Sosyal medya platformu X üzerindeki paylaşımları nedeniyle tutuklanan gazeteci Alican Uludağ, yarın ilk kez hakim karşısına çıkacak. Yargılama, Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirilecek.
Uludağ hakkında “cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamaları yöneltiliyor. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması halinde ceza isteminin yaklaşık 19 yıl 6 aya kadar çıkabileceği belirtiliyor.
İlk Duruşmaya Fiziki Katılım Yok
Mahkemenin tensip kararına göre Uludağ, duruşma salonunda hazır edilmeyecek ve savunmasını Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yapacak. Savunma tarafı ise sanığın mahkeme huzurunda bulunmasının adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olduğunu savunarak karara itiraz etti.
Uludağ da daha önce yaptığı açıklamada, “Hakimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?” ifadelerini kullanmıştı.
Gözaltı Süreci Tartışma Yarattı
Dosyaya göre soruşturma, Uludağ’ın 19 Şubat tarihinde yaptığı bir X paylaşımı sonrası resen başlatıldı. Aynı gün gazetecinin geçmiş paylaşımları da taranarak soruşturma kapsamına dahil edildi.
Uludağ, Ankara’daki evinden gözaltına alındıktan sonra İstanbul’a götürüldü ve kısa süre içinde tutuklanarak önce Metris, ardından Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne sevk edildi.
Gazeteci, cezaevindeki ilk günlerde televizyon, kitap ve gazeteye erişemediğini; yerde uyumak zorunda kaldıklarını ve sağlıksız koşullarda tutulduklarını ifade etmişti.
Uludağ’ın avukatları, soruşturmanın Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülmesine ve dosyanın kısa sürede genişletilmesine itiraz etti. Savunma, suçlamaların terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
Tutuklama gerekçeleri arasında yer alan “kaçma şüphesi”, “delil karartma” ve “tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali”nin somut olgulara dayanmadığı da savunmanın itirazları arasında yer aldı.
AYM’ye Başvuru Yapıldı
Uludağ’ın avukatları 2 Nisan’da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda kişi özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürüldü.
Basın meslek örgütleri de gazetecinin serbest bırakılması talebiyle çeşitli protesto ve açıklamalar gerçekleştirdi.








