Medeniyetler beşiği, kültürler kavşağı İstanbul gibi bir şehirde, çay “sallama” ve fincanda getirilince kültür bozulmasının başladığını, bununla birlikte de doğal olarak herkesin her şeyi bildiğini, dedikoduların yerini “gerçeğe” bıraktığını fark etmişseniz siz de bu “hayat döngüsü”nün içine girmişsiniz demektir. Sadece hayat döngüsü mü, birçok şey (buna siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, ekolojik sorunları da katın) ile dönenip duruyorsunuzdur, farkında olsanız da olmasanız da…
Cüneyt Ayral, şiirleri, anıları, gezileri, ama en çok da gazeteleriyle edebiyat dünyasının içinden bir yazar. Aykırı denilebilir mi bilemem, ama farklı biri olduğu kesin. Kıvrak zekâlı, uzgörüşlü, okuru kendi içinde düşünmeye sevk eden Ayral, bu kez polisiye roman yazmış. Bilmiyordum, Kitap Fuarında görünce aldım, merak ve heyecanla okudum.
İstanbul’la başlıyor…
Cüneyt Ayral, İstanbul betimlemelerini çok iyi yaptığı gibi “Gölgedekiler”le yarattığı karakterlerin yaşamlarındaki ayrıntıları da çok iyi sıralıyor. Polisiye roman denilince, doğal olarak akla ilk cinayet geliyor. Kim işledi, niye yaptı, ne oldu, ne zamandı, kim yardım ve yataklık yaptı gibi sorular kasap çengeli örneği sıralanıyor birbiri peşi sıra. Biliyorsunuz, iki tür var polisiyede; birincisi katili baştan bilirsiniz nasıl açık vereceğini, nasıl yakalanacağını merak edersiniz. İkincisindeyse katilin peşine düşersiniz kim olduğunu bulmaya çalışırsınız. Bunun ikisinin dışında, katili hissettiren ama açıklamayan, sonrasında da sizi sürekli ters köşe yaparak ondan öbürüne koşturan, sonra döndüren ama karar verdirmediği için de yeniden bir başkasına yönelmenizi sağlayan bir roman “Gölgedekiler”.
Eski bir İstanbul semti, artık mumla arasanız da bulamayacağınız komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri ve “fincan kapatan” bir kadın. Eski cumbalı evlerin, daracık sokakların, hatta belki sokak lambalarının cılız ışığında yarı görünmez karaltıların, hele de kış günüyse akla huzur getirmesi beklenir değil mi? Fincanda gördükleri doğru çıkan kadın, yalnızlığını paylaştığı arkadaşı ile niye ters düşer. Fincan kapattığı bir diğer kadının arkadaşıyla ilişkisi nereden gelir, nereye ulaşır. Hayallerle yaşananlar birbirine koşut yürüdüğünde sonuca olumlu mu tesir eder…
Üçüncüsünü de kabul etmeliyiz…
Eskiden kadın ve erkek olarak tanımlardık insanları en genel çerçevede. Artık kadını sadece kadın, erkeği de sadece erkek olarak görmememiz gerektiğini, LGBTİQ hatta + ile çoğalttığımıza göre insan ilişkilerinde cins(iyet) farkı belirleyici olabilir, polisiyede… Özellikle de edebiyatın kendine özgü akıcılığı içerisinde bu farklılıklar okuru hem değişik duygulara taşıyor hem de merakı körüklüyor. Romanın dışında, bir merak da bu farklılıkların yaşamın neresinde ne kadar yer bulduğu ve tabii, bu farklılıkların yaşama sevinci vermesine karşın neden sadece polisiye gibi merak ettiren romanlarda karşımıza çıkması… Son söz okurun.
Gölgedekiler
Cüneyt Ayral
Polisiye
Maceraperest Kitaplar, 2023, 123 s.












