Hayalistan

HomeManşet Yazarlar

Hayalistan

Mazlum Çetinkaya

Bir düş yolculuğunda kalemini düşürmeyen aydınlara bir çağrı…

Özgür bir bilincin ve aşkın üstüne titreyen insanın parmaklarıdır ve yüreğidir aydın bir dünya hayali ve bu “hayalistan” içinde düş görenlerdir, düşenlerdir, dövüşenlerdir, huzursuz olanlardır aydın dediğimiz insanlar.

Türkiye’nin yıllardır en geri kaldığı noktanın başında gelir “aydın” kavramı, sonra en tartışmalı kavramdır aydın dediğimiz kavram.

Bir kere şu konuda çoğumuz hemfikirizdir:

Koşmak yerine kaçmak değildir veya düş kurmak yerine düşmek değildir aydın olmak, şarkı söylemektir bir sabah uyanınca, haykıra haykıra şiir okumaktır kuşatılan bir parkın ortasında veya bir meydanda hiç tanımadığın bir eli tutmaktır, bağdaş kurmak değil halay çekmektir herkesin mutlu yaşayacağı bir dünya için, bir hayalistan için…

Kalemi ile demokrasinin üstüne dökülmüş kirleri kazımaktır. Yazar, şair, gazeteci, sanatçı ve diğer tüm kesimlerin bu gün tam da duracağı yer burasıdır. Aydın olmayı gerektiren şeydir eline fırça alıp yoksulluğun duvarına “uyanın” diye yazmaktır. Seslenmektir ve sesini yükseltmektir iktidarlara, güce, erk’e, yönetenlere.

Şimdi uyanmak vakti, demektir.

Hiçbir güce itaat etmemektir, iktidar olmak değildir yazanın çizenin işi, iktidara gerekirse parmak sallamaktır, güzellemeler dizmek değildir, güzelliği çizmektir “göğe bakma durağı”nda.

Yeryüzündeki suyun, güneşin, toprağın, ekmeğin, aşkın ve özgürlüğün doğaya ve insana ait olduğunu yüksek sesle dillendirebilmektir aydın olmak, yazar / çizer olmak.

Irkçılığı kazımaktır yeryüzünün neresinde olursa olsun…

Anadilinin anamızın ak sütü olduğunu yazabilmektir yaşadığımız yere, bir okul duvarına, gökyüzünün herhangi bir durağına.

Düş yolcuları, kalemi ile karanlığı kazıyanlar…

Ve özgürlük diyenler her şeye rağmen.

Kaleminden, kaleminin bedelinden korkmayanlar, faşizmin her türden şiddetine sesini yükseltenler…

Kalemini iktidarlardan yana oynatmayanlar

Kalemini onura, ekmeğe, işsizliğe, yoksulluğa dokunduranlar ve bir hayalistanı olanlar…

Aydın olmanın ve aydın onurunun yeşerdiği yerdir burası, bu nokta, bu hayalistan.

Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yeneceğini oylamasıdır. Özgürlük ise tam teçhizatlı bir kuzunun oylamaya karşı çıkmasıdır, der Benjamin Franklin.

Aydın da bu tam teçhizatlı kuzudur, bu kuzunun oylamaya karşı çıkma biçimidir. Cezaevlerinde, sürgünlerde, sokaklarda korkmamak ve sesini her yerde yükseltebilmektir. Her türlü iktidar şiddetine, baskısına karşı olandır aydın.

İşte bu hayalistan uğruna tam da bu günlerde neden aydınlar bir araya gelip sesimizi dünyaya duyuramıyoruz. Sadece korku değil bu, bir örgütsüz duruştur da aynı zamanda.

Neden bir sabah uyanıp şarkılarımızla, türkülerimizle, şiirlerimizle bir dünya yürüyüşünün ilk adımını buradan, bu coğrafyadan atmıyoruz ki. Bunu başarabilecek bu adıma adım katabilecek aydınlar yok mu, var.

Hapishaneler Türkiye aydınının kaderi, ama cesaret de kaderi olabilir…

Bir hayalistan için ve yüreğimizdeki hayal gücümüzü yitirmeden, aydınlık bir dünya için, barış için, savaşa hayır demek için, demokrasi için, hasta tutsaklar için, yoksulluğa hayır demek için, düşünce ve düş özgürlüğü için.

Dünyada, en çok da Türkiye de demokrasiye ve özgürlüğe ihtiyacı var insanların, kuşların, dağların, ormanların, zeytinlerin, çocukların, kadınların… herkesin adalete ihtiyacı olduğu bu günlerde bir hayalistan kuralım ve bu hayalistan için buradan başlayan “birleşmiş milletler” önünde son bulan bir yürüyüş neden olmasın, aydınlar bunun ilk adımını neden atmasınlar ki…

Artık “devlet dersinde” öldürülmek istemiyoruz dediğimiz “şimdi uyanmak vaktidir” başlıklı metne 7 Hazirana beş kala imza atan o sekiz yüz elli üç aydın arkadaşımız o gün bir cesaret gösterdiler ve topluma borcumuz var, şimdi o borcu halklarımıza ödemenin zamanı.

En karanlıktayız ve en karanlıkta yol alıyoruz, şimdi bu karanlığı aydınlık yapmak bizim elimizde.

Aydınlardan ilk adımın atılacağı bir duyarlılık ve dikkat çekme yürüyüşü neden İstanbul’dan başlayıp örneğin Cenevre’de son bulan bir özgürlük, adalet ve eşitlik yürüyüşü olmasın. Her ülke girişinde ve çıkışlarında o ülkeden aydınların da katılımları ile büyüyüp yol almasın…

Bu yazı hayal gücünü yitirmeyen AYDINLARA BİR ÇAĞRI olsun.

 

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments