Tarih 6 Eylül 2007, saat gece yarısından hemen sonraydı. Siber savaş alanında başlayan yeni tür bir saldırı Fırat nehri boyunca gerçekleşmek üzereydi. Nehri doğu yakasında, Türk sınırından Suriye içlerine doğru yetmiş beş kilometre mesafede, yamaçtan yukarıya doğru kuru bir vadi üzerinde kumlu tepelerde birkaç ışık, bir de karaltı vardı. Karaltı inşaat halinde bir binaydı.
Bir anda, nereden geldiği belli olmayan, küçük yıldızlara benzer ışıklar saçan patlamalar şantiyeyi yerle bir etmeye başladı. Mavi beyaz ışık gün ışığından daha parlaktı. Bir dakikadan daha kısa bir sürenin içinde kör edici bir parıltı çevredeki her şeyi yok ederken, şantiyede kalmış olan birkaç Suriyeli ve Kuzey Korelinin kulakları çevreyi saran müthiş patlamalardan sağır oldu.
Arkalarında, yıllarca süren bir çalışmanın eseri olan Suriye-Kuzey Kore ortak nükleer tesisinin yerle bir edilmiş harabesini bırakarak, İsrail saldırı filosunun vurucu gücü, en ufak bir zayiat vermeden evlerine dönüyorlardı.
Bombardımanın gerçekleştiği Eylül akşamında Suriyeli askeri uzmanlar radar ekranlarında hava sahalarında hiç bir sorun görmüyorlardı. Gökyüzü güvenli ve boş görünüyordu. İsrail o gece Suriye’nin pahalı hava savunma sistemini ele geçirmişti. Suriye’nin radarlarında gözüken görüntüleri İsrail Hava Kuvvetleri oraya yerleştirmişti. Yani hiçbir şey gözükmüyordu. Suriyelilerin göremediği doğu taraflarındaki gökyüzü, İsrail Hava Kuvvetlerinin özel bombalama tatbikat alanına dönmüş olduğuydu. Rus hava savunma sistemi kör edilmişti.
Dünyanın çeşitli yerlerindeki siber savaşçılar bu operasyona hiç şaşırmadılar. Çünkü bilgi çağındaki savaş böyle gerçekleşiyordu, siber savaş tam anlamıyla buydu. İsrail Suriye’ye saldırdığı zaman, ışık ve elektrik palslarını kullanıp, bilgisayar kodları olan “I” ve “o” şifrelerini iletmek için ışık ve elektrik pals darbeleri gönderip Suriye’nin hava savunma sistemini felç etmişti. Böylece Suriye’nin hava savunma radarının ne gördüğünü kontrol ettiler. Hava savunma radarlarını imha edip ana hedefleri vurmadan önce, düşman savunma sistemini kullanamadan siber savaştan yararlanıp hedefi vurdular.
2003 yılında ikinci ABD-Irak savaşında, ABD savaş uçakları saldırmadan önce, binlerce Irak subayına Irak Savunma Bakanlığı e-posta sistemi üzerinden elektronik posta mesajları iletilerek savaşmadan birliklerini terk edip evlerine dönmeleri istendi. Irak subayları bu talimata itaat etti.
Bronz gecesi olarak bilinen 27 Nisan 2007 tarihinde Estonya’da en çok kullanılan İnternet siteleri birden bire çökmeye başladı. Estonya’da online bankacılık sistemi, gazetelerin web sayfaları ve devletin elektronik hizmetleri kullanılamaz hale geldi. Estonya’ya yapılan saldırı bir Dağınık Servis Engelleme saldırısı DSES idi. Telefon ağını çalıştıran sunucuların adresleri, kredi kartı doğrulama sistemi, İnternet rehberi gibi önemli siteler saldırıya uğrayıp botnetlerin yoğun ping talebine dayanamayarak birer birer göçtüler. Ülkenin en büyük bankası Hansabank tamamen etkisiz kaldı. İletişim ve ticaret durma noktasına geldi. Uzman ekipler, ana bilgisayarların Rusya’da olduğu ve programın da Kiril alfabesiyle yazıldığını tespit ettiler. Daha sonra Rus siber savaşçıları Gürcülere, 2009 senesinde de Kuzey Kore peşi sıra ABD ve Güney Kore’ye siber saldırılar düzenleyerek resmi siteleri, bankaları, Borsayı, ticaret merkezlerini ve gazeteleri çökerttiler. Bundan seneler önce Ege’de Yapılan bir NATO askeri tatbikatında Amerikalılar TC’ye ait bir muhribin Windows NT yazılımlarını çökerterek hiçbir silah sistemini çalıştıramadan yüzen bir küvete dönüştürdüler. Akabinde yanlışlıkla ateşlendiğini söyledikleri bir füze ile gemiyi saf dışı bıraktılar.
SİBER UZAY, SİBER SAVAŞ NEDİR?
Siber uzay, dünyadaki tüm bilgisayar ağları ve onların bağlı olduğu ve kontrol ettiği her şeydir. Laptop, masa üstü bilgisayar ve bunun gibi milyonlarca makine siber uzayın parçalarıdır. Burası şimdi den savaş alanı oldu. Yirmi birinci yüzyılın savaşları artık burada yapılacak ve daha önceden çeşitli ülkelerde ele geçirilmiş olan sunucular anında hizmete girdiği için, herhangi bir siber çatışmada savaş küresel hale gelecektir. Siber uzay sadece internetten ibaret değildir. İnternet birbirine bağlı olan ağlardan ibaret bir açık ağdır. İnternetteki herhangi bir ağdan, İnternete bağlı başka ağlardan herhangi birinde bulunan bir bilgisayarla iletişim kurulabilir. Siber uzay, interneti, artı internetten girilemeyen bir sürü başka bilgisayar ağını içerir. Bunlar para akışları, borsa işlemleri, kredi kartı alış verişleri gibi işleri yürütür. Bazıları da makinelerin başka makinelerle konuşmasını sağlar. Kontrol makineleri pompalarla, asansörlerle, jeneratörlerle iletişim kurar.
Siber savaş, bir devlet tarafından bir devlet adına veya o devleti desteklemek üzere başka bir ülkenin bilgisayar veya bilişim ağlarına veri eklemek, değiştirmek ya da bozmak veya bilgisayarları, ağ üzerindeki cihazları ya da bilgisayar sisteminin kontrol ettiği nesneleri kesintiye uğratmak veya onlara vermek amacıyla yetkisiz giriş yapılmasıdır.
Siber savaşçılar ağı ele geçirdikleri zaman, para çalabilir, petrol dökebilir, gazları uçurabilir, jeneratörleri havaya uçurabilir, trenleri raydan çıkartabilir, uyduları yörüngeden çıkartabilir, hava yollarını yere çakabilir. Bir ülkenin alt yapısına karşı yapılacak siber saldırı güç şebekesini haftalarca devre dışı bırakabilir. Boru hatları petrol ürünlerini ve gazı iletemez hale gelir. Trenler kalkamaz, uçaklar da yerde kalır. Bankalardan para çekilemez, dağıtım sistemleri çöker ve hastaneler kısıtlı kapasiteyle çalışmak zorunda kalır. Sivil nüfus karanlık ve soğuk evlerde, gıda, para ve tıbbi bakımdan yoksun, ne olup bittiği konusunda haber alamaz hale gelir. Hiçbir askeri gücün de günümüzde bu saldırıya karşı savunma gücü kurma olasılığı yok. ABD, Çin ve Rusya gibi üç emperyalist gücün sivil alt yapılarında güvenlik açığı bulunuyor. Saldırı zaten dünya yüzündeki fiziksel bir alandan değil, siber uzaydan geldiği için düşmanı bulmak da çok zor.
Fazla uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşecek küresel siber savaşa hazırlık olarak üç emperyalist devlet, ABD, ÇİN ve RUSYA alınmamış bir alan olan siber uzayı ele geçirmek için kıyasıya kavga veriyorlar. Askeri ve istihbarat toplama örgütleri birbirlerinin alt yapı ve ağlarını hack ediyorlar. Barış zamanında “lojik bombaları” ve “tuzak kapılar” kullanarak siber çarpışma alanları yaratıyorlar. Başka ülkelere sanal patlayıcılar yerleştiriyorlar. Sivil hedeflere yönelip savaşı ilk başlatan olmak istiyorlar.
Sun Tzu’dan, von Clausewitz’e, Herman Kahn’a kadar askeri teorisyenler ve devlet adamları yüzyıllar boyunca stratejiyi değişik şekillerde ve tekrar tekrar tanımladılar. Askeri stratejinin, hedeflerin, olanakların, sınırlamaların sıralaması olduğu, ne yapmak istediğimiz ve bunu nasıl yapacağımıza dair askeri planlama olduğu şeklinde görüş birliğine varıldı.
Nükleere silahların icadından sonra onların kullanımı için karmaşık bir strateji geliştirilmesi on beş yıl sürdü. Atom çağının ilk birkaç senesi içinde defalarca nükleer savaş çıkıyordu. En nihayetinde bir nükleer savaş stratejisi oluşturulunca bu risk büyük ölçüde azaldı. XXI. yüzyılda düşman kuvvetlerini kemirmek için bilgisayarları felç etmek yetiyor. Bugün, savaşın amacı, iletişim akımını kontrol ederek düşmanın operasyonel kapasitesini boğmak, takiben konvansiyonel silahları kullanarak karşıt gücü yenmektir. Yirmi birinci yüzyılın ilk on senesinde ortaya çıkan ve insanlığı felakete götürecek olan siber savaş için henüz bir strateji geliştirilemedi ve bu belirsizlik paylaşım savaşı için büyük bir risk teşkil ediyor.












