Geçmişe Dönük Arama ile Geleceğe Konan İpotek: Yargının Bylock Açmazı

HomeManşet Haberler

Geçmişe Dönük Arama ile Geleceğe Konan İpotek: Yargının Bylock Açmazı

Bu yazıda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Bylock ile ilgili verdiği ilk kararında yer verdiği “geçmişe dönük arama” kavramından hareketle, Bylock sunucusunda arama yapılabilmesi için verilmiş bir hakim kararı bulunup bulunmadığına ve hukuka aykırı elde edilen delilin yargılamada kullanılıp kullanılamayacağına yer verilmiştir.

1.Genel Olarak:

CMK’nın 134. maddesi gereğince, bilgisayar program ve kütüklerinde arama yapılması ve yapılan aramada ele geçirilen dijital materyalden imaj (kopya) alınması; bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmaya ve bu soruşturma kapsamında verilmiş hakim kararına bağlıdır. Yani, dijital materyallerden elde edilen bilgi ve veriler ancak bir suç soruşturması kapsamında ve CMK’nın 134. maddesine uygun olarak ele geçirilirse delil olabilir. Bu nedenle, idari soruşturma ya da istihbari çalışma kapsamında elde edilen bilgi ve veriler ilgili kanunlara uygun elde edilse bile CMK’ya göre elde edilmediği için ceza soruşturma ve kovuşturmasında delil olarak kullanılamaz. Örneğin, MİT istihbarat amaçlı kişilerin bilgilerine başvurabilir ve buna yasal olarak yetkilidir. MİT görevlilerince, yurtdışında ifadesi alınan bir kişinin bu beyanı istihbarı bilgi olarak kullanılabilir. Ancak, bu ifade CMK anlamında “tanık beyanı” olarak kabul edilemez. Zira kimlerin tanık olacağı ve ifadelerinin nasıl alınacağı CMK’nın 43 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere uygun olmayan hiçbir ifadenin ki, MİT bunu kendi yasasına uygun yapmış da olsa, mahkemeler için tanık ifadesi olarak kabulü mümkün değildir.

2. Sunucu Elde Edildiği Sırada Bylock İle İlgili Bir Soruşturma Var Mıdır?

MİT’in hazırladığı Teknik Rapor da ve mahkeme kararlarında yer verilmese de, Bylock sunucusu 2015 yılı sonu veya 2016 yılı başında MİT’in yaptığı istihbari çalışma neticesinde ele geçirilmiş(1) ve MİT, sunucu üzerinde yaptığı çalışmayı 2016 yılı Mayıs ayında tamamlayarak ilgili kurumlarla paylaşmıştır. (2)

Acaba, Bylock sunucusunun ele geçirildiği 2016 Ocak ayı ve MİT’in sunucundan elde ettiği bilgileri ilgi kuruluşlarla paylaştığı 2016 Mayıs ayı itibariyle Bylock ile ilgili adli (cezai) bir soruşturma var mıdır?

Bu sorunun cevabını Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Bylock ile ilgili ilk kararında bulmak mümkündür. (3)  Karara göre; içinde Bylock bilgilerinin bulunduğu dijital materyalin MİT tarafından 09/12/2016 tarihinde Ankara C. Başsavcılığına teslimiyle soruşturma başlatılmış, Bylock 18/7/2016 tarihinde başlatılmış olan 2016/104109 numaralı soruşturmaya eklenmiş ve 09/12/2016 tarihinde Bylock’la ilgili dijital malzemelerden kopya çıkarılması ve imaj alınması için Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulmuştur. Ceza Genel Kurulu da konuyla ilgili 26/09/2017 tarihli kararında şöyle demiştir; “…MİT tarafından yasal olarak elde edildiği kabul edilen dijital materyaller Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildikten sonra adli sürecin başlatıldığı ve CMK 134. maddeye göre dijital materyaller üzerinde Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğin’den “inceleme, kopyalama ve çözümleme” kararı alınıp uygulandığı …tespit edilmiştir.” (4)

Bu kararlardan çıkan sonuç; Bylock’un MİT tarafından ele geçirilmesinden altı ay sonra başlatılmış bir soruşturmaya, bu soruşturmanın da başlamasından beş ay sonra dahil edildiği, yani her hangi bir suç (cezai) soruşturması olmadan ele geçirilen Bylock bilgilerinin, ele geçirilmesinden 11 ay sonra bir soruşturmaya eklendiğidir. Başka bir ifadeyle, Bylock bilgi ve verileri ele geçirildiği sırada Bylock ile ilgili bir soruşturma yoktur ve ele geçirilmesinden sonra bir soruşturmaya dahil edilmek suretiyle CMK’da öngörülen soruşturma usulü tersine çevrilmiştir.

3.Sunucuda Arama Yapılabilmesi İçin Verilmiş Bir Hâkim Kararı Var Mıdır?

MİT’in hazırladığı Teknik Raporda bu konuda verilmiş bir karardan bahsedilmediği gibi, yapılan çalışmanın 2937 sayılı Kanun’un MİT’e verdiği yetkiye istinaden yapıldığı belirtilmiştir. Aynı şekilde, konuyla ilgili Yargıtay kararlarında da, ele geçirilen Bylock bilgilerinin MİT’in yaptığı istihbari çalışma sonucu elde edildiği belirtilerek bu konuda verilmiş bir karara atıf yapılmamıştır.(5)

4.Geçmişe Dönük Arama Ne Demektir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Bylock ile ilgili 16. Ceza Dairesinin verdiği ilk kararın temyiz incelemesini yaptığı dosyada;  “… MİT’in yasal yetkisi çerçevesinde temin ettiği Bylock veri tabanı üzerinde CMK’nın 134üncü maddesi gereğince geçmişe dönük olarak uygulanan arama tedbirinin; “demokratik bir ülkede gereklilik” ve “orantılılık” ilkelerine uygun olduğu kuşkusuzdur” demiştir. (6)

Acaba, “geçmişe dönük arama(!)” ne demektir? CMK’nın 134. maddesine göre böyle bir arama yapılması mümkün müdür? Yapılan işlemler 134. maddeye uygunsa ve MİT yasal olarak bu bilgileri temin ettiyse soruşturma mercileri neden geçmişe dönük! aramaya ihtiyaç duymuşlardır?

Bu soruların cevabı çok basit ve nettir; bu konuda verilmiş bir hakim kararı ve CMK’da geçmişe dönük arama usulü yoktur. Ayrıca, arama kararı geçmişe değil geleceğe etkili sonuç doğurur. Zira verilen arama kararı ve bu kararın icrası sonucu elde edilecek dijital materyal üzerinde kopyalama ve el koyma işlemi yapılabilir. Ancak, verilen her arama kararı neticesinde delil elde edilmesi de mümkün değildir ve aramayla, elde edilmesi umulan delilin bulunması amaçlanır. Yani, arama kararı verildiği sırada ulaşılması muhtemel delilerle ilgili yargı mercilerinin elinde bir bilgi yoktur ve bu nedenle yapılacak aramanın geçmişe dönük olabileceğini söylemek mümkün değildir. Ele geçirilmiş dijital materyalle ilgili sonradan da arama kararı verileceğini kabul edip, bunun da CMK’da karşılığı olmayan geçmişe dönük arama olduğunu söylemek, hukuka aykırı elde edilen delile hukukilik kazandırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Yukarıda söylenenleri doğrulayan başka bir bilgiye kararda şöyle yer verilmiştir; “…MİT tarafından …uygun şekilde elde edilen Bylock’a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine CMK’nın 134 üncü maddesi gereğince Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Karardan da anlaşılacağı üzere, hakim kararı olmadan ele geçirilen Bylock bilgileri üzerinde inceleme, kopyalama ve çözümleme işlemleri için sulh ceza hakimliğinden talepte bulunulmuş ve bu talep hakimlikçe kabul edilmiştir. Ancak, kararda bu işlemlerin gerçekleştirilmesinin ön şartı olan hakim kararı üzerine yapılacak arama işleminden hiç bahsedilmemiştir. Bu husus bile yapılan işlemin hukuka aykırılığının tek başına delili niteliğindedir.

Kararda, Bylock bilgilerinin MİT tarafından elde edildiği belirtildiğine ve MİT’in adli kolluk görevi olmaması nedeniyle verilen bir arama kararına dayanarak dahi bilişim sistemi üzerinde arama yapamayacağına göre, elde edilen bilgiler hakim kararı sonucu yapılan aramada değil, istihbari yöntemlerle elde edilmiştir. Kaldı ki, MİT de yaptığı resmi açıklamada bu hususu doğrulamıştır. Ancak, arama kararı olmadan imaj alma işleminin gerçekleştirilemeyeceğini gizlemek ve imaj almak için sulh ceza hakimliğinden talepte bulunması halinde daha önceki hukuka aykırı işlemlerin ortadan kalkacağı izlenimini vermek amacıyla, yani CMK’nın 134. maddesinin işe yarayan kısmı alınmak suretiyle hukuka aykırı işlemlere “gerekçe” bulunmaya çalışılmıştır.

Ceza Genel Kurulu’nun geçmişe dönük arama olarak kabul ettiği karar, Bylock bilgilerinin içinde bulunduğu dijital materyalin imajının alınması talebini kabul eden Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 09/12/2016 tarihli kararıdır (2016/6774 D. İş).

Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; MİT tarafından 2016 yılı Ocak ayında elde edilip üzerinde çalışma yapılan ve MİT’in 06/04/2017 tarihli basın açıklamasında belirttiği şekliyle Mayıs 2016 itibariyle resmi kurumlarla paylaşılan Bylock verileriyle ilgili arama kararı, neredeyse bu bilgi ve verilerin elde edilmesinden on bir ay sonra verilmiştir. Yani, CMK’nın 134. maddesi gereğince Bylock bilgileri elde edilmeden önce Bylock sunucusunda arama yapılmasına ilişkin verilmiş bir hakim kararı yoktur. Ayrıca, Ceza Genel Kurulu karında yer verildiği şekliyle CMK’da geçmişe dönük arama usulü de bulunmadığı gibi arama kararı geçmişe değil geleceğe etkili sonuç doğurur. Zira verilen arama kararı ve bu kararın icrası sonucu elde edilecek dijital materyal üzerinde kopyalama ve el koyma işlemi yapılabilir. Kısaca, soruşturma koşulu gibi Bylock verilerinin elde edilme işlemleri de tersinden yapılmıştır. Yani, söz konusu verilerin bulunduğu hard disk ve flash belleğe hakim kararı olmadan MİT tarafından CMK’nın 134/2. maddesi gereğince önce el koyma tedbiri uygulanmış, sonra da maddenin 1. fıkrasındaki arama tedbiri gerçekleştirilmiştir.

5. Bylock Sunucusundan Usulüne Uygun İmaj Alınmış Mıdır?

MİT’in hazırladığı Teknik Raporda ve hazırlanan tutanaklarda Bylock bilgilerinin ele geçirilmesi sırasında Bylock sunucusunun bağlı olduğu ana bilgisayardan imaj alındığına ilişkin bir bilgiye ve verilerin elde ediliş yöntemine yer verilmemiştir. Raporda, imaj alma işlemine hiç yer verilmeyip istihbari gerekçeler ileri sürülerek bilgilerin elde ediliş yöntemi dahi gizlenmiştir. MİT, Bylock sunucunun ele geçirilmesine ilişkin çalışmasını istihbari faaliyet kapsamında yapmış ve bilgileri “hassas” yöntem olarak adlandırdığı hackerlik (bilgisayar korsanlığı) yoluyla ele geçirmiştir.

Sunucuya ve veri tabanına hakim kararı olmadan müdahale edildiğinden uygulamanın bütünlüğü, gizliliği, doğruluğu kaybolmuş, uygulama sunucusuna ve veri tabanına veri ekleme, silme ve çıkarma işlemlerinin yapılabilmesi mümkün hale gelmiş ve elde edilen bilgilerin güvenilirliği ortadan kalkmıştır. Kaldı ki bu konuda Ankara C.Başsavcılığı tarafından 2016/104109 soruşturma numaralı dosya kapsamında aldırılan 12/7/2017 tarihli bilirkişi raporunda da, Bylock veri tabanının yapısının bozuk olduğu, yani orijinal olmadığı, üzerinde oynama yapıldığı ve bir takım teknik yöntemlerle geri getirildiği belirtilmiştir.(7)

Hazırlanan iddianamelerde ve Yargıtay kararlarında, içerisinde Bylock bilgilerini içeren materyallerin 09/12/2016 tarihinde savcılığa tesliminin ardından bu dijital malzemelerden imaj alınması için sulh ceza hâkimliklerinden karar alındığı bilgisine yer verilmektedir. İmaj alma işleminin gerçekleştirilebilmesi için usulüne uygun şekilde verilmiş bir arama kararı ve bu karara istinaden yapılan aramada dijital malzemenin ele geçirilmesi gerekir.

Ancak, Bylock bilgilerinin elde edilmesiyle ilgili verilmiş bir arama kararı yoktur. Zira bu konudaki hakim kararı, imajın alınmasından sonra verilmiştir. Şöyle ki; Ceza Genel Kurulu, 20/12/2018 tarihli kararında Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 11/12/2018 tarihinde hazırlanan “Bylock Kronoloji Raporu” na yer vermiş ve raporda şöyle denilmiştir;(8)

“- MİT tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kurulan bilgisayarda yer alan BYLOCK VERİLERİNİN 29.11.2016 TARİHİNDE KOM GÖREVLİLERİNCE İMAJI ALINARAK KOM Daire Başkanlığına gönderildiği,

– Bu verilerin incelenerek adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılabilmesi için rapor hazırlanması amacıyla 01.12.2016 tarihinde KOM, Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarınca görevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu kurulduğu ve 02.12.2016 tarihinde verilerin incelenmeye başlandığı,

– Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ByLock sunucusuna ait 9 IP adresine bağlanan abonelere ilişkin 129.862 satırlık “ByLock abone listesi” ve MİT tarafından hazırlanan 88 sayfalık “MİT teknik raporu”nun 16.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca teslim alındığı”

Rapordan da anlaşılacağı üzere; Bylock verilerinin imajı Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/12/2016 tarihli kararından sonra değil, bu tarihten 11 gün önce alınmış, 7 gün önce de incelenmeye başlamış ve bu suretle Bylock bilgi ve verileri orijinalliğini kaybetmiştir. Yani, 09/12/2016 tarihinde verilen imaj alma kararının hiçbir hükmü ve hukuki değeri yoktur. Dolayısıyla, her ne kadar CMK’da böyle bir hüküm olmasa ve 09/12/2016 tarihli sulh ceza hâkimliği kararının geçmişe dönük arama olduğu kabul edilse bile, bu karar aslında daha önce imajı alınan dijital materyal hakkında verilmiştir ve hakim kararı olmadan imajı alınıp orijinalliğini yitiren dijital materyal üzerinden daha sonra hakim kararıyla alınan imaj, önceki hukuka aykırılığı ortadan kaldıramaz. Bu nedenle, geçmişe dönük olduğu belirtilen arama kararının hukuki dayanağı yoktur.

6. Hukuka Aykırı Elde Edilen Delil ve Yargıtay’ın Bylock Çelişkisi

Hukuka aykırı delil kavramına Anayasa ve CMK’nın değişik maddelerinde yer verilmiştir. Anayasa’nın 38/6. maddesinde, kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, Anayasa’ya uygun olarak CMK’nın 206/2-a maddesinde de, ortaya konulması istenen bir delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde, CMK’nın 217/2. maddesinde isnat edilen bir suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilen delillerle ispat edilebileceği, 230/1-b maddesinde mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde dosya içerisinde bulunan hukuka aykırı delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği ve CMK’nın 289/1-i maddesinde de, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının, hukuka kesin aykırılık hallerinden birisi olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu konuyla ilgili verdiği kararlarında, hakim kararı olmadan gerçekleştirilen aramalar neticesinde elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, (9) AYM’de, hakim kararı ve C.savcısının yazılı emri olmadan yapılan arama sonucu elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulmasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu belirtmiştir. (10)

Konuyla ilgili en önemli hususlara hiç kuşkusuz Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen dosyayı bozma gerekçesinde yer verilmiş ve şöyle denilmiştir; “CMK’nın 134. maddesi uyarınca arama kararı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim tarafından verilir. Diğer koruma tedbirlerinin aksine, suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi Cumhuriyet Savcısı bu kararı veremez. Cumhuriyet Savcısı tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hal gerekçesiyle verilen arama kararına istinaden yapılan aramada elde edilen dijital delillerle ilgili sonrasında hâkim tarafından el koymanın onanması ve CMK 134. madde uyarınca incelenmesi kararı verilse dahi, bu kararlar, savcı emri ile yapılan aramada elde edilen delilleri hukuka uygun hale getirmez. “Zira ceza muhakemesinde, ancak hukuka uygun yollarla elde edilmiş deliller soruşturma ve yargılamaya konu edilebilir, aksi halde, kanunda öngörülen usullerden birine dahi uyulmaması durumunda, elde edilen delil “kanuna aykırı delil” olacak ve herhangi bir hukuki anlam içermeyecektir.” (11)

Karardan da anlaşılacağı üzere, aramanın özel bir şekli olarak CMK’nın 134. maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinde arama, ancak verilmiş bir hakim kararıyla mümkündür. Her ne kadar, madde de değişiklik yapılıp gecikmesinde sakınca bulunan hallerde C.savcısına da arama kararı verme yetkisi tanınsa da, hem bu kararın verildiği, hem de Bylock bilgilerinin ele geçirildiği tarih itibariyle ancak hakim kararıyla sunucuda arama yapılabilir. Hakim kararı olmadan, C. savcının emri üzerine yapılan arama neticesinde elde edilen dijital materyale el konulmasına daha sonra hakim tarafından karar verilse dahi, bu karar savcı emriyle yapılan aramayı ve bu aramada elde edilen delilleri hukuka uygun hale getirmez.

