Hanau saldırısının Avrupa`da yarattığı şok

HomeWelt

Hanau saldırısının Avrupa`da yarattığı şok

 Çarşambayı perşembeye bağlayan gece bir saldırgan, Almanya’nın Hanau kentindeki iki nargile kafede dokuz kişiyi vurdu. Ölenlerin tümü göçmen asıllıydı. Katil zanlısının annesini de öldürüp intihar ettiği anlaşıldı. Federal Almanya Başsavcısı Peter Frank, itiraf mektubunu değerlendirdikten sonra, bunun koyu bir ırkçılık vakası olduğuna hükmetti. Avrupa basını alarmda.

 

taz, die tageszeitung

Öz imgemiz yara aldı

taz, Almanya’nın hiçbir zaman zannettiği kadar dostane ve liberal olmadığını söylüyor:

“Bu söylem her zaman fazla cilalı, fazla güzel, fazlasıyla methiyelerle bezeli olagelmişti. Bu gün alenen görülenleri kavramakta zorlanmamızın nedeni de bu: Sağcı terör, federal cumhuriyete saldırdı; kan izleri NSU cinayetlerindenWalter Lübcke cinayetineHalle’deki sinagog saldırısından Hanau’da ölenlere kadar uzanıyor. Bu sağcı terör, aklın ve uygarlığın yuvası Almanya’nın çizdiği sevimli imgede derin bir çatlak oldu. Sağcıların işlediği cinayetler de bu güzel tabloya uymadığı için, böyle saldırıları gerektiği kadar ciddiye almakta zorlanıyoruz.”

 

Corriere della Sera

 

Kokuşmuş bir şeyler var Almanya’da

Corriere della Sera’nın Berlin muhabiri Paolo Valentino, aşırı sağın sadece dokuz ay içinde gerçekleştirdiği üç saldırıdan sonra, bunların münferit olay olarak nitelendirilmesi karşısında uyarıda bulunuyor:

“Hepsinin ardında aynı ideolojik hezeyan yatıyor. Bunlar, yabancı nefreti, beyaz olmayan ırkların küçümsenmesi, Yahudi düşmanlığı, ‘ulusun ölümü’ gibi baştan aşağı çarpık bir inanç ve Alman kimliğinin varlığını tehdit ettiği söylenen o uğursuz nüfus hareketleri efsanesi. Tekinsiz ve karanlık internet sitelerinden ve komplo teorilerinden geçilmeyen gizli anlatılar lağımından doğan ırkçı darbenin eylemleri, şiddet ve ölümle biten eylemlere dönüşüyorsa Almanya’da kokuşmuş bir şeyler var demektir. Kokuşmuş bir şeyler olmasının nedeni, meczuplar artık tek başlarına hareket etmiyor, aksine giderek daha endişe verici ortamlarda varlıklarını sürdürüyor. Aşırı sağcı terörün gölgesi, bütün ülkeyi kaplamaya yüz tuttu.”

 

To Vima

To Vima’ya göre Hanau’daki katliam, sözleri eylemlerin takip ettiğini hatırlatıyor bize:

“Burada söz konusu olan fikirler değil. Hatta mesele sadece ‘nefret söylemleri’ de değil. Mesele şiddetin ta kendisi. Aşırı sağcı ideoloji, özellikle ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, şiddeti meşrulaştırmakla kalmıyor, onu besleyip güçlendiriyor da. Tabii ki bütün sağcılar şiddete düşkün değil ama otoriter ve gerici fikirleri ne kadar rağbet görürse aralarından birinin çıkıp düşüncelerini pratiğe geçirmeye karar verme olasılığı o kadar yükseliyor. İster örgütlü bir yapıdan söz edelim isterse ‘yalnız kurt’ tabir edilen münferit faillerden, işin özü, bir katilin silahı olmaya müsait bir ideoloji bu.”

 

El Periódico de Catalunya

El Periódico de Catalunya, parti politikalarına da çeki düzen verilmesini istiyor:

“Bu saldırılar, muhafazakar siyasetçilerin şimdiye kadar aşırı sağla aralarına koydukları mesafeyi Thüringen‘de sorgulamaya başladıkları bir döneme denk düşüyor. … Bütün bu siyasi taktikler, Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz’un uyarısını doğrular nitelikte: ‘Nazi diktatörlüğünün sona ermesinden 75 yıl sonra günümüzde, Almanya’da sağcı terörün yeniden ortaya çıktığını siyasi tartışmalarımızda görmezden gelemeyiz.’ Parti içi kavgalar -yabancı nefretini körükleyen yabancı düşmanı- AfD’nin güçlenmesini olsa olsa hızlandırabilir. Almanya’daki büyük partiler bu tehlike karşısında geleneksel dışlamacı duruşlarına geri dönmeli, güvenlik güçleri de bu canilerin peşine düşmeli.”

 

Pravda

Pravda, sağcılarının giderek artan oranda klavye başında radikalleştiğine işaret ediyor:

“Son zamanlarda teröristler için ‘yalnız kurt’ tabiri, daha çok radikal İslamcılar bağlamında kullanılıyordu. Ancak aşırı sağcı terör saldırılarının artması, bu tanımın başka ideolojileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini gösteriyor. İslamcıların ve aşırı sağcı düşüncenin radikalleşme süreçleri, gerçekten de birbirine benziyor. … Katil zanlısı Tobias R.’nin 24 sayfalık manifestosundakine benzer ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlere, maalesef normal siyaset dilinde de sıklıkla rastlıyoruz. Sosyal medyanın kuytu köşelerinde kalan dehşetten hiç bahsetmeyelim bile.”

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments