısık bir sesle “ Artin  kadar Ermeni’yim..Anaanem kadar Arap’sın. Birgün mutlaka döneceğim..” diyebildi.

Sonra başka arkadaşları oldu Hasan’ın; Ohannes..Nazaret..Hrant..Vartan..

“Gavur Nene”si öldüğünde çok uzaklardaydı Hasan. Toros Dağları kadar yüce bir dağın tepesindeki krater gölününün gökyüzü kadar mavi sularına bıraktı kendini. Gözyaşlarını akıttı suya..ters dönüp baktı dalgalanan gökyüzüne..kafasını sudan çıkarıp, hançeresini yırtarcasına bağırdı :

“BİRGÜN MUTLAKAAAA.”.

S.Oral UYAN

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar Profili

Sait Oral
Sait Oral
1965 yılı Tarsus/Mersin’de doğdu. İlk orta ve liseyi Tarsus’ta okudu.
Liseyi Biyoloji mezunu olarak bitirip, A.Ü. D.T.C.F. Arkeoloji Bölümünü kazandı ve okudu. Lise ve Üniversite yıllarında Logo Tasarım – Grafik – Resim ve Tiyatro alanlarında bir çok festival ve yarışmalarda dereceler elde etti. Bezeme-Hat ve Serigrafi eğitimi aldı.
1992 yılında, özel radyoların serbestleşmesiyle Tarsus’ta ilk radyolardan olan Özgür Radyo’yu kurdu ve yönetti. Bir yıl kadar Mersin’de yayımlanan yerel bir gazetenin Genel Yayın Yönetmenliğini ve Köşe Yazarlığını yaptı.
1996 yılında tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Hapishane yaşamı boyunca sayısız Açlık Grevlerine katıldı. Son olarak 2000 yılında devlet güçlerinin tüm hapishanelere eşzamanlı düzenlediği ve onlarca ölüm, yüzlerce yaralanmanın yaşanması sonrasında yaralı olarak “F” Tipi zindanlara götürüldü.
Bu insanlık dışı saldırıları ve izolasyon-tecrit dayatmalarını protesto etmek için yürüttüğü Açlık Grevini, Ölüm Orucu’na dönüştürdü. 205 gün süren direnişi sonucu zorla müdahale edilerek bedensel engelli hale getirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla özgürlüğüne kavuştu.
1982 yılından 2000 yılına kadar yapmış olduğu tablolar “SU DAMLASINA SIĞDIRILAN YAŞAM” adıyla 15 kez sergilendi. Türkiye’de sergilerinin hiçbirine katılamadı. Gene SU DAMLASINA SIĞDIRILAN YAŞAM adında şiir kitabı yayımlandı. Gene tablolarından oluşan bir albüm çıkardı. 2017 yılında “Rahman’ın Kavalı” isimli kısa romanı Türkçe ve Almanca olarak yayımlandı. Kitap 2018’de 2. baskısını yaptı.
2009 yılından beri İsviçre’de bedensel engelli olarak yazıyor, resim yapıyor, yaşamı yaşıyor.!
Yazılmış yorum yok

Yorum Bırakınız