Uzaktan tanıdım bakışlarında da şairlik olan adamı
Konuştukça elinde değil, döküldü dilinden
Şiirlerinde at koşturan kelimeleri
Eskiden dizelerinden tanırdım imzasız da şiirlerini
Konuştuk tanıdıklardan, özledik geçmişi
Konuştukça masamıza gelip oturdu kalabalık
Susunca baktık ki sandalyeler hep boştu
Susunca nasıl da çoğaldı yalnızlığımız
Gözlerimize sondaj vurulsa
Gürül gürül su akar kuşlar sevinir.
*
Konuştuk sevdiklerimizden, ülkeden, çıkmazlardan
Hiç şiir okumadık birbirimize
Konuştuklarımız şiir gibiydi
Özlemle çağladılar dilimizde
Usulca gelip kıvrıldılar kulaklarımıza.
Konuştuklarımız adına sevindik biz iki şair
Görmediler bu kara günleri, diye
İnsanın yeşerttiği bir fidanın
Gözlerinin önünde kurumasına
Nasıl katlanılır nasıl?
Yanıtı yoktu bu sorunun
Sustuk.
*
Deniz kenarında tanıyıp konuştuğum şair
Sustu, ben de sustum
Denize pike yapan martılar da
Sustu bizim sessizliğimize
Şair, ben ve martılar birlikte sustuk
Birlikte yalnızlaştık
Şair, eylüle dek buradayım, dedi
Yürüyüp gitti ıslak kumların üzerinden
Martı da susarak peşinden
Ayak izleri birbirine karıştı
Kaldım bir başıma
Hiç bilmezdim
Yalnızlığın bulaşıcı olduğunu.