Ancak, CMK’nın 134. maddesini Ergenekon davasında olması gerektiği gibi yorumlayıp, C.savcısının emriyle yapılıp daha sonra hakim onayına sunulan delilleri bile kanuna aykırı bulan Yargıtay, konu Bylock olunca sanki önceki kararı kendisi vermemiş gibi, hiçbir adli kolluk görevi bulunmayan MİT’in elde ettiği ve elde edilmesinden 11 ay sonra C.Başsavcılığına teslim edilen Bylock bilgilerinin elde ediliş şeklini CMK’ya uygun bulmuş ve arama kararı olmamasına rağmen, daha önce emsali görülememiş şekilde sulh ceza hakimliğinin elde edilen dijital materyal üzerinde kopyalama yapılması için verdiği kararı “geçmişe dönük arama” kabul etmiştir. Yargıtay’ın aynı Dairesi ve Ceza Genel Kurulu tarafından çok yakın tarihlerde verilen bu kararlarındaki çelişkinin izahı mümkün değildir. Ayrıca, CMK’nın 288/2. maddesinde belirtildiği üzere, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması da hukuka aykırılıktır ve 16. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu, CMK’nın 134. maddesini yanlış uygulayarak hukuka aykırı karar vermişlerdir. Yargıtay’ın, Ergenekon kararında belirttiği hususlardan hareketle şunu söylemekte yanlış olmayacaktır; elde edilme yöntemi tamamıyla CMK’ya aykırı olan bir delili, Yargıtay’ın hukuka uygun kabul etmesi hukuki hale getirmez ve yapılan bu kabulün hiç bir hukuki karşılığı ve anlamı yoktur.

Sonuç

Bir delilin soruşturma ve kovuşturmada kullanılabilmesi, hukuka uygun şekilde elde edilmesine bağlıdır. CMK’da öngörülen usul kurallarına aykırı elde edilen bilgi ve verilerin karara etkisine bakılmaz ve bu şekilde elde edilen bilgilerin delil olarak kullanılabilmesi mümkün değildir. Aksi durumun kabulü keyfi, sonuçları öngörülemeyen ve kişiye özgü yorumlara sebebiyet verir ki, bu durum hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Kısaca, “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir.” Ancak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu, bilişim sistemleri üzerinden delil elde edilmesiyle ilgili özellikle Ergenekon davasında belirlediği ve C.savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal gerekçesiyle verdiği arama kararına istinaden yapılan aramada elde edilen delillere hakim kararıyla el konulmasını bile CMK’ya aykırı bulduğu ilkelerden tamamen ayrılmışlar, hiçbir adli ve adli kolluk görevi olmayan MİT’in, her hangi bir hakim kararı olmadan ve istihbari çalışma sonucu elde ettiği Bylock bilgilerini hukuka uygun delil kabul edip, bu bilgilerin hükme esas alınabileceğine karar vermişlerdir. İşin vahim tarafı ise, Ceza Genel Kurulu’nun Bylock bilgilerini hukuki delil kabul edebilmek için ürettiği, CMK’da hiçbir karşılığı bulunmayan ve aramanın mantığına ters olan “geçmişe dönük arama (!)” kavramına dayanarak on binlerce kişinin ağır cezalara çarptırılması ve çarptırılıyor olmasıdır.

 

DİPNOTLAR

  1. https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/bylocku-izleyen-mit-darbeyi-neden-haber-alamadi-40223814; https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/bylock-ve-eagleda-yeni-gelismeler-var-40278849; https://www.diken.com.tr/sedat-ergin-bylock-meselesini-dogru-cerceveye-oturtmak/
  2. Konuyla ilgili MİT tarafından yapılan açıklamayı görmek için bkz. http://www.mit.gov.tr/basin60.html
  3. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K.
  4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/09/2017 T., 2017/16. MD-956 E., 2017/370 K.
  5. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K.; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/09/2017 T., 2017/16. MD-956 E., 2017/370 K.
  6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/09/2017 T., 2017/16. MD-956 E., 2017/370 K.
  7. Rapor metni için bkz. https://by1ocksavunma.blogspot.com/p/blog-page_6.html
  8. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K.
  9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 14/03/2017 T., 2016/20-348E., 2017/140 K.; 17/11/2009 T., 2009/160 E., 2009/264 K.; 29/11/2005 T., 2005/144 E., 2005/150 K.
  10. AYM’nin Orhan Kılıç Kararı, (Genel Kurul), B. No:2014/4704, 01/02/2018.
  11. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 21/4/2016 T., 2015/4672 E., 2016/2330 K.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments