Kürşat Timuroğlu, sevenleri, dostları ve yoldaşları tarafından Hamburg’da anıldı. Anması iki farklı yerde gerçekleşti. İlki, öldürüldüğü sokakta buluşan topluluk, Erhan Erdoğan’ın açılış konuşmasından sonra, öldüğü yere bir çelenk bıraktı. Ardından Kürşat’ın eşi Nilgün ve oğlu Ozan Timuroğlu beraberce kürsüye çıkarak Kürşat’ı anlattılar. Ardından farklı konuşmacılar ve müziklerle devam eden anma son buldu.
Diğer anmada ise Hamburg Alevi Merkezi’ne geçilerek orada Kürşat nezdinde kitlesel bir buluşmaya tanıklık ettik.
Onu seven dostları fraksiyon gözetmeksizin Almanya’nın bir çok şehrinden gelirken, Türkiye’den de onu/onları anmaya geldiler.
Kürşat kimdi ve neden öldürüldü?
25 Şubat 1986 yılında öldürülen Kürşat dönemin tartışmalarından dolayı eleştirel yaklaşımları sonunda “korumalı katil Ferit Aycan” tarafından katledildi. Bu saldırı ve öldürmeler salt Kürşat’la sınırlı değildi. Burada Mustafa Şahbaz ve bir çok devrimciyi hatırlatmamızda yarar var. Bütün bunlar “ezilenlerin ve örgütün bekası” adına yapıldı. Bugünlere geldiğimizde bu konulara ilişkin, devlet bile “umut hakkı” gibi bir kavramdan söz ederken, bu katliam ve saldırıları yapanlar ve yaptıranlar tarafından ne bir derli toplu açıklama ne de özeleştiri yapıldı.
O Türkiye’de ve Almanya’da öldürülene kadar mücadele dolu bir yaşama yolculuk etti. Dünya ve Türkiye tarihini konuşursak bu yaşananları da tarihe not düşmek gerekiyor.
Devrimci Mücadele’de elbette önemli isim ve kahramanlar vardır. Tarihin her döneminde devletler ve onların işbirlikçileri tarafından katledilmiştirler. Hedef her zaman susturmaktır. 1970’li yıllarda faşist hareketin saldırılarının yoğun olduğu dönemlerde de Kürşat vurularak payına düşeni aldı. Bunun üzerine de Almanya’ya gelmek zorunda kaldı. Ancak onu aynı saldırgan ve tekçi zihniyet burada da yakalayarak katletti.
Burada çıkarılacak dersler, Kürşat Timuroğlu ve Mustafa Şahbaz nezdinde bu tür anlayış ve yaklaşımları ortaya çıkararak teşhir etmek ve bir daha yaşanmamasına önayak olmaktır. Bunun bedeli ne olursa olsun.
Ezilen milliyetçilik söz konusu olduğunda kelimelerle oynayarak yöneltilen haklı eleştirileri sözde “teorik” bir görüntü yaratarak uzun bir süre savuşturabilirsiniz. Ancak bu kelimeler gerçeğin üzerini örtemezler çünkü devrimci olan kelimeler değil gerçektir. Çünkü gerçeği engeleyemezsiniz. Çünkü gerçeği bir köşede bekleyip sinsice pusu kurarak öldüremezsiniz. İşte tam da bu yüzden Kürşat gerçektir. Onun ölüm emrini veren ise koca bir yalan…







