Cuma, Mart 13, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

İÇTEKİ DERTLER

Naim Kandemir by Naim Kandemir
23/02/2026
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
İÇTEKİ DERTLER
0
SHARES
587
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Türkiye’deki solun iki büyük kuşağının yani 68 ve 78 Kuşaklarının yenilgilerinde benzer nedenler olduğu gibi o kuşağa özgü nedenler de oldu.

Kuşakların yenilgilerinden önce bu kuşakların örgütlenme ve taban oluşturma kaynaklarına bakmalıyız. Liseye başlangıçta sol içine girdiğim yıllarda şimdi yazacağım düşünceler zihnimde yoktu. Onca yılın yaşanmışlığı ve gözlemleri sonucu bugün bunları düşündüğüm aşikâr.

***

Özellikle, bir taşra çocuğu olduğumdan ve sosyalizmin abc’sinden yola çıkıp, temelde ailenin ahlaki yönelimi ve orada edinilen vicdanla solcu olmaktan başka benim için başka bir yol yoktu. Mayanın içsel yönlendirisi ile genç yaşta insan kendi ailesinin imkânları iyi de olsa, dünyadaki ve ülkedeki yoksulluğa, yoksunluklara ve bunların hayatlarını kısıtladıkları insanlar için müreffeh günler arama yoluna ve niyetine uzak duramamasının sonucu, şiirsel bir perspektifle, tüm insanların mutlu ve barış içinde yaşayabileceği bir dünya için yola revan olup insan nefsini gemliyor, hatta iyi okullarda aldığı eğitimin önüne sereceği rahat hayat imkânlarını bilerek, onları bir kenara itekleyebiliyor.

Bu çıkış ve yönelişin idrakiyle, bugün geriye dönüp solun geneline bakıldığında bir taşra gencinin halisane niyetiyle yöneldiği solda, özellikle 78 Kuşağında bunu yaygın olarak görememek aynı zamanda bu kuşağın yenilgisinde adeta temelin başlangıçta iyi atılmadığını düşündürtüyor insana.

78 Kuşağı’nın 74 Affı’yla, özellikle içeriden çıkan ve 68 Kuşağı’ndan kalan orta düzey idarecilerinin, bir nevi kafadar arkadaşların, birer örgüt kurup ideolojik ayrılıklarını belirleyecek teorik gerekçeleri kervan yolda düzülürken icât etme kalibresi sonucu bu kuşağın taban oluşumunun kaynaklarını ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

1-Etnisite temelli katılım,

2-Mezhep yönlendirimli katılım,

3-Tarihsel acıların dürtüsüyle katılım,

4-Moskof Düşmanlığı itkisi sonucu Rusya’ya sınır olmanın dayanılmaz hafifliğiyle Maoculuk şemsiyesi altında katılım,

5-Niceliksel olarak az da olsa, örgütlerin özellikle üst düzey (MK’lar dahil) organlarına istihbarat örgütlerinin elemanlarını yerleştirmeleri ve ilâve olarak, yenilgi sonrası işkence ve tehdit yoluyla devşirilen eski solcuların muhbir vb. statülerinde istihbarat örgütlerinin uzantıları olarak sol yapılar içine sokulanlarının teşkil ettiği katılımlar,

6-Tüm insanlığın mutluluğu ve barış içinde yaşaması doğrultusunda halisane ve safiyane temelli katılım.

Yani, herkesin bir derdi var(dı) içerisinde ama sosyalizm herkes için eşit olarak yola çıkarıcı değildi!

Altı kaynaktan gelip solun tabanını militan düzeyde oluşturan bu kanalların sayısını artırmak mümkündür. Ama ana iskelet budur. Böyle bir yapı üzerine kurulan örgütlerin; kitleselleşmenin arttığı ve kendiliğinden hareketin iyice yükseldiği bir ortamda, önderlik ve teorik donanım yönünden zaafiyet içindeki örgüt yapılarının 13 Eylül’de sahadan çekilmiş olması kimseyi şaşırtmamalıydı…

Bir günde ortalık sütliman olunca ve devletin ilgili ideolojik aygıtları yukarıda belirttiğim altı kanalın zayıf noktalarını bilinçli şekilde kaşımaya başlayınca herkes aslına rücu etmeye başladı, sol tabana gelirkenki asıl dürtüsünü hatırlayarak… Solun bugün de öz’den kopuşunun sebebi de budur.

Bu kalabalık içinde herkesin bir aidiyeti vardı, elbette kimseyi leylekler dünyaya getirmemişti! Ama aklı, başından beri başında olan azınlık; etnik, mezhebi vb. özelliklere yenilmeyip, yola ilk çıkışlarındaki tüm insanların mutluluğu ve barış içinde yaşama hayallerini terk etmedi. Onların az da olsa, öz de olsa, henüz gerçekleşmese de ellerinde bir hayalleri vardı ve ömürlerini o hayallerine sadık kalarak yaşayacaklardı. Onlar kimilerine göre saftı, hayalperestti…

Bana göre onlar, hayatı tutku ile severdi; her biri hayatperestti…

Ne mutlu hâlâ hayatperest olanlara!

 

Tags: Naim Kandemir
Previous Post

Tutuklu–avukat görüşmeleri için yeni düzenleme gündemde

Next Post

İran’daki beş Kürt örgütü ortak cephe kurdu

Next Post
İran’daki beş Kürt örgütü ortak cephe kurdu

İran’daki beş Kürt örgütü ortak cephe kurdu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

Yapay zekanın emek ve çalışma koşulları üzerindeki etkileri
Manşet Haberler

Yapay zekanın emek ve çalışma koşulları üzerindeki etkileri

12/03/2026
Hürmüz’de petrol savaşı: Tankerler vuruldu, enerji piyasaları alarmda
Dünya

Hürmüz’de petrol savaşı: Tankerler vuruldu, enerji piyasaları alarmda

12/03/2026
DEVLER ÜLKESİNDEN KAÇIŞ
Manşet Haberler

DEVLER ÜLKESİNDEN KAÇIŞ

12/03/2026
Barzani cephesinden dikkat çeken açıklama: “Batı ile temas halindeyiz”
Dünya

Barzani cephesinden dikkat çeken açıklama: “Batı ile temas halindeyiz”

12/03/2026
BM Güvenlik Konseyi İran’ı kınadı: Rusya ve Çin veto kullanmadı
Dünya

BM Güvenlik Konseyi İran’ı kınadı: Rusya ve Çin veto kullanmadı

12/03/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik