“Adım Veciz! Ve…ciz.
Şiirsel bir sözcüktür,
Arapçada ‘özsöz’ demektir.
Ortaokulda biri ‘ceviz mi?’
Deyince daha öz
Bir ad bulacaktım kendime:
…”
Selçuk Altun roman kahramanlarına ilginç adlar veren, onların anlamlarıyla romanını kur(gulay)an bir yazar. Bu kitabında, adından da anlaşılacağı üzere ikilemlere ağırlık vermiş. Tabii ki, ülkenin yakın tarihi ve gündemiyle bağlantılı.
Yazarlar, aslında sanatın bütün dallarında yer alanlar, mesaj vermek yerine soru sor(dur)mayı, okurun (izleyicinin) duygularını harekete geçirerek onların ufkunu açmayı tercih eder… Böylelikle yapıtlarının gelişimini sağlayacakları gibi bir başka, ama en çok da geniş bakış açısı oluşturarak sosyal, siyasal, ekonomik, ekolojik ve bireysel yükselişe de yol açarlar. Bunu başaranlardan biri de Selçuk Altun, benim gözümde. Doğrudan siyasi bir mesajı yok, okur süzdükleriyle daha bir büyüyor.
Altun, bu kez, yine bir novella ile buluştu okuruyla. Kısa, öz, alabildiğine yoğun ve gizem de içeren ikilemleriyle merakta bırakan bir novella “Öpsem Öldürürler Öpmesem Öldüm”. Birini daha aktarmalıyım, Bedros’tan: “Bir dilimi zehir zıkkım / Bir dilimi candan tatlı”. Kitabın ilk cümlelerini yukarıda okudunuz, merak oradan başlıyor. Arapçadan sonra İngilizce anlamıyla da bağ kurduktan sonra kahramanı Veciz And, içinde büyüdüğü aile, yaptığı iş, babasının yaşadıkları, kız arkadaşları ve düş(ünce)leriyle kitabın adındaki ikilemi sürekli yaş(at)ıyor. Selçuk Altun, okurlarının da bildiği gibi verdiği bilgilerle okuru hem içine çekiyor hem görselleştiriyor hem de mekânları gezdiriyor. Kaligrafisi güzel apartman adlarını sıralayınca, ister istemez siz de çevrenizdeki apartman (genişletebilirsiniz, bakkal, sokak, işletme vb.) adlarına bakıyorsunuz. Betimlemeleri de güç yüklü Altun’un… “Çeşme-i Kebir, kuzeyden güneye coşarak inen Selimiye İskele Caddesi’nde son bulur” cümlesinden sonra yolunuz Selimiye’ye düşmez mi? Onun hemen yanında, “üstü konut altı dükkân silsilesinde, konusu Anadolu’da geçen bir film için kotarılmış plato sevimliliği vardır” da öyle. Sahiden sahi, inanmayan o sokaklara vurabilir kendini…
Sarmalın bir ucu…
Selçuk Altun, romanını, Veciz’le de bağlantılı yakın geçmişimiz ile kurarken, birden onun düş(ünce)lerine, sinema sevdasına geçiyor. Üçüncü uç ise yaşamın ta kendisi zaten.
Yakın geçmişimiz, üzerinden yarım yüzyıla varan bir süre geçmesine karşın hâlâ yaraları sarıl(a)mayan 12 Eylül Darbesi (yazar, darbe ile ihtilalin arasındaki farkı da anlatıyor). Yaşananların, Nazi kamplarında soykırıma uğratılan Yahudilere yaşatılanlardan bir farkı yok. Veciz, intikamını sanal alıyor, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevinde yaptığı işkencelerden vahşi zevk alan işkenceciden. Ve…ciz, bana Orhan Kemal’in Çukurovalı, hem gaddar hem en insancıl kahramanlarını çağrıştırdı; sanal da olsa işkence düşünebilmesi ile ekonomik ve sosyal durumu güçlük içindeki insanlara -karşılıksız- yardım etmesiyle…
Üçüncü sarmal, dünyayı işi(!) gereği gezmesi Veciz’in. İlginç ayrıntıları, bilinmeyen ya da az bilinen gizleri, unutulmuş ve ıskalanmış güzellikleriyle, ama en çok da sahaflarıyla anlatarak…
Novellanın kahramanı Veciz; belki biraz Selçuk Altun, belki biraz siz, belki biraz sevdiğiniz kişi, belki de ulaşamadığınız o en güzel… Düşleriyle, düşünceleriyle sizi size anlatıyor, hayallerinize hayal katıyor ve umudu üzmüyor.
Öpsem Öldürürler Öpmesem Öldüm
Selçuk Altun
Roman
İş Bankası Kültür yayınları, Temmuz 2025, 128 s.







