Gidenlerin Ardından!  Sürgünde Sanat!

HomeManşet Yazarlar

Gidenlerin Ardından! Sürgünde Sanat!

Yılmaz Güney,

Ahmet Kaya

 

“Gri gökler altındaki bir azaptır sürgün”

 

Siz hiç sürgün yediniz mi?

Siz hiç evinizi, sokağınızı, mahallenizi terk etmek zorunda kaldınız mı?

Peki ya siz hiç bırakalım evinizi, sokağınızı, ülkenizi terk etmek zorunda kaldınız mı? Ya da şöyle sorayım; ülkenizi çok seviyorsunuz. Doğduğunuz toprakları, çocukluk yıllarınızın geçtiği parkları, “kiraz ağacında yırtılan gömleğinizi” hatıralara dolu geçmişinizi, ülkenizi çok sevmenize rağmen terk ediyordunuz. Daha doğrusu terk etmek zorunda kalıyorsunuz. Trajik bir durum değil mi? Üstelik, sanatınızı besleyen kendi öz kültüründen uzak “yabancı” diyarlarda.

Sanat, sevilmediği yeri terk edermiş, derler. Ama sürgünde sanat, sanatçının terk ediliş yada sevilmediği değildir. Tersine sevilmesinden, başarısından duyulan korkunun sonucudur sürgün.

Orta çağda Engizisyon sanata şart koştu. Kilise: “Şunu böyle çizin. Bunu şöyle yontun” dedi. Osmanlı’da benzer yasaklar vardı. Peki bu dönemler, baskılar, yasaklar sanatın yeşermesini engelleyebildi mi? Elbette hayır. Yasaklı Avrupa’ da Leonardo Vinci’ler Michelangelo’lar Rafael’ ler… evrensel sanata imza attılar. Osmanlı topraklarında İznik çinileri, haddatlar yeşerdi. Ebru sanatı, su üzerinde renklerle birleşti, odalarımız süsleyen tablolara dönüştü.

Yılmaz Güney, o da sürgünde sanatını devşirdi. Onun için hayat, önünde duran kırk satırdı. Hapisteydi ve ölümcül bir hastalığın pençesindeydi. Mutlak bir ölüm ve sanatının önünü kesen keskin satırlar vardı. O, sanatının önünü açtı. Özgürlüğüne firar etti. Senaryoları, yönetmenliği, oyunculuğu… Onu ödüle boğuyordu. Can Filim Festivali Altın Koza ödülünü aldı “Yol”, filmi ile. Umut, filmi umut oldu. Büyük Jüri Özel ödülünü aldı. Ama o, ağız dolusu gülemedi. Bütün başarısının üzerinde doğduğu topraklara dönememenin hüznü vardı.  Sürgünde yaşamak zordu. Bak bu anı ne yalın ifade etmiş

Ezginin Günlüğünden Hüsnü Arkan:

“Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni/ gitme gitme, gittiğin yollardan dönülmez geri/ Gitme, gitme el olursun sevdiğim incitir beni… ”

Yakın tarih başka sürgün sanatçımız Ahmet Kaya linç edilerek yok edilmek istendi. Hem de ayın salonda, aynı masalarda oturan sözüm ona sanatçılar tarafından. Çareyi sürgünde buldu. O da sanat devşirmek istiyordu.

“… İki damla gözyaşımla

Satıldım pazarlarda…” dedi bir şarkısında.

“… Kırdılar yüreğimi.

Kırdılar azarlarla.

Sürgünlere yolladılar.

Sabah dörtte yağmurlarla

Ben yandım

Sen yanma, Allah aşkına…”

Sonra bir gün her şeye rağmen özleyecekti arkadaşlarını. Bir merhabalarını esirgeyenlere ince bir sitemdi aslında bu şarkı.

Ben yandım. Sen yanma Allah aşkına!

Sevgili dostlar, 21.yy. da sürgünde sanat devam ediyor. Ne acı değil mi? 21 yy., da hala sürgün yaşayan sanatçılarımız var.

Yeryüzünde güneş doğup battıkça yasaklara, baskılara rağmen sanat varlığını sürdürecektir. Sanatçılar, inananların tanrıları gibi yaradandır. Sanatçıların görmeleri, duymaları, hissetmeli engellenemez. Sanat hayat gibidir. Sürgünde de yaşar. Hayatlarımız kısa, sanat sönmez!

 

Memet Sönmez

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments