Salı, Ağustos 18, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

“Güçlü” bir ülke mi yoksa “mutlu” bir ülke mi?

Mustafa Durmuş by Mustafa Durmuş
25/07/2026
in Ekonomi, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
“Güçlü” bir ülke mi yoksa “mutlu” bir ülke mi?
0
SHARES
362
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

İktidar medyası, Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılan NATO Zirvesi’ni (önceden planlanmış bir şey olmasına rağmen) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve devletin gücünün bir kanıtı olarak sunma yarışına girdi.

Kuşkusuz siyasal iktidar ağır misafirlerini çok iyi ağırladı. Sadece her bir lidere özel olarak hazırlanmış tabancalar hediye edilmedi, ayrıca kendilerini güvende ve rahat hissetsinler diye Ankara adeta Ankaralılara yasaklandı. NATO’yu protesto etmeye kalkanlarsa, daha sokağa çıkmadan bir gün önceden evlerinden toplandı. 7 ve 8’inde sokağa çıkanlar derdest edildi, gözaltına alındı. Bazıları hala cezaevlerinde tutuluyor.

“Güçlü devlet- güçlü ülke” gösterisi mi?

Bütün bu gösteri, “güçlü bir devlet ve güçlü bir ülke” olduğumuzu kanıtlamak için miydi? İktidarın bu tutumuyla NATO liderlerine, özellikle de NATO ele başı Trump’a vermek istediği mesajı her halde şuydu:

“Yüzde 80’i NATO ve ABD karşıtı olan bir toplumu bile susturabilecek kadar güçlü bir iktidarız. Nasıl ki şu ana kadar İsrail’in Filistinlilere yönelik olarak yaptığı saldırılar ve katliamlara rağmen, büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir toplumu (özellikle de AKP tabanını ve cemaatleri) susturduysak, NATO karşıtı eylemleri de engelleriz, bize güvenebilirsiniz, o iş bizde!”

Peki, Türkiye, ülke dışından güçlü bir ülke olarak görünüyor mu?

Aşağıdaki görsel, 33 ülkede 15.131 yetişkinle yapılan bir ankete dayanan Pennsylvania Üniversitesi Wharton School’un “2026 En İyi Ülkeler Endeksi” verilerini kullanarak dünyanın en güçlü ülkelerini sıralıyor. Sıralama, askeri veya ekonomik gücü doğrudan ölçmek yerine, katılımcıların her ülkenin genel gücünü/etkisini nasıl algıladığını yansıtıyor. (1)

Türkiye güçlü ülke sıralamasında 13. sırada yer alıyor!

Endekse göre Türkiye; İtalya, İspanya, İsviçre, Hollanda gibi Avrupa devletlerinin yanı sıra, İran gibi güçlü bir Ortadoğu ülkesinden ya da Avustralya gibi gelişkin emperyalist Uzak Doğu ülkesinden çok daha güçlü bir ülke konumunda.

Bu çalışmada, bir ülkenin ya da bir devletin gücü; büyük ölçüde askeri gücüyle ölçülse de aynı zamanda ekonomik gelişkinlik, teknolojik liderlik, stratejik kaynakların varlığı ve diplomatik beceri ve erişim tarafından da şekilleniyor.

ABD, Çin ve Rusya ilk üçte

Çalışmada öne çıkan bazı bulgularsa şöyle: ABD, Çin ve Rusya, küresel güç algısında diğer ülkelerden tamamen ayrı bir ligde, emperyalist süper ligde yer alıyor. ABD, sadece askeri ve teknolojik gücüyle değil, aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomisi olmasından dolayı ilk sırada konumlanıyor.

Çin, nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti, geniş ticaret ilişkileri ve artan askeri gelişmişliğiyle ve yaklaşık iki milyon askeri personeli ile dünyanın en büyük aktif görevdeki ordusuna sahip olmasından dolayı, ikinci sırada yer alıyor.

Rusya ise, kendisinden aşağıda yer alan bazı ülkelerden çok daha küçük bir ekonomiye sahip olmasına rağmen, genel sıralamada üçüncü sırada bulunuyor. Ülkenin bu konumu; askeri yeteneklerinin, nükleer silah cephaneliğinin, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının ve jeopolitik etki alanının devam eden etkisini yansıtıyor. Birleşik Krallık dördüncü sırada yer alırken, onu Almanya izliyor.

Sonuçlar, askeri gücün olduğu kadar, ekonomik ve finansal kapital büyüklüğünün, teknolojik liderliğin, stratejik kaynaklara sahip olmanın, diplomatik etki ve uluslararası olayları şekillendirme yeteneğinin de bu sıralamada çok etkili olduğunu gösteriyor.

 Yumuşak Güç Sıralaması

Güçlü olmanın sert biçiminin yanı sıra, yumuşak biçimi de söz konusu.  Yani bir “ülkenin dünya çapında ne kadar tanındığı ve olumlu değerlendirildiği (itibar)”, ayrıca “diğer ülkeler üzerinde ne kadar etkili olabildiği” gibi kıstaslar da söz konusu olabiliyor. Buna “Yumuşak Güç/Soft Power” adı veriliyor. (2)

Bu görselin temelini oluşturan endeks; 193 ülkenin tamamını “küresel etki”, “itibar” ve “tanınırlık” esaslı olarak sıralıyor. Bu endeks, dünya çapında toplanan anketler ve diğer algı göstergelerine dayanarak, ülkelerin dünya genelinde ne kadar olumlu algılandığını puanlayıp sıralıyor. Yani yumuşak güç; “ülkenin kültür, diplomasi, iş dünyası ve uluslararası nüfuz yoluyla küresel kamuoyunu biçimlendirme yeteneğini” yansıtıyor.

Bu görseldeki önemli bulgularsa şöyle:

ABD, 2026 yılında yumuşak güç sıralamasında yine ilk sırada yer alıyor (Çin’in sadece 1,4 puan önünde).  Japonya, Birleşik Krallık ve Almanya ilk beşi tamamlıyor. Türkiye ise 100 puan üzerinden 52,4 puan ile kendisine ancak 25. Sırada konumlanıyor. Yani yumuşak güç kullanımında, Türkiye daha alt sıralarda kendine yer bulabiliyor.

Güçlü ülkelerde yaşayan insanların yaşam kalitesi?

Yine, Wharton School tarafından hazırlanan “2026 En İyi Ülkeler Endeksi” (3), dünya çapında insanların yaşam kalitesinin en yüksek olduğu ülkelerin hangileri olduğuna dair bir sıralama yapıyor. 33 ülkeden 15.000’den fazla yetişkinin yanıtlarına dayanan bu sıralama 85 ülke insanının yaşam kalitesine ilişkin uluslararası algıyı ölçüyor.

Endeks, yalnızca ekonomik veya demografik göstergelere dayanmak yerine, ülkelerin “ticaret, iş fırsatları, dostluk ortamı, siyasi istikrar ve genel refah” gibi faktörler açısından nasıl değerlendirildiğini yansıtıyor.

Endekste öne çıkan noktalar şöyle:

İsveç, algılanan yaşam kalitesi açısından Danimarka ve Kanada’nın önünde birinci sırada bulunuyor. Kanada, Amerika kıtasında en üst sırada yer alan ülke olurken, ABD diğer tüm G7 ülkelerinin gerisinde kalıyor. (ABD, 2018’den bu yana 10 sıra gerileyerek diğer tüm G7 ekonomilerinin gerisine düştü).

Dünyanın en iyi 10 ülkesinden 8’i Avrupa’da bulunuyor; bu durum, bölgenin yaşam kalitesi konusunda sahip olduğu güçlü küresel itibarı yansıtıyor. En üst sıralarda yer alan ülkelerin ortak noktaları ise; istikrarlı kurumlar, yüksek güven düzeyleri ve güçlü kamu hizmetleri. Yaşam Kalitesi açısından Türkiye 100 üzerinden 26,4 puan ile 34.sırada yer alıyor. Özetle, ülkemiz insanı büyük çoğunlukla kaliteli bir yaşam sürmüyor.

Güçlü ülkelerin insanı daha mı mutlu?

Son olarak, Dünya Mutluluk Endeksi’nin yer aldığı ‘Dünya Mutluluk Raporu’nda (2026), İskandinav ülkeleri hep liste başı. Bu durum, bu ülkelerin güçlü küresel itibarlarının, istikrarlı bir şekilde yüksek yaşam memnuniyeti düzeyleriyle desteklendiğini gösteriyor.

Bu sonuç, yaşam kalitesi açısından, uluslararası algıların ekonomik büyüklükten veya jeopolitik etkiden ne kadar farklı olabileceğini gösteriyor. Bir başka deyimle, sert ya da yumuşak güç sahibi olmak, ülke insanının yaşam kalitesinin de yüksek olmasını garantilemediği gibi (ABD ve Türkiye örneğinde olduğu gibi), güçlü devletler altında yaşayan insanların yaşam kalitesi, göreli olarak daha düşük olabiliyor.

Bu tespit mutluluk verileriyle de doğrulanıyor. Nitekim Türkiye, mutluluk genel sıralamasında 109 ülke arasında 94. sırada yer alıyor. (10 puan üzerinden 5,3 puana sahip). (4)

Yani, yaşayarak bildiğimiz bir gerçeğimizi, uluslararası raporlar da doğruluyor:

Türkiye’de insanların büyük çoğunluğu mutsuz. En mutsuzlar ise, milli gelirden sadece üçte birin altında bir pay alabilen ve çok büyük bir kısmı açlık sınırının altında bir asgari ücret karşılığında ve haftada 48 saatten fazla çalışan 10 milyona yakın işçi, çok büyük bir kısmı açlık sınırının altında gelir elde edebilen 16 milyona yakın emekli ve 12 milyonu aşan (ve çoğunluğu da genç olan) işsiz.

Bu mutsuz çoğunluğa, artık ekip biçemeyen, ağır kredi borçlarından dolayı iyice yoksullaşan köylüleri, küçük üreticileri, küçük esnafı, istihdam dışı bırakılan, şiddete uğratılan, öldürülen kadınları ve ötekileştirilen kimliklere ve inançlara sahip yurttaşları ve mahkemeye dahi çıkartılmadan içerde tutulan binlerce tutsağı dahil edebilirsiniz.

Bu durum tesadüf değil

Demokrasi ve hukuka ilişkin diğer bazı uluslararası raporlar; ülke insanının, güçlü ve “itibardan tasarruf etmeyen” devlet görüntüsü altında, neden düşük bir yaşam kalitesine mahkûm edildiğini ve mutsuz olduğunu ortaya koyuyor:

Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde (2026),143 ülke arasında 118. sırada kendine yer bulabiliyor. Yani Türkiye, bağımsız bir yargının olmamasından dolayı, hukukun artık hiç işlemediği bir ülke.

Keza, “Küresel Özgürlükler Statüsü” (2026) açısından Türkiye, “özgür olmayan bir ülke”. Öyle ki, puanı 100 üzerinden 32. Son olarak, Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 180 ülke arasında 124. sırada. Dahası, son 10 yıldır ciddi bir düşüş yaşıyor.  10 yılda puanı 50’den 31’e ve endeksteki yeri 2017’den bu yana 81’den 124. sıraya geriledi.

 

Sonuç olarak

AKP’nin bundan 23 yıl önce verdiği; “3Y” ile yani “Yasaklarla, Yolsuzluklarla ve Yoksulluklarla” mücadele sözüne rağmen, ülke her üç alanda da tam bir çöküşe sürüklendi.

Daha da kötüsü, hızla yoksullaşan, toplumsal bir çöküş ve ahlaki sorun yaşayan ülke ve toplum, hızla otoriterleşiyor. Siyasal iktidar ise ayakta kalabilmek için, güçlü bir iktidar görüntüsü vermeye çalışıyor ve NATO gibi emperyalist örgütler ve emperyalist devletlerle olan ilişkilerini sağlamlaştırıyor. Ancak ülkeyi yeni bir paylaşım savaşında rol almak zorunda kalabileceği çok ciddi risklerle de karşı karşıya bırakıyor.

Bu kötü gidişata karşı; başta işçi sınıfı ve diğer tüm emekçilerin örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, demokrasiden yana siyasal partiler olmak üzere, yoksul köylüler, küçük esnaf ve küçük üreticiler, ekoloji hareketi, kadın hareketi, ezilen kimliklerin mücadele hareketleri gibi toplumun geniş kesimleri arasında büyük yankı uyandıran toplumsal hareketler, ortak bir mücadele içinde olmak zorunda.

