Pazar, Eylül 6, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Yazarlar

Doğan Albayrak | Tozkoparan’ın efsane başkanı

Memet Sönmez by Memet Sönmez
16/05/2020
in Manşet Yazarlar, Welt, Yaşam, Yazarlar
A A
0
0
SHARES
31
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

– MEHMET SÖNMEZ –

Sevgili Doğan, seni de uğurladık kırmızı karanfiller, pembe ve sarı güller eşliğinde. Tıpkı senin de birçoklarını uğurladığın gibi. Önce cami avlusuna getirdik seni. Yıllardır birbirini göremeyenlerin buluşma yeri oldu adeta cami avluları.

‘Cami avluları…’ tek başına ne kadar garip geliyor kulağa. Bir cümle içinde kullanılsa, örneğin bir romanda  “Cami avlularında koşuşturan çocuklar, abdest alanları…” diye geçse okuyup geçeriz. Ya da yoldan geçerken hiç dikkatimizi çekmez cami avluları. Cami avluları deyip geçmemek gerek. Birlikte acılar çekmiş, davalar peşinde koşmuş, iktidarlara karşı koymuş insanların birbirlerini görme (sadece görmek mi?), buluşma, hasret giderme yerleri de oldu. Hapishane avluları gibi… Hapishane anılarını, özellikle komik anılarını anlatma, hem de gülen yüzlerini gizlemeden (bazen, kahkahaya dönüşen anılarını) anlatma yeri oldu bu avlular.

Sevgili Doğan, yok hayır eleştirmiyorum. Bu bir zamanlar, içinde senin de bulunduğun bizim realitemiz. Ha hapishane avluları, ha cami avluları… Her ikisinde de ağır muhabbetler ediyorsun.

Sevgili Doğan; cami avlularına çok şey borçluyuz. Yıllarca birbirini göremeyenlerin yüzlerini görme yerleridir cami avluları. “İş bağlama” yerleri, belediye başkanları, muhtarlar, politikacılar, şirket patronları, yönetim kurulu üyeleri yani sevgili Doğan, günlük hayatımızda görüşmek için randevu aldığımız, bazen alamadığımız, bazen alıp ta görüşemediğimiz yerlerdir de cami avluları. Cezaevinden çıkanların, çıkıp sınıf atlayanların farklılığını gösterdikleri yerlerdir de. Cenaze kalkıp, avludan çıkıldığı zaman kimilerinin belediye otobüslerine, toplu taşıma araçlarına geçtiği; kimilerinin ise lüks arabalarına binerek cenaze ahalisini egzoz dumanına boğdukları yerlerdir de. Hatırlıyorum bir başka gidenimizi, bir başka cami avlusunda uğurlarken seninle yaptığımız sohbetleri. Hep takılırdın. Esprilerin biri biter, biri başlardı. Gülerdik… Kulaklarımıza eğilir, dedikodular yapardık o gün gidenimiz musalla taşında boylu boyunca uzanmışken…

Sevgili Doğan, yine böyle bir gündü. Bu defa sohbet ettiğim, politika konuştuğum kişi sen değil de bir başkasıydı. Musalla taşına uzanma sırası bu defa sendeydi. Sonra bir başkası, sonra ben belki… Ama şimdi sıra sendeydi. Sen yatıyordun boylu boyunca, bir sfenksin kımıltısızlığıyla o soğuk taşın üzerinde. Ama hava vıcık vıcık sıcaktı. Güneşi çok sevdiğini söyleyenler gölgeye kaçıyordu, tıpkı yağmurları çok sevdiğini söyleyenlerimizin yağmur yağdığında şemsiyelerini açmaları gibi. Shakespeare’in dediği gibi “… İşte bende bundan korkuyorum. Çünkü beni de çok sevdiğini söylüyorsun…” Burada ki herkes seni sevdiklerini, asla unutmayacaklarını söylüyorlar. İşte ben de bundan korkuyorum. Dışarıda arabalar, arabaların içinde insanlar müzik dinleyip şarkı söylüyorlardı sevgili Doğan. Rüzgar ağaçları, ağaçlar yapraklarını sallıyor, ıslık çalıyorlardı. Günlerden cumartesiydi. Kahvelerde masalara vurulan iskambil kağıtları, içilen sigaraların uzanmış küllerini düşürüyordu. Enflasyon yükselmeye, bütün değerler düşmeye devam ediyordu. Bildiğin gibi. Bütün bu sesler ve görüntüler notaya çevrilmemiş bir tür yaşam şarkısıydı. Karışık ve uyumsuz. İşte yaşam böyle bir şeydi. Böyle de olsa adı üzerinde “yaşam” dı ve devam ediyordu.

Cami avlusu hınca hınç doluydu. Çok sevenin, çok ağlayanın oldu ardından. Çocukların, sevgili kardeşin, yoldaşın Çetin, dimdik durdu içinde kopan fırtınaları hiç kimseye hissettirmeden. Hep güzelliklerinden bahsedildi. Güzeldin de gerçekten, güzel adamdın. Öyle böyle değil. Örgütçü, çekip çeviren lider. Asıp, kesen değil; insanlara güzel gülen, gerektiğinde muzaffer olamamış “muzafferler”e Tozkoparan dili ile konuşan bir liderdin.

Sevgili Doğan, seni Bağcılar Cemevi’nden aldık. Uzun konvoylar, otobüsler dolusu insanlarla seni uğurladık. Sevgili Hatun anamız ve Remzi kardeşimizin yanına getirdik. Toprağının üstü çiçek bahçesi oldu adeta. Sen dokuz tahta altında yatarken hoca, sözü fazla uzattı. Keşke aynı uzunlukta ya da özlükle benzer inanmışlıkla arkadaşlarımızda konuşabilselerdi. Edilen yeminler, unutmayacağız, unutturmayacağız sav sözler. ( Eee şimdi ne oldu? Aradan aylar geçti. Kaç kez seni andık, hatırladık?) Keşke unutulmayanlar, edilen yeminler, verilen sözler kadar çok olsalardı… Tabii benim kadar sende güldün ağlanacak halimize üzerine serpilmiş çiçeklerle. Çiçeklerin altında dokuz tahta ve sen. Güldün, muzır muzır baktın. “Hikaye anlatmayın. Ört ki ölem” derken göz kırptın. Hele neredeyse yüz yıllık, dilimize pelesenk olmuş, şiir yanlış okunduğunda gülmen kahkahaya dönüştü, hissettim.

Yani sevgili Doğan, yine birbirimizin aklı, duyguları ile alay ettik. İşin tuhafı herkes bu durumun farkında. Mitolojide geçen, Tanrıların cezalandırdığı Sisyphos yazgısı yaşadıklarımız adeta. Kendimizi geliştirmediğimiz, aşmadığımız sürece o kayayı tepelere çıkarsak da daha büyük bir güç kayayı tekrar aşağı yuvarlıyor ve bu sonsuzmuş gibi devam ediyor. Yapılacak bir şey yok, bu bizim gerçeğimiz. Söyledim ya okumuyoruz. Teknoloji ve bilimden uzağız. Kendimizi aşamıyoruz.

Sen de bu gerçeklerin farkındaydın. Bu farkındalıkla sana güle güle diyorum. Sen de gelen, gidenlerimiz arasına katıldın. Bu çok acı bir gerçek. Ölüm, her zaman tuhaf gelmiştir ve yaşandığı zaman geriye giderek etkisini yitiren ağır bir acıya dönüşmüştür. Şu an birçoğumuzun yüreği ağır yaralı. Sen de biliyorsun bu yara iyileşecek. İyileşmek zorunda. Eğer adına “matem” dediğimiz bu duygu kalıcı olsaydı belki de insanlar acıdan ölürlerdi.

Seni sevdik. Seni tanıyan, bilen seviyor. Bilmeyenlere de anlatıyoruz ve anlatmaya da sevmeye de devam edeceğiz. Sen rahat uyu.

“… Gelip geçenler merhaba diyecek sana, merhaba, güzel ülkem…”

Merhaba sevgili Doğan.

15/05/2020

Tags: cemevidoğan albayrakmemet sönmez
Previous Post

Times Meydanı’na ‘Trump Ölüm Saati’ asıldı

Next Post

İbrahim Sediyani ile söyleşi

Memet Sönmez

Memet Sönmez

Bir yitik altın kuşak '78 li, sakıncalı vatandaştır. "Konserve" de yaşadı uzun yıllar. Her türlü okulu "konserve" de bitirdi. Bu nedenle "konservetuar" mezunu, alaylıdır. Görsel sanatçı, geri dönüşüm ve tasarımcıdır. Taşınır, taşınmaz eser restoratörüdür. Atık malzeme toplar, onları ahşapla birleştirir. Bir rivayete göre, onlarla konuştuğu, "deli" olduğu söylenir. Eski olanlarla değil, hikayesi olan eskilerle ilgilenir. Her çöpün çöp olmadığını düşünür. Gözü çöplüklerdedir. Onları tasarlarken hikayelerini de yazar. İlk yazılarına, ilk gençlik yıllarında İstanbul, Bakırköy sokak duvarlarına yazmakla başlar. Üzerinde parka, kafasında kapişon, boynunda atkı, yüzünü gizler; yakalanır, inkar eder, üzerine sıçramış boyalara rağmen. Polis de, herkes de onun yazdığını bilir. Ekspertiz den yakayı ele verir. Çünkü hep aynı imla hatasını yapar.

Yazarın Diğer Yazıları

Memet Sönmez’in annesi Nezahat Sönmez hayatını kaybetti
Manşet Haberler

Memet Sönmez’in annesi Nezahat Sönmez hayatını kaybetti

11/08/2024
Bir Pazar Sohbeti
Manşet Haberler

Bir Pazar Sohbeti

22/04/2024
Önce koministleri götürdüler. Sonra Kürtleri …
Manşet Haberler

Önce koministleri götürdüler. Sonra Kürtleri …

04/04/2024
Kral Hâlâ Çıplak!
Manşet

Kral Hâlâ Çıplak!

04/02/2024
“Kral” Çıplak!
Manşet

“Kral” Çıplak!

28/01/2024
Hüseyin Cevahir!
Manşet Haberler

Hüseyin Cevahir!

08/10/2023
Next Post
İbrahim Sediyani ile söyleşi

İbrahim Sediyani ile söyleşi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Almanya’da aşırı sağ için kritik seçim

Almanya’da aşırı sağ için kritik seçim

by Sonhaber
06/09/2026
0

Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yaklaşık 2,1 milyon nüfusu yakından ilgilendiren parlamento seçimi başladı. Oylama, Almanya için Alternatifin (AfD) yükselişi ve...

İsrail, Hizbullah’ın İHA saldırısının ardından Lübnan’ı vurdu

İsrail, Hizbullah’ın İHA saldırısının ardından Lübnan’ı vurdu

by Sonhaber
06/09/2026
0

İsrail ordusu, 6 Eylül sabahı Lübnan’ın güneyindeki hedeflere hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Saldırıların, Hizbullah tarafından gönderildiği öne sürülen iki insansız...

ABD-İran çatışması petrol tankerlerine sıçradı

ABD-İran çatışması petrol tankerlerine sıçradı

by Sonhaber
06/09/2026
0

ABD ile İran arasındaki çatışmalar, enerji sevkiyatında kullanılan ticari gemileri doğrudan hedef alan yeni bir aşamaya geçti. ABD Merkez Komutanlığı...

Üsküdar’daki kritik seçim 8 Eylül’e ertelendi

Üsküdar’daki kritik seçim 8 Eylül’e ertelendi

by Sonhaber
06/09/2026
0

Üsküdar Belediyesinde görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın yerine başkanvekili belirlemek amacıyla yapılması planlanan seçim ertelendi. Belediye Meclisi 5 Eylül...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik