Gezi Davası öncesi basın açıklaması: “Gezi direnişini terörle anılan bir eyleme dönüştürmenize izin vermeyeceğiz”

HomeManşet Haberler

Gezi Davası öncesi basın açıklaması: “Gezi direnişini terörle anılan bir eyleme dönüştürmenize izin vermeyeceğiz”

Aralarında Mücella Yapıcı, Can Atalay, Can Dündar ve Memet Ali Alabora gibi isimlerin de bulunduğu 16 kişinin ‘‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’’ iddiasıyla tekrar yargılanacağı Gezi Davası bugün tekrar görülmeye başlandı.

İstinaf Mahkemesi’nin beraat kararını bozmasının ardından Gezi Davası bugün yeniden görülmeye başlanacak. 16 kişinin ‘‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’’ iddiasıyla tekrar yargılanacağı duruşma İstanbul Adalet Sarayı’ndaki 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Davada, ilk duruşmada beraat eden Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden ile dosyaları ayrılan fakat daha sonra tekrar birleştirilen yurt dışındaki Can Dündar, Memet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi sanık olarak yargılanıyor.

Mahkeme başkanı izleyicileri çıkartmaya çalıştı

Tutuksuz yargılanan Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay ile çok sayıda avukat, milletvekilleri ve uluslararası gözlemciler salonda yerini aldı. Osman Kavala duruşmaya cezaevinden SEGBİS ile katılıyor. Mübaşir aracılığıyla haber yollayan mahkeme başkanı, izleyicilerin salondan çıkmadan duruşmanın başlamayacağını duyurdu. Herkes olduğu yerde bekliyor.

Mahkeme heyeti yerini aldı. Başkan, bu şartlarda duruşmaya devam edilemeyeceğini, nispeten daha uygun hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Duruşmaya 10 dakika ara verildi.

İzleyicilerin kararlı duruşu sonrası mahkeme başkanı, duruşma salonuna gelerek İstinaf Mahkemesi’nin bozma kararını

okudu. Tutuksuz sanıkları, Osman Kavala’yı ve avukatları dinleyeceğini söyledi.
Bizim müdafilerimiz istinafa giden 30. Ağır Ceza Mahkemesi kararını beğenmediler. Böyle beraat kararı olmaz diyerek istinafta böyle beraat olmaz dediler. Şahane bir istinaf dilekçesiyle “esasa girilerek beraat verilmeli” dediler. Bir önceki yargılamada beraat denene kadar hepimiz mahkumiyet bekliyorduk. Gerekçe yazılmadan mahkumiyet verebilirdi. Şu an Kavala gibi cezaevinde olabilirdik. Türkiye’de hukuka ilişkin içtihat üretir Yargıtay. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ni Fethullahçılara kim emanet etti tartışmasını açmıyorum. Ama bizim dosyamızı açan o. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de bunda kendisini ilgilendiren hiçbir şey yokmuş gibi, kendi dosyasında yine olmayan bir hususu çekip alıyor ve diyor ki “Burada örgüt var bu örgütün araştırılması gerekir”. Daha dün Fethullahçı çeteyle ilgili içtihadını değiştirmiş, yumuşatmış olan Yargıtay 16. Ceza Dairesi “Ooo! Gezi mi dediniz? Gökyüzünün altındaki her şey bunlara yapışacak” diyor.
Mahkeme başkanı, Mücella Yapıcı’ya bozma kararına karşı ne söyleyeceğini sordu. Yapıcı, “Bozma ilanını reddediyorum. Beraatimi talep ediyorum. Ben iki kere beraat etmiş, beraati kesinleşmiş biriyim. Bu kararın derhal geri alınmasını talep ediyorum” dedi.

Atalay: Dosyada bir şey beklenmeden beraat verilmeli

Sanık olarak yargılanan Avukat Can Atalay’a bozma kararına karşı ne söyleyeceğini soruldu. Atalay şöyle konuştu:

“Ben bu karara uymak zorundayım” diye başladınız. Ama şunu anımsatmak isterim. Bozma sonrası serbestlik uyarınca bu dosyadan beraat kararı verilmesi gerektiği açık. Bozma kararına uymak zorunda olabilirsiniz ama bozma sonrası serbestlik ve uyma sonrası serbestlik ilkeleri gereğince beraat kararı vermeniz gerekir. Beraat kararı temyiz görmeden savcılık makamı temyiz etmeden kesinleşti. Yargıtay gökyüzünün altındaki her şeyi dosyadaymış gibi toplamaya çalışıyor. Tayfun Kahraman hakkında takipsizlik kararı var. Savcılık makamı “yeni delil buldum” diye kaldırmayı talep edebilir ama bunun hukukla alakasının olmayacağı açık. Bu dosyada bir şey beklenmeden beraat verilmeli. Biz gölgede kalıp yorganı başımıza çekip bize beraat verin demiyoruz.

Bizim müdafilerimiz istinafa giden 30. Ağır Ceza Mahkemesi kararını beğenmediler. Böyle beraat kararı olmaz diyerek istinafta böyle beraat olmaz dediler. Şahane bir istinaf dilekçesiyle “esasa girilerek beraat verilmeli” dediler. Bir önceki yargılamada beraat denene kadar hepimiz mahkumiyet bekliyorduk. Gerekçe yazılmadan mahkumiyet verebilirdi. Şu an Kavala gibi cezaevinde olabilirdik. Türkiye’de hukuka ilişkin içtihat üretir Yargıtay. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ni Fethullahçılara kim emanet etti tartışmasını açmıyorum. Ama bizim dosyamızı açan o. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de bunda kendisini ilgilendiren hiçbir şey yokmuş gibi, kendi dosyasında yine olmayan bir hususu çekip alıyor ve diyor ki “Burada örgüt var bu örgütün araştırılması gerekir”. Daha dün Fethullahçı çeteyle ilgili içtihadını değiştirmiş, yumuşatmış olan Yargıtay 16. Ceza Dairesi “Ooo! Gezi mi dediniz? Gökyüzünün altındaki her şey bunlara yapışacak” diyor.

Burada söylemediklerini suçu söylemek istiyorum. Kavala’yı ilk tutukladıkları an itibariyle tek soruşturma vardı. Beraat edince cezaevi nizamiyesinden çıkamadan “Yok bunun hakkında 15 Temmuz vardı o soruşturmadan şey yapıyoruz” dediler. Sabahına bu ülkenin en üst makamı Cumhurbaşkanı Erdoğan kükredi. “El çabukluğu marifetiyle beraat ettirdiler, ben bu işi böyle bırakmam” dedi. Bırakmasın. Yargıya bu kadar açıktan müdahale varken bu ülkede yaşayamayız. Türkiye’nin en onurlu direnişini, Cumhuriyet tarihinin en yaygın halk tepkisini Fethullahçı çeteyle ilişkilendirilmesine izin veremeyiz.

Gezi Direnişi bu ülkenin kendi halklarının kendi haklarına sahip çıkışının nişanesidir. Ülkenin 12 Eylül cuntasından tamamen çıktığının tabelasıdır. Özgürlüğün, eşitliğin, adaletin bir ihtimal olduğunun kanıtıdır Gezi. Gezi Direnişi hem bu ülkenin hem memleketin hem bizim insanlarımızın kendi kaderini tayin hakkı, kendi kaderine sahip çıkma iradesidir. Bu iddianameler Fethullahçı çeteyle suç ortaklığıdır. Biz geziyi savunmaya devam edeceğiz.

KAHRAMAN: Dosyada huhuki olarak değerlendirilebilecek bir iddia bulunmuyor

Bozma kararına karşı diyecekleri sorulan Tayfun Kahraman sözü aldı:

Daha önceki savunmamda da belirtildiği üzere, bu dosyada hiçbir şekilde hukuki olarak değerlendirilebilecek bir iddia bulunmamakta. Gezi Direnişi ve direnişe katılanların tümü bizim nezdimizde yargılanıyor. Türkiye’nin demokrasi tarihinin en temel şartlarından biri olan bu sürecin bizler nezdinde yargılanması kabul edilemez. Beraat kararında ısrarcı olmanızı bekliyoruz.

KAVALA: İnandırıcılığını kaybetmiş bir senaryoyu canlandırma senaryosu

Bozma kararına karşı söyleyecekleri sorulan tutuklu sanık Osman Kavala:

Bozma kararının altında yatan gerekçe farklı davaların birleştirilmesininin önünü açmaktır. Hiçbir delile dayandırılmadan benim ve diğer sanıkların hükümeti devirmek için gizli bir yapılanma içinde olduğumuz iddia ediliyor. Eğer Çarşı ile birleştirilirse siyasi amaçlarla yapılan bu suçlama örneğinin çarpıcı öğesi ortaya çıkacaktır. Beraat kararının bozulması davaları birleştirmek amacındadır. Davaların birleştirilmesi, sekiz yıl önce algı için hazırlanmış ama mahkemelerin verdiği beraat kararıyla inandırıcılığını kaybetmiş bir senaryoyu canlandırma teşebbüsü olacaktır.

Ali Hakan Altınay’ın avukatı Tora Pekin: Sanıkların yararına delil toplanmaması istinafı asla ve asla rahatsız etmiyor. Ama şimdi “hükme esas alınmayan savcılık delillerinin değerlendirilmemesini” istiyor. Bu aşamada delil toplamak için süre talebimiz var.

AV. İlkiz: Ne hakla ilk derece mahkemenizde tartışın diyorsunuz

Yapıcı, Kahraman ve Atalay’ın avukatı Fikret İlkiz:

Beraat kararına karşı bozma kararına direnme hakkınızı vermeyen bir hukuk içinde üçüncü ceza dairesi bu hakkın önüne geçmek için karar verdi. Gerekseydi, istinaf ceza dairesi duruşma açar, o dosyayı açar, Yargıtay’a gitmeden ya da yerel mahkemeye göndermeden önce değerlendirirdi. Siz ne hakla ilk derece mahkemenizde tartışın diyorsunuz? Size direnme hakkı vermeyen bir hukuk sistemi içinde biz ceza dairesi hakkında ne dersek diyelim. Size diyorlar ki “bütün dosyaları birleştirin”. Biz durduğumuz yerde duruyoruz, Osman Kavala da.

Mücella Yapıcı hakkında beraat kararı kesinleşti, buna itiraz etmediler. Ama öncesinde mahkeme iki kez iddianameyi iade etti. Üçüncü kez aynı isnatlarla bir sanığı yargılamış olacaksınız. Siz bizim müvekkillerimiz için yurt dışı yasağı koydunuz. Dava ilk açıldığında bizim hakkımızda tutuklama ya da adli kontrol tedbiri istenmemişti. Ama siz verdiniz.

Gezi davasının bugün içinde bulunduğu duruma bakarsanız birleştirilmelerle bir mahkumiyet kararı verilmesine ilişkin bir karar asla hukuki değildir. Gezi demeden siyasal demeç vermediğiniz bir durumda bu dava hukuk garabetidir, bir utançtır.

AV. Sönmez: Müvekkilim çekmediği filmden dolayı yargılandı sonra beraat etti

Çiğdem Mater’in avukatı Hürrem Sönmez: Müvekkilim zaten çekmediği bir filmle ilgili olarak savcının hayalinde yarattığı bir filmden dolayı hükümeti devirmeye teşebbüsten yargılandı ve beraat etti. Savcının hayalindekini değil ama kendi hayalini gerçekleştirmek üzere yurt dışına çıktı, pandemi nedeniyle dönemedi.

Davaya 20 dakika ara verildi.

Aranın ardından duruşma avukatların savunmalarıyla devam ediyor:

İnanç Ekmekçi’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan: Müvekkilim operasyonun başladığı gece yani 16 Kasım 2018’de annesini kaybetti. Sonrasında yurt dışındaki babasının yanına gitti. Ardından eşi yurt dışında olduğu için çocuğuyla onun yanına gitti. Anayasa insanlara seyahat özgürlüğü hakkı veriyor. İnanç Hanım kaçmadı. Gelebilseydi beraat edecekti. Almanya’da işe girdi. Heyet değişince gıyabi tutuklama nedeniyle yakalama çıktı. İstinabenin uygulanmasını talep ediyoruz.

Duruşma öncesi basın açıklaması

Duruşma öncesinde Taksim Dayanışması, “Gezi umuttur, umut yargılanamaz!” sloganıyla adliye önünde bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay ve TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP’li vekiller Sera Kadıgil ve Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Sezai Temelli, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, SOL Parti PM üyesi Alper Taş, CHP eski milletvekili Melda Onur, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ve birçok avukat ile sivil toplum kuruluşu (STK) üyesi de katıldı.

Ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar ceza almaları isteniyor

Hazırlanan 657 sayfalık ilk iddianamede Gezi Direnişi bir ”darbe kalkışması’’ olarak niteleniyor. Sanıklar ise asıl olarak ‘‘protestoları örgütlemek ve finanse etmekle’’ suçlanıyor. Sanıklara bununla beraber ‘’hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’’, ‘‘mala zarar verme”, ‘‘ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’’, ‘’Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet’’, ‘’nitelikli yağma’, ‘’nitelikli yaralama’’ ve ‘‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’’ suçlamaları yöneltiliyor.

İstinaf Mahkemesi ayrıca bozduğu beraat kararında sanıklar hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

İddianamede 16 sanığın ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar ceza almaları isteniyor.

‘MAĞDURLAR’ 61. dönem hükümeti kabinesi

İddianamede ”davacı mağdurlar” sıfatıyla 2011’de kurulan 61’inci dönem hükümet kabinesi bulunuyor. Davacılar arasında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Emrullah İşler ile dönemin bakanları Binali Yıldırım, Fatma Şahin, Egemen Bağış, Nihat Ergün, Faruk Çelik, Erdoğan Bayraktar, Ahmet Davutoğlu, Taner Yıldız, Suat Kılıç, Mehdi Eker, Hayati Yazıcı, Muammer Güler, Cevdet Yılmaz, Ömer Çelik, Mehmet Şimşek, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz, Veysel Eroğlu, Mehmet Müezzinoğlu, Zafer Çağlayan ve Sadullah Ergin var.

Ahmet Davutoğlu Gelecek Partisi’ni kurduktan şahsına yönelik işlenen ve kamusal nitelik taşımayan, başta hakaret olmak üzere ceza davası dosyalarından feragat ettiğini duyurdu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da, “Gezi davasında ben şikâyetçi değilim, müdahil de değilim. Savcı o gün hükümetin mağdur olduğu düşüncesiyle hükümet üyelerini tek tek yazmış. Hukukçu arkadaşlarla oturup konuştuk. Çekilme de söz konusu olmuyormuş” dedi.

İddianameyi hazırlayan savcı yurt dışına kaçtı

Gezi Direnişi nedeniyle Mimarlar Odası’ndan Mücella Yapıcı ve İstanbul Tabip Odası’ndan Ali Çerkezoğlu’nun da aralarında bulunduğu 26 kişi Temmuz 2013’te gözaltına alındı. Sorgularının ardından serbest bırakılan hak savunucularına Mart 2014’te ‘örgüt kurmak ve yönetmek’ten dava açıldı. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi 29 Nisan 2015’te tüm sanıkların beraatine karar verdi.

Şimdilerde ‘FETÖ firarisi’ olarak anılan dönemin savcısı Muammer Akkaş’ın şu an yargılanan isimler hakkında bir soruşturma yürüttüğü daha sonra ortaya çıktı. Hak savunucularının telefonlarının dinlenmesi talimatını veren Akkaş, 17-25 Aralık soruşturmasında görevden alındı ve yurt dışına kaçtı. Akkaş’ın ardından dosyayı İstanbul Cumhuriyet Savcısı Yakup Ali Kahveci devraldı. Akkaş’ın topladığı delillerin de yer aldığı soruşturma 2019’da tamamlandı.

İlk duruşma 24 Haziran’da görüldü. Tutuklu yargılanan Yiğit Aksakoğlu iki gün süren bu duruşma sonrasında tahliye edildi. İkinci duruşmadan birkaç gün sonra Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK), davaya bakan heyeti değiştirdi. Heyetin başkanlığına Galip Mehmet Perk, üyeliğine ise Talip Ergen’i getirdi. HSK, hem Kavala hem de Aksakoğlu için “tutukluluğun devamı” yönünde oy kullanan kıdemli üye Ahmet Tarık Çiftçioğlu’nun yerini değiştirmezken karara muhalefet şerhi koyan üye başka bir mahkemede görevlendirildi.

10 Aralık 2019’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın bireysel başvurusuyla ilgili ihlal kararı açıkladı ve Kavala’nın ‘derhal serbest bırakılmasına’ hükmetti.

18 Şubat 2020’de görülen son duruşmada ise yurt dışında olan sanıklar hariç herkes beraat etti. Osman Kavala beraata ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği karara rağmen serbest bırakılmadan farklı bir suçlamayla tekrar tutuklandı.

Tekrar yargılamanın nedenleri

Beraat kararının ardından yaptığı grup toplantısında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Gezi Davası’nın hakimlerini hedef almış, ayrıca Osman Kavala’yı kastederek “Gezi’yi karıştıran malum kişi içerideydi, bir manevrayla beraat ettirmeye çalıştılar” demişti.

Erdoğan’ın açıklamasının hemen ardından HSK, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinde görevli üç hakim hakkında inceleme başlattı. Savcılık da mahkemenin beraat kararına itiraz etti. Cumhuriyet Savcısı Edip Şahiner yaptığı itirazda beraat kararının kaldırılmasını istedi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi de 22 Ocak 2021’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararını bozdu.

Yargılanan kişilerin iddianamedeki suçlamalarına yer veren mahkeme, hükmün gerekçesinde değerlendirilmemesini bozma nedeni olarak kişilerin sosyal medya paylaşımları, basın açıklamaları ve eylemlerde atılan sloganlar gibi delilleri gösterdi. Ayrıca bozma kararı verilirken, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklu yargılanmasına ilişkin verdiği hak ihlali kararı dikkate alınmadı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments