İHD ve TİHV: ‘İşkenceye sıfır tolerans’ sözü koca bir yalan

TİHV İstanbul Temsilciliği ve İHD İstanbul Şubesi tarafından Türkiye’deki işkence gerçeğine dair hazırlanan raporda, “‘İşkenceye sıfır tolerans’ sözü tarihsel ve olgusal olarak koca bir yalandan ibarettir” denildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilciliği ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 26 İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla bir işkence raporu hazırladı. “26 Haziran 2021 İtibariyle Türkiye’de Değişik Boyutlarıyla İşkence Gerçeği” adlı bu rapor, yapılan basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaşıldı.
Açıklamanın yapıldığı İHD İstanbul Şube binası önüne “İşkencesiz bir dünya mümkün” pankartı asıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.
Raporun paylaşılması öncesinde konulan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, işkenceyi soruşturmayan savcıların, beraat kararı veren hakimlerin hepsinin bu sistematiğin bir parçası olduğunu dile getirdi. Keskin, “Çünkü hepsi devlet politikası. İçişleri Bakanı bir konuşmasında yapılan bir operasyon ile ilgili ‘onları yakaladığınızda lime lime edin’ diyor. İşte bu bile Türkiye’deki işkencenin vardığı boyutu gözler önüne sermeye yetiyor. Bugün birkaç saat sonra burada bir hak talebi olacak. Uluslararası hukuka uygun, iç hukukun izin verdiği bir açıklama olacak. LGBTİ + hareketi tarafından düzenlenen bu etkinliğe izin verilmesi ve şiddet uygulanmaması talebimizdir” dedi.
KOCA BİR YALAN

Ardından ortak açıklamayı TİHV yöneticisi Ümit Efe okudu. Türkiye’nin de altına imza attığı sözleşmelerin işkenceyi yasakladığının altını çizen Efe, “İşkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunudur. ‘İşkenceye sıfır tolerans’ sözünün tarihsel ve olgusal olarak koca bir yalandan ibarettir” diye belirtti.

TALEPLER SIRALANDI
İşkenceyi önleme ve durdurma sorumluluğunun devlete ait olduğunu vurgulayan Efe, mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, taleplerini şöyle sıraladı: “Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır. Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır. Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı OPCAT ve Paris İlkelerine uygun tümüyle bağımsız bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır. Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir. İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır. İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.”
TANRIKULU: İŞKENCEYE SONSUZ TOLERANS SAĞLIYOR
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise işkencenin bir “devlet politikası” olarak devam ettiğini ifade etti. Tanrıkulu, “İktidarlar değişiyor ama politikalar değişmiyor. ‘İşkenceye sıfır tolerans’ diyenler sonsuz tolerans sağlıyor. İşkence yaygın olarak uygulanıyor. İşkence sadece gözaltı merkezlerinde değil araçlarda her yerde uygulanıyor. İşkence görünür ortamlarda yapılıyor. Eskiden utanç duyarlardır şimdi ise hükümetin koruması altında işkence ediyorlar” diye konuştu.
İŞKENCE RAPORU 
TİHV İstanbul Temsilciliği ve İHD İstanbul Şubesi’nin hazırladığı rapor ise şöyle:
“*Son bir yıl içinde özellikle Antalya, Diyarbakır, Edirne, İstanbul, Nizip ve Van’da olduğu gibi resmi gözaltı merkezlerinde yaşanan çok sayıda kaygı verici işkence uygulaması basına, mahkeme tutanaklarına, ulusal ve uluslararası insan hakları kurumlarının raporlarına yansımıştır.
*2020 yılında pandemi önlemleri nedeniyle kontrollü bir şekilde başvuru kabul edilmesine karşın TİHV’e işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle 605 kişi başvurmuştur.
*Türkiye’de doğrudan işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı için TİHV’e başvuran 562 kişiden 283’ü emniyet müdürlükleri, 73’ü ise polis karakolu gibi resmi gözaltı merkezlerinde işkenceye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca 134 kişi de kolluk güçlerinin gözaltı ve nakil araçlarında işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmıştır.
*İHD Dokümantasyon Biriminin tespitlerine göre 2020 yılında resmi gözaltı yerlerinde 10’u çocuk olmak üzere 383 kişinin işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmıştır.
*TİHV Dokümantasyon Merkezinin tespitlerine göre 2020 yılında resmi gözaltı yerlerinde en az 192 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmıştır. 1 kişi ise gözaltında şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiştir. Bu sayı 2021 yılının ilk beş ayında en az 86 kişidir. Aynı süre içinde ise 1 kişi  zorunluk askerlik görevini yaptığı sırada kendinden üst rütbeli bir kişinin işkence ve diğer kötü muamelesine maruz kalırken 1 kişi de gözaltında şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiştir.
* 2020 yılında TİHV’e başvuranlardan 229’u açık alan ve gösteri sırasında, 110’nu ise ev ve iş yeri gibi mekânlarda işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldıklarını beyan etmişlerdir.
397 KÖTÜ MUAMELE 
*İHD Dokümantasyon Biriminin verilerine göre ise 2020 yılında resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki yerlerde işkence ve diğer kötü muameleye uğradığını iddia eden kişi sayısı 28’i çocuk olmak üzere 397’dir. Toplumsal gösterilerde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu en az 2 bin 980 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.
*TİHV Dokümantasyon Merkezinin verilerine göre 2020 yılında kolluk güçlerinin toplanma ve gösteri özgürlüğü kapsamında yapılan barışçıl eylem ve etkinliklere müdahalesi sonucu en az 2 bin 14 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmış, 65 kişi ise yaralandı. 2021 yılının ilk beş ayında ise kolluk güçlerinin müdahalesi sonucu en az 2 bin 153 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmış ve 23 kişi ise yaralandı.
*TİHV Dokümantasyon Merkezinin verilerine göre 2020 yılında sokakta ve açık alanda en az 170 kişi, ev baskınları sırasında en az 40 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı. 2021 yılının ilk beş ayında ise sokakta ve açık alanda en az 161 kişi, ev baskınları sırasında en az 10 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı.
ZORLA KAÇIRMA
* TİHV Dokümantasyon Merkezinin tespitlerine göre; 8 Ağustos 2019 tarihinde Ankara’da kaçırılan Yusuf Bilge Tunç’tan halen haber alınamamaktadır. 2020 yılında zorla kaybetme eylemi niteliği taşıyan 2 olayda ise kaçırılan 1 kişiden (Hüseyin Galip Küçüközyiğit) 29 Aralık 2020 tarihinde beri haber alınamamaktadır. 1 kişinin ise 44 gün sonra gözaltında olduğu ortaya çıkmıştır.
*2021 yılı ilk beş ay içinde 6 kişi kaçırılmıştır. Söz konusu 6 kişiden 5’i aynı gün içinde serbest bırakıldı. 1 kişi ise 5 gün sonra serbest bırakıldı.
*İHD’ye 2020 yılı içinde yapılan başvurular ve elde edilebilen diğer verilerle 2’si çocuk, 33’ü sosyal medya üzerinden, 6’sı cezaevlerinde olmak üzere toplam 188 kişinin ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldıkları tespit edilmiştir.
HAPİSHANELERDE İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE
*Salgın gerekçesiyle aileleriyle görüşme hakkı nerede ise tamamen ortadan kaldırılmış, avukat görüşmeleri kısıtlanmıştır. Yanı sıra havalandırmadan yararlanma süreleri ve diğer sportif, sosyal, kültürel hakların kullanımında da ciddi kısıtlamalar söz konusudur. Buna karşın mahpusları gerçekten salgından koruyacak önlemlerin ise yeterince alınmadığı görülmektedir.
*İHD Dokümantasyon Biriminin verilerine göre 2020 yılında hapishanelerde işkence ve kötü muameleye uğradığını iddia eden mahpus sayısı 358.
*Hapishanelere girişten itibaren çeşitli nedenlerle (çıplak arama, kelepçeli muayene, ayakta tekmil vererek sayım gibi) uygulanan kaba dayak, her türden keyfi muamele ve keyfi disiplin cezaları, hücre cezaları, sürgün ve sevkler yakın tarihte görülmedik boyutlara ulaşmıştır.
*Sağlık hizmetine erişimin kısıtlanması, cezaevi reviri ziyaret hakkının reddedilmesi, Adli Tıp Kurumu’na, adliyeye ve hastaneye götürülürken kelepçe takılması dâhil kötü muamele uygulamaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, uzun bir süredir devam eden bir başka sorun alanıdır.
*En son 1 Nisan 2021 tarihinde güncellenen İHD verilerine göre toplam 604’ü ağır olmak üzere 1 bin 605 hasta mahpus bulunmaktadır.
*TİHV dokümantasyon biriminin tespit edebildiği kadarıyla 2020 yılında hapishanelerde en az 14 mahpus şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiştir.
*İHD dokümantasyon biriminin tespit edebildiği kadarıyla 2020 yılında hapishanelerde en az 37 mahpus şüpheli bir şekilde, 16 mahpus ‘da intihar iddiasıyla yaşamını yitirmiştir.
*İzolasyon uygulamasının özel bir biçimi İmralı Cezaevi’nde yaşanmaktadır. 2011 yılından bu yana kesintisiz devam etmekte olan aile ve avukat görüş yasakları 2019 yılında üç kez, 2020 yılında bir kez (3 Mart 2020 tarihinde) yapılan aile ve 2019 yılında beş kez yapılan avukat görüşmelerine rağmen halen sürmektedir. CPT’nin Türkiye hapishanelerine yaptığı 2017 ve 2019 yılı ziyaretleri sonucu açıkladığı raporlarındaki tavsiyelere uyulmadığı anlaşılmaktadır.
*Hapishanelerde 27 Kasım 2020 günü İmralı Hapishanesinde uygulanan tecridin kaldırılması ve hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin sonlandırılması için başlatılan dönüşümlü ve süresiz açlık grevleri halen 107 cezaevinde sürmektedir. Sürdürülmekte olan açlık grevlerinin mahpusların sağlık durumlarında kalıcı zararlar ortaya çıkmadan insanı esas alan çözüm yollarının bulunarak sona erdirilmesine yönelik çabalar yoğunlaştırılmalıdır.
CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ
*2020 yılında Van’da 2 kişinin işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldıktan sonra helikopterden atılması soncu bir kişinin öldüğü ve bir kişinin ise yaralandığı olayı haberleştiren gazetecilerin tutuklanması iktidarın işkence ve kötü muameleye iddiaları karşısındaki tutumunu ve cezasızlık kültürünü ortaya koyması açısından çok tipik bir örnektir.
* 2019 yılında Cumhuriyet Savcılıkları tarafından ‘kamu görevlisine direnme’ suçunu oluşturan TCK’nın 265. Maddesinden 38 bin 582 kişi hakkında soruşturma açılmış, bunlardan 28 bin 843’ü hakkında kamu davası açılmıştır. Buna karşın aynı yıl içinde işkence suçunu düzenleyen TCK’nın 94. Maddesinden 1 bin 98 kişi hakkında soruşturma açılırken sadece 97 kişiye kamu davası açılmıştır.”
Kaynak: (M.A)
Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x