Gidenlerin Ardından.

HomeManşet Yazarlar

Gidenlerin Ardından.

Yüksel Geniş ve Hüseyin Şakül anısına.

Sol ve örgüt içi şiddet hukuku üzerine.

“Hukuk, iktidarın köpeğidir!”

 

Kulağa ne hoş geliyor değil mi? Hukuksuzluğa atfedilen bu derin sözün anarşistlerin babası Bakunin’ e ait olduğu ve aslının : “hukuk iktidarın fahişesidir! ” olarak bilinir. Sonra Bakunin’in böyle bir sözü olmadığı anlaşılmış ama bu söz literatürümüze : “Hukuk, iktidarın köpeğidir!” olarak girmiştir.

Beğenelim, beğenmeyelim (elbet teki beğenmiyor ve karşı çıkıyoruz) burjuva mahkemelerinin bir hukuku vardır ve o hukukla “suç'” işleyen insanları yargılar. Buna SYNT, DGM. de dahil… 12 Eylül askeri faşist darbesi ile beraber 650.000 kişi fişlendi, yargılandı, işkence gördü, asıldı… Ben ve bir çok arkadaşım da bu mahkemelerde yargılandık. Bakın ‘yargılandık’ , diyorum. “Hemen idam edildik, yargılanmadan öldürüldük” demiyorum. Elbet teki yargılanmadan, savunması alınmadan, ‘son sözün nedir’, diye sorulmadan binlerce insan; devrimci, Kürt, muhalif… İşkence edildi, öldürüldü ve öldürülmeye de devam ediliyor. Ama biz buna faşizm diyor, onlara karşı mücadele ediyoruz değil mi? Peki biz devrimci ve sosyalistlerin bir hukuku var mı? Kendi mücadele süreçlerinde halka ve örgütlerine karşı işlenen „suçları” yargılayan bir mahkemesi var mı? Yok! Ama örgütlerce öldürülen, sol içi şiddette kurban giden insan çok. Bunun bir istatistiği var mı bilemiyorum. Bugüne kadar “ajan”, “örgüte ihanet etti”, “çözüldü, düşmana bilgi verdi” diyerek öldürülen sayısız insan olmalı. Ya suçsuzluğu, ajan olmadığı anlaşılanların iade-i itibarları geri verildi mi? Varsa da çok az. Düşünebiliyor musunuz “hain” diye öldürülüyorsunuz. Anneniz, babanız, eşiniz ve yakın çevreniz sizin “hain” olmadığınızı biliyor ama tarih sizi “ajan” olarak mahkûm ediyor. Çok acı öyle değil mi?

Tarih yazılımı kahramanları anlatmakla olmaz.
Asıl olan gizli kahramanları zamanın katmanlarına sıkışmış, bilinmeyen, hatırlamayan gizli ve hain olmayan ama “hain” diye cezalandıran kahramanları yazmaktır. Kahraman zaten kahramandır, bilinir. Bugüne dek yargılanmadan, savunması alınmadan “son sözü” sorulmadan bir kısım örgütler üyelerini “ajan” diye suçlayıp infaz etti. Ama çok az örgüt, geriye dönük cezalandırdığı üyeleri için “pardon” dedi. Denilebilir ki, çok az örgütte özeleştiri yapıp sol içi şiddeti kınadı. Hani diyoruz ve “yaygarasını” yapıyoruz ya: savunması bile alınmadı, son isteği kabul edilmedi… Burjuva mahkemelerinde yargılanınca hesap soruyoruz. Burjuva demokrasisinin sınırları içinde yargılandığımız mahkemelerinin sanığa tanınan savunma haklarından yararlanmak istiyoruz, yararlanamıyoruz. ” Bu adalet midir? “. “Yargısız adalet adalet değildir!”. “Yargısız infaz’ ‘Verdiğiniz karar, adalete leke düşürmüştür! ” İyi ama hangi adalete? En geniş anlamda Adalet; hem adil, eşitçilik olanın sağlanmasını hem de felsefi açıdan neyin adil olduğunun tartışmasını içerir. Bu da yetmez. Adalet kavramı; etik, akılcılık, hukuk, din, eşitlik ve haklılığı da içeren birçok alana, farklı görüşlere dayanmaktadır.
Bu sözlere yabancı değiliz öyle değil mi? Burjuva mahkemelerinde yargılanırken hukuk bilgimiz ortalama bir avukatın bilgisinin çok üzerindeydi. Yargılandığımız mahkemelerde hep umutsuz biçimde hep adalet isteyebiliyor, verilmeyince de yaşamımız trajedileri dönüşebiliyordu.
Burjuva hukukunun eleştirebiliyoruz. Bu demokrasinin insana vermek zorunda kaldığı bir haktır. Yasal sınırlar içinde bu haklardan yararlanılacak, vermediklerinde de de insanlar mücadele edeceklerdir. Biz buna demokratik mücadele diyoruz.
Siyasal iktidarı hedef alan örgütlerin mücadeleleri politiktir. İktidara alternatiftir. Stratejik, taktik hedefleri, devrim programları vardır. Tüzükleri vardır. Ve tabi hukuk anlayışları da. Biz bunları özellikle ’80 öncesi yıllarda gördük, tanık olduk. Sol içi, örgüt içi infazlarda tanık olduk. O yıllar günde onlarca kişinin ( sağ/sol, burjuvazi /proletarya arasında ki) çatışmalarda öldürüldüğü manzaranın görülmeyen küçük bir ayrıntısıydı bu sol içi infazlar. Peki ya bunun, özellikle ’90 lı yılların başında kontrgerillanın sokaklardaki ” yargısız sokak infazlarından” ne farkı vardı? Ha anladım: “onlar sosyalistleri, aydınları yok ediyorlar, ne benzerlik var “dediğinizi duyar gibi oluyorum. Kastettiğim bu değildi. Kastettiğim: her iki infaz türünün ortak yönleri hukukunun olmamasıydı. Adalet olmadan yargısız infaz edilmesiydi. Peki ya şimdi öyle mi? Sosyalist hareketler/örgütler bugün mücadelenin neresindeler?
Örgütün, faaldir. Sıcak çatışmalı bir savaşın içindesindir. Eylemlerin ses getiriyor, savaşı sürdürüyorsundur. Eylemlerin kitlelerde güven ve desteğe dönüşme aşamasındadır. Bu sıcaklık, karmaşa içinde bile bir hukukun, bir mahkemen olmalıdır.

Hukuksuz, adaletsiz sosyalist/devrimci örgüt, olamaz.

Şimdi bakıyoruz ülkemiz sol, sosyalist hareketine. Bir işçi sınıfı ile buluşan, iktidara yürüyen bir hareket görüyor muyuz? Var da biz mi göremiyoruz’ dahi diyecek bir pratik süreç de yoktur. Hani insana sorarlar, burjuvaziye bir taş atmadan, bir kurşun sıkmadan… yaşadığın süreçte hangi yetki ve hukukla insanları cezalandırıyorsunuz? Hukukunuz var mı? Ya mahkemeniz? Yok tabi ki. Halkın daha adını duymadığı, faaliyetlerini, amacı ve ilkelerini bilmediği bir gerçeklikte hukuk, mahkeme zaten gereksiz olacaktır. Aksi halde önce burjuvaziye ateş etmeden içindeki “ajanları” cezalandırmayı hedeflenmek gibi saçmalık içinde olunur. Yargılamadan, savunma hakkını vermeden, suçunu ispatlamadan ve bunu kitlelere duyurmadan bir devrimciyi kurşuna dizmek en hafif değim ile kötü bir cinayettir.

Adalet, herkese lazım!
Örgütler, örgüt içi yada sol içi cezalandırma yaptığında halka açıklama yapmadılar. “Biz, falanca filanca sebeplerden dolayı, elimizde bulunan şu bu deliller ışığında, ajan olduğunu” ispatladığımız“ kişiyi cezalandırdık, delillerimiz bunlar bunlar … diye duyan, bilen biri var mı? Bir insan, bir sosyalist olarak soruyorum: ajanlıkla suçladığınız kişileri kapalı da olsa toplanıp yargılarken “delilleri” doğru okudunuz mu? Telafisi mümkün olmayan bir karar alıyorsunuz (bu sözleri bir yerlerden hatırladınız mı? Çok kullanırdık burjuva mahkemelerinde) Cana kıyıyorsunuz, elinizde somut kanıt var mı? “Ajanlarınızı” yargılarken “ajanlık” yaptığını ispat eden tanığınız var mıydı? “” ajanınız ” a “kanıtlara” itiraz etme hakkı tanıdınız mı? Bizlere “delillerinizi” gösterebilir misiniz? Bu delillere “ajanınız” ne cevap verdi, bunları bizlerle paylaşabilir, gösterebilir misiniz? Bu ölüm kararını halkla paylaştınız mı?… Yok değil mi? Tabi ki yok.
Hani gazetelerde okur, televizyon haberlerinde duyarız, falanca örgütün militanları yargılanmaya başlandı… Bu haberleri duyar geçeriz. Sadece bu bile burjuvazinin o beğenmediğimiz hukukunun varlığını gösterir. Evet bu hukuk, burjuva iktidarların köpeğidir. Ama sosyalistlerin hukuku, kuracağı devletlerinin köpeği olmamalı, olamaz da.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments