Önce medyada bir haber, bir görüntü, magazinel bir malzeme yer alıyor. Ardından o malzemeyle gürültülü bir gündem oluşturuluyor. Medyanın gündem yaratmadaki amacı, gerçeği ortaya koymak değil elbette. Önemli olan, haberin kimin işine yaradığı.
Üretilen gerçeklikle asıl gerçeklik arasında yaratılan derin uçurumda tartışma başlıyor. Gerçeğin yerini algı alıyor.
İnsanlar birbirine iyice öfkelensin, kutuplaşma yaşansın diye bir tartışma bitmeden yenisi gündeme getiriliyor. Bir öfke dinmeden diğeri servis ediliyor. Bir skandalın üzerine gidilmeden başka biri konuşulmaya başlanıyor.
Böylece zihni yeni uyaranlarla sürekli meşgul edilen insanlar, tartışılması gereken tüm ana meselelerden özenle uzak tutuluyor. Medyanın örgütlü manipülasyonuyla neye tepki vereceğini şaşırır hale geliyor.
Yapay gündemlerle çalınan dikkatimiz, çözülmeyen sorunların siyasi maliyetini de azaltıyor. İnsanlar, sürekli yeni tartışmalara yöneltildiğinden asıl meseleler kolayca unutuluyor.
Oysa bizim yapay gündemi değil; hukuksuzluğu, ekonomiyi, yoksulluğu, hesap verebilirliği, şiddeti, yozlaşmayı, ahlaksızlığı, doğa ve hayvan katliamını… konuşmaya ihtiyacımız var.
Bugün konuştuğumuz isimler, yarın anlamını yitirecek. Tartışmanın konusu, öfkenin yönü değişecek. Ancak gerçeği görmezden gelip oynanan oyunun devam etmesine izin verirsek adım adım sürüklendiğimiz karanlık hiç bitmeyecek.