Bu mücadelenin hedefi; eşitlikçi ve ekolojik olarak sürdürülebilir demokratik bir ekonomi ve siyaset üzerinden şekillenecek olan; demokratik, sosyal ve laik bir cumhuriyetin inşası olmalıdır.

 

 

Dip notlar:
  1. https://www.visualcapitalist.com/ranked-the-worlds-most-powerful-countries-according-to-global-opinion (12 Temmuz 2026).
  2. https://www.visualcapitalist.com/ranked-the-worlds-most-powerful-countries-by-soft-power-in-2026 (28 Şubat 2026).
  3. https://www.visualcapitalist.com/mapped-where-people-think-quality-of-life-is-best (16 Temmuz 2026).
  4. https://www.gallup.com/analytics/349487/world-happiness-report.aspx (19 Mart 2026).
Tags: DemokrasiDünya Mutluluk EndeksiGüçlü ÜlkeKüresel Yaşam Kalitesi EndeksiMustafa DurmuşOtokrasiYumuşak Güç Endeksi
Previous Post

CHP’de büyük kopuş: Özel ve 90’ı aşkın vekil Yeni Parti’ye geçiyor

Next Post

İran’dan Bahreyn ve Ürdün’deki ABD üslerine İHA saldırısı iddiası

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Sanayileşme Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı/öğretim üyesi, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi İİBF'de ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Şu an emeklidir. T24 ve Yeni Yaşam Gazetesi yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve “Kamu Ekonomisi” (2008), “Kapitalizmin Krizi” (2009), “Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi” (2018), “Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik” (2019) ve “Demokratik Katılımcı Ekonomi” (2023) adlı kitapları ve çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Durmuş, “Yaşamın Temel Ekonomisi” (2021), “Dünya Ekonomisini Anlamak” (2021), “Türkiye Üzerine Politik İktisat Yazıları” (2022) ve “Siyasi Ekoloji” (2022) ve “Sosyo Ekolojik Bir Toplum İçin Ne Yapmalı” (2024) adlı editörlü kitapların da yazarları arasında bulunuyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Temmuz Ayı Enflasyonu Artarken, Ücretlerdeki Erime Sürüyor!
Ekonomi

Temmuz Ayı Enflasyonu Artarken, Ücretlerdeki Erime Sürüyor!

05/08/2026
Kemer sıkma ekonomik değil, politik bir tercihtir!
Ekonomi

Kemer sıkma ekonomik değil, politik bir tercihtir!

21/07/2026
Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?
Manşet Haberler

Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?

15/07/2026
Aşırı merkeziyetçiliğin neden olduğu sorunlara “demokratik yerelleş(tir)me” çözümü
Manşet Haberler

Aşırı merkeziyetçiliğin neden olduğu sorunlara “demokratik yerelleş(tir)me” çözümü

22/06/2026
Ekonomide gerçekler ve büyüklere masallar
Ekonomi

Ekonomide gerçekler ve büyüklere masallar

10/06/2026
Bilerek ve isteyerek (2): Oyunun ikinci perdesi
Ekonomi

Bilerek ve isteyerek (2): Oyunun ikinci perdesi

22/05/2026
Next Post
İran’dan Bahreyn ve Ürdün’deki ABD üslerine İHA saldırısı iddiası

İran’dan Bahreyn ve Ürdün’deki ABD üslerine İHA saldırısı iddiası

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

by Rabia Baldemir
18/08/2026
0

Paula Maier’in anlattığı cinsel saldırıyı yalnızca gözaltında gerçekleşmiş bireysel bir saldırı olarak ele almak, yaşananın politik niteliğini eksiltir. Burada bir...

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

by Sonhaber
18/08/2026
0

ABD ile İran arasında haziran ayında varılan geçici mutabakatın 60 günlük müzakere süresi, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadan sona erdi. Washington...

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

by Sonhaber
18/08/2026
0

İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı modüler tuvalet ve bebek bakım alanlarında çalışan taşeron işçiler, çalışma düzenlerinin değiştirilmesi talebiyle Kültürpark’taki belediye holleri...

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

by Sonhaber
18/08/2026
0

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin ağustos ayına ilişkin çalışması, ücretlerle temel yaşam giderleri arasındaki makasın büyüdüğünü ortaya koydu. BES-AR’ın gıda...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik