HAYATA KÂHYA OLUNMAZ!

HomeManşet Haberler

HAYATA KÂHYA OLUNMAZ!

Naim Kandemir

Bizim solda yaygın olan bir eğilim var. Türkiye sosyalist hareketinin tarihinden konuşurken genellikle kronolojik olarak 12 Mart, 71 yenilgisi, idamlar, 12 Eylül’de devletin vahşice yaptıklarını karşılıklı anlatırız. Bu dert dökümü bizim mahalleyle de sınırlı kalmaz ve örgütleyeceğimiz kesimlere de ajitasyon olarak yansıtılır.

Tarihsellik içinde biliriz ki toplumlarda efsaneler, semboller, mitler kitleleri etkilemede pek işe yararlar. Hele bir de nihayetinde bir doğu toplumu olduğumuzu düşünürsek işimiz iyice sarpa sarar.

Durum ve gerçek bu olunca kronolojik olarak dert dökümü yapan solcuları halk ne yapsın? Bu dertlileri dinleyen halk kendi mantığı içinde şöyle demeyecek midir; bunlar hep yenilmiş, gelen çakmış bu gariplere, bunların kendilerine faydası yok ki bir de bizi kurtaracaklarmış! Ayıkla pirincin taşını! Taşlar ayıklanmasa da gerçek tüm sertliğiyle böyle ama. Halk kaybedeni sevmiyor, dik duranı seviyor. Solun yenilgiler tarihi halkı ilgilendirmiyor.

Örneğin 70’li yıllarda devrimciler halkın gecekondularını, canları pahasına savunup yıktırmadıklarında o halk o devrimcilerin ideolojisi doğru mu, yanlış mı diye bakmaz; gecekondusunu yıktırmadığı için onları kahraman olarak görürdü. Velhasıl biz solun tarihindeki yenilgileri sol içinde konuşuruz, dertleniriz ama bunu halka anlatamayız. Anlattığımızda ise cevap net: bunlar bir baltaya sap olamamışlar, bizi mi kurtaracaklar? Mahir, doğru demiş: halk gördüğüne inanır. Soldaki yenilgi psikolojisi bugünkü solun kitleselleşememesinin en büyük nedenlerinden biridir.

Bu noktada bir de şunu belirtmeliyiz: sosyalist hareketin 12 Mart ve 12 Eylül’de hep yenilmiş olmalarını sadece; devlet güçlüydü, çok vahşice saldırıyla açıklayamayız. Bu savunu bizi selâmete erdirmez. Soruyu tersten sormak gerekir: sosyalist yapılar nerelerde yanlış yaptılar da yenildiler? Soru budur.

***

Bu ülkede masallar solu da etkiledi; özellikle 100 Yıl Uyuyan Prenses! 43 yıldır uyuyan sol, bu masala göre hareket ederse, vay ki vay!

Türkiye devrim tarihi aynı zamanda düşükler tarihidir. Bu düşüklerde acemi ebelerin dahli büyüktür. Ucuz maliyetle devrim olmaz. Ucuz teoriyle, sığ önderlerle, kadrolarla ve fos bir kitleyle devrim olmaz. Es kaza iktidar ele geçirilse de o devrim sürdürülemez.

Güzelliği sadece bir anıya dönüşen geçmişin kendi başına bize ne yararı olabilir? Ondaki doğru özü alıp yaralarımıza sürecek olan bizleriz.

Solun yenilgisinin bir nedeni de birçok devrimcinin kendisini hayatın kâhyası sanmalarıdır. Bu yanılgı içinde olanlar ister şef olsunlar ister kadro, hiç fark etmez; hayatın kâhyası olduklarını sananlara hayat kendi lisanınca yanıtını vermiştir. Görüyoruz ki 43 yıldır da bu kâhyaların bu yanıta verdikleri bir cevap yoktur. Herkes meydanda. Kâhyalar da hayat da bildiğimiz gibi. Hayata kâhya olunmaz!

 

***

Hayatta birçok şeyden tövbe edeni gördük de bizim cenahta, başarılı olamayan şeflerin şefliğe tövbe ettiklerini görmedik. Yenik pehlivan güreşe doymaz! Kitleler ve devrim sizlerden elektrik alamamış, desek; bunu anlamak neyle mümkün, niye bu kadar zor?

Hep hayat tarafından örselendiklerini anlatır durur bazıları. Onlar hiç düşünmüş müdür; beceriksizlikleriyle gençliğimizin baş umudu olan devrimi örselediklerini? Onlar bilmese de biz biliyoruz artık; ellerinde devrimi örselemiş kuşaktan devrim tamircisi çıkmaz! Umudumuz, hayallerimiz son nefesimize kadar baki ve hayat ciro ettirdi umutlarımızı gençlere. Ey yenilgi müptelâları; sessizce ellerinizdeki mühürleri teslim edin gençlere!

03.12.2022

Çanakkale

 

guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Erkan Türüdü

Merhaba Naim. İzlenecek yol ve politikalara ait somut öneriler nedir? Neler olabilir? Bunlara aitte bir şeyler yazmak,yaymak lazım…!
Kendine ait düşünceleri paylaşman dileğiyle…