Cumartesi, Eylül 5, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Hastane mi, Kapitalist İşletme mi?!.

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
26/08/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Hastane mi, Kapitalist İşletme mi?!.
0
SHARES
475
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş ve pazarlık konusu olduğu zaman gelip çattı. Bu, o zamana kadar el değiştiren fakat ticaret konusu olmayan, erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi şeylerin de ticaret konusu olduğu bir zamandır…”

Karl Marx

 

Marx’ın 1847 yılında yayınlanan Felsefenin Sefaleti adlı ünlü eserinden yapılan yukardaki alıntı 179 yıl sonra, bu gününün dünyasında ne ifade ediyor? Etrafınıza şöyle bir bakın, şeyleşmemiş, metalaşmamış, nesneleşmemiş, soysuzlaşmamış, parayla alınıp-satılmayan bir şey kaldı mı? Artık bugünün dünyasında ‘sahip olma arzusu insan olma arzunun önüne geçmişken! Şeylere eleştirel bakma yeteneği ve kaygısı olan birinin bu sefil süreci sorun etmemesi mümkün değildir… İster istemez şu soru akla geliyor: Hızla her şey, her seferinde metalaşır, şeyleşir, parayla alınır-satılır ölü metalara dönüştürülürken, bizzat insanın kendisi de bu sefil sürece dahil olup, insanlıktan çıkar mı?

Kapitalizm sınırsız büyüme eğilimine ve dinamiğine sahip netameli bir sistem. Yatay ve dikey olmak üzere ikili bir genişleme yayılma süreci sayesinde var oluyor: Yatay genişleme, halen kapitalist ilişkilerin geçerli olduğu alandan kapitalist olmayan alanlara doğru yayılmadır ki, kapitalizm yatay genişlemenin sınırına bizde Harb-i Umumî denilen, birinci emperyalistler arası savaş arifesinde (1914) ulaşmıştı… Yeryüzünün tamamı birkaç kapitalist-emperyalist-kolonyalist devletin doğrudan veya yarı-sömürgesi statüsüne indirgenmişti… O tarihten sonra, özellikle de 1950’li yıllar sonrasında nöbeti dikey genişleme alacaktı… Büyük Hızlanma denilen 1970’li yıllar sonrasında süreç hızını ve yoğunluğunu artırdı…

Fakat kapitalizm sadece malları değil, toplumsal ilişkileri de metalaştırıyor… Bir şeyin meta haline gelmesi, yalnızca onun satılıp-alınması değildir… Daha derinde, onun değişim değeri üzerinden değerlendirilmesidir… İşte bu yüzden kapitalizm: toprağı gayrimenkule, bilgiyi fikrî mülkiyete, zamanı çalışma saatine, emeği emek gücüne, doğayı doğal kaynaklara, sağlığı sağlık hizmetine, eğitimi eğitim hizmetine, kültürü kültür endüstrisine… Daha da ötede dikkati de reklamcıların satın aldığı bir kaynağa dönüştürebiliyor… Bu da bu dünyada artık alınıp-satılamayan hiçbir şey kalmadı demektir…

İyide bu sefil süreçte insanın konumu hakkında ne söylenebilir? Bidayette insanın emek gücü meta haline getiriliyor… İşçi kapitalist patrona kendini satmıyor… belirli bir süre için emek gücünü satıyor… Netice itibariyle insanın yaşam etkinliğinin bir bölümü piyasada satılır hale geliyor… Bunun anlamı insanın bir meta taşıyıcısı haline gelmesidir…

Artık İnsan organları piyasada alınıp-satılıyor… İşte insan böbreği bir ticaret konusu ama bu bütünüyle insanın metalaşması, insanlıktan çıkması değildir… Kapitalizm insanı metalaştırma eğilimine ve dinamiğine sahip olsa da insanı bütünüyle meta haline getirmek mümkün değildir, zira insan son tahlilde irade sahibi bir yaratıktır… Şair Namık Kemal, boşuna: “Muktedirsen idraki kaldır ademiyetten” dememiştir… Fakat insanın giderek daha fazla özelliği, yeteneği ve yaşam alanı hızla metalaştırılıyor… İnsan emeği, insan bedeni, cinselliği, görüntüsü, dikkati, yaratıcılığı, bilgisi, zamanı, kişisel verileri meta haline geliyor…

Tabii sağlık-tedavi alanı da bu sefil sürecin dışında değil… Artık insanların hastalığından da kâr ediliyor… 1980 sonrasında neo-liberal gericiliğin dayatılması ve özelleştirme saldırısıyla kamu hizmeti denilenler birer birer tasfiye edildi… Artık burjuva devletin işlevi ikiye inmiş durumda: Sermayenin önünü sonuna kadar açmak ve zenginleri yoksullardan korumak…

‘Şehir hastaneleri’ denilenler, tıp alanındaki metalaşmanın, paralılaşmanın, soysuzlaşmanın boyutları hakkında fikir veriyor… Aslında Şehir Hastanelerinin herhangi bir kapitalist işletmeden (şirketten) farkı yok… Verili durumda hasta/hastalık bir üretim girdisi… Zira, hastane bir kapitalist işletmeye dönüştüğünde, hasta da artık bir ‘üretim girdisidir’… Hasta ne kadar çoksa kâr da o kadar büyüktür. Kârı büyütmenin de iki yolu var: Hasta (müşteri) sayısını artırmak ki, o alanda sorun yok… Zaten insanların yedikleri, içtikleri, soludukları hava, yaşadıkları ortam veri iken, hasta olmaması mümkün değil… Velhasıl birer kapitalist işletme olan hastanelerin ‘müşteri sorunu yok’ ve ikincisi de her hasta için harcanan zamanı kısaltmak… Hasta başına harcanan zaman yarı-yarayı azaltıldığında kâr da aynı oranda artar…

Bu vesileyle, neden yüzyıllık birikimi, deneyimi olan güzelim hastaneler kapatıldı veya işlevsizleştirildi sorusu akla gelir… Devasa Şehir Hastanelerine ‘müşteri bulmak için o yola girildi… Bir kapitalist işletme ne kadar büyükse kâr da o kadar büyüktür… Oysa, devasa bir ‘Şehir Hastanesi’ için gerekli kaynakla, ihtiyaca uygun 30-40 hastane yapmak gayet mümkündür…

Şehir Hastaneleri ‘Kamu-Özel İş birliği’ denilene göre kuruluyorlar ama aslında orada kamunun esâmesi okunmuyor! Kamu Özel İş birliği, Bütçeyi ve hazineyi yağmalamanın, talan etmenin aracı… Geçen yıl (2025) Şehir Hastanelerine bütçeden 111,1 milyar TL ödenmiş… Velhasıl, Şehir Hastaneleri insan sağlığıyla, tedaviyle ilgili kaygılardan çok, sermeyenin değerlenme ihtiyacıyla ilgili… Zira artık kapitalizm yeteri kadar değer yaratmakta zorlanıyor…

Bu vesileyle, bu “özelleştirme saldırı” karşısında hekimlerin tavrını da hatırlamamak olmaz… Tıp etiğine külliyen yabancı, insanların hastalığından kâr etme amacı taşıyan, sağlık alanını metalaştıran, paralılaştıran, özelleştiren, varlık nedenine yabancılaştıran bu saldırı karşısında hekimlerin ne yapması gerekirdi? Ettikleri Hipokrat Yemininin bir gereği olarak, “Bu bizim varlık nedenimize bir saldırıdır, tıp etiğinin bir gereği olarak, bu dayatmayı kabul etmemiz mümkün değildir “demeleri gerekmiyor muydu? Zira, yeminde: “Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime” deniyor… Maalesef tepki çok sınırlı kaldı ve atı alan Üsküdar’ı geçti… İnsan hastalığından kâr etmenin hiçbir mantıkî ve etik gerekçesi olamaz… Ve maalesef kapitalizm dahlinde başka türlü yapmak da mümkün değildir… Şeyleri tartışırken hiçbir zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir şey var: Kapitalizm dahilinde asla bir gelecek yok… Ya vakitlice kapitalizmden çıkılacak ya da insanlığın ve uygarlığın bir geleceği olmayacak… Kimse kendini aldatmasın…

Tags: Fikret Başkaya
Previous Post

Seksen yıllık kurumsal hafıza Salt Galata’da sergileniyor

Next Post

AİHM’den Osman Kavala kararı: En kısa sürede serbest bırakılmalı

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi. Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Kapitalizmden çıkmanın gerekliliği ve aciliyeti…
Manşet Haberler

Kapitalizmden çıkmanın gerekliliği ve aciliyeti…

03/09/2026
Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…
Manşet Haberler

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

28/07/2026
Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…
Manşet Haberler

Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

03/07/2026
Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”
Manşet Haberler

Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

21/06/2026
Politik İslamcı son hamle…
Manşet Haberler

Politik İslamcı son hamle…

02/06/2026
“Terazi Bozuk”
Manşet Haberler

“Terazi Bozuk”

09/05/2026
Next Post
AİHM’den Osman Kavala kararı: En kısa sürede serbest bırakılmalı

AİHM’den Osman Kavala kararı: En kısa sürede serbest bırakılmalı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

by Mustafa Durmuş
05/09/2026
0

TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan ağustos ayına ilişkin aylık ve yıllık enflasyon oranları arasındaki farklılıklar sürüyor: TÜİK’in yıllık enflasyonu...

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

by Sonhaber
05/09/2026
0

10 Ekim Barış Derneği, 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklarından Savaş Yıldız’ın Türkiye’ye getirildiğine ilişkin haberlerin ardından...

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) ait iş makinelerinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi arazisindeki yol çalışmalarını yeniden başlatması, öğrenciler ile kent ve...

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı 11750 sayılı karar, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM)...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik