İklim Zirvesinde başarı şansı var mı ?

HomeDünya

İklim Zirvesinde başarı şansı var mı ?

Pazar günü Glasgow’da başlayacak olan 26. Dünya İklim Zirvesi’ne sayılı gün kala kuşkular da artıyor: Birleşmiş Milletler’in yeni bir raporuna göre, devletler 2030 yılına kadar Paris İklim Sözleşmesi’nin izin verdiğinden iki kat daha fazla petrol, kömür ve gaz çıkarmaya niyetli. Avrupa basınında da köşe yazılarından kaderci sesler yükseliyor, ama başarı potansiyeli görenler de yok değil.

Hollanda öncülük etmeli
Hollanda’nın yaptığı yeni hesaplamalar, Kuzey Denizi’nin iklim değişikliğiyle düşünülenden daha hızlı yükseleceğini gösteriyor. De Volkskrant uyarıyor:

“Hollanda iklim değişikliğinin en büyük mağdurlarından biri. Bu nedenle küresel iklim tartışmalarına öncülük etmesi mantıklı olacaktır. Ama şimdiye kadar bunun tam tersi oldu. Hollanda Avrupa’da en çok CO2 salımına sahip ülkelerden biri. … Öncelikle sağcılar olmak üzere giderek daha fazla siyasetçi kaderciliğe karşı çare olarak iklim değişikliğine adaptasyon hayalleri kuruyor. . … Kıyılarımızı korumak için Kuzey Denizi’nde devasa bir ada inşa edebiliriz mesela. … Ancak ulusal gururumuz, Hollanda ekonomisini daha sürdürülebilir kılmaya yoğunlaşsa daha iyi olur.”

İklim krizi müfredata girmeli
The Independent’e göre, mevcut eğitim sistemi iklim değişikliği çağında öğrencileri gelecek yaşamlarına gerektiği biçimde hazırlamıyor:

“ İklim krizi ister müteahhit olsun ister banker, ister yaşlı bakıcısı olsun isterse eczacı, herkesi vuracak. Bu da iklim eğitiminin her dersin programında yer alması ve herkesin erişebileceği şekilde derslere entegre edilmesi gerektiği anlamına geliyor. İklim eğitimi yaygınlaştırılmalı ve acil durumların ve ekolojik krizlerin nasıl durdurulacağı ya da azaltılacağı, iklim adaletinin nasıl sağlanacağı ve öğrencilerin ekolojik ve iklim korkularıyla nasıl baş edebilecekleri hakkında bilgi aktarmalıdır. İklim eğitimi de bu korkuları mutlaka azaltacaktır.”

Avrupa iklim gücünü kullanmalı
Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden tarihçi Susi Dennison, El Confidencial’daki yazısında, AB, enerji dönüşümündeki rolünün bilincinde olmalı, diyor:

“AB, enerji dönüşümünde birçoklarından çok daha ilerde olduğu için diğer ülkelere örnek olabilir, öncülük edebilir, deneyimlerini aktarabilir ve pazarlayabilir. … AB’nin henüz ABD ile karşılaştırılabilecek düzeyde jeopolitik bir ağırlığı yok. Ekonomik gücünü COP26 İklim Zirvesi müzakerelerinde pozisyonunu güçlendirmek için kolektif bir şekilde kullanamıyor AB. … Öte yandan Avrupa’nın iklim gücü daha ziyade mekanik değişimlerden ve AB ile diğer ülkeler arasındaki etkileşimden ibaret.”

AB örnek olmalı
Avrupa Komisyonu’nun iklimden sorumlu eski komiseri Connie Hedegaard, Le Temps’ta konuk yazar olarak kaleme aldığı yazıda Avrupa’nın kilit rolünü vurguluyor:

“COP26 İklim Zirvesi, dünyanın insanlığın yaşadığı en büyük tehdit karşısında birlikte hareket etmeye karar vereceği bir platform olacaksa şayet, AB’nin buna öncülük edip örnek teşkil etmesi gerekiyor. Dünyanın en büyük ticari birliği, sağlam bir diplomasi kurumu ve hoşgörüyle ve adaletle neler yapılabileceğinin en iyi örneği olan AB kilit bir rol üstlenmezse COP26 İklim Zirvesi fiyaskoyla bitecek. AB ve devlet ve hükümet başkanları ve diplomasi mekanizması felaketi geri çevirmek için hemen harekete geçerse bundan bütün dünya yararlanacaktır. ”

Enerji dönüşümü pürüzsüz olmuyor
Corriere del Ticino’ya göre, büyük iklim hedeflerini gerçekleştirmek zor:

“Yenilenebilir enerjilerin süreksiz olması enerji üretiminde sürekliliğin garanti edilememesini beraberinde getirirken büyük yatırımlar da gerektiriyor. Hatta elektrik kesintilerini önlemek için Almanya’da olduğu gibi çevre kirliliğinin en büyük nedeni olan kömür santralleri de kullanılmak zorunda kalındı. Bu mecburiyetler karşısında hem doğalgaz santrallerinin hem de nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçmesi şaşırtıcı olmaz. … Fransa’dan Birleşik Krallık’a, Çin’den Hindistan’a birçok ülke, enerji dönüşümü adına nükleer enerjiye oynuyor.”

Lobiciler geçişi engelliyor
Il Manifesto, enerji ihtiyacının yenilenebilir enerjiyle karşılanamayacağı iddiası yalan, diyor:

“Yenilenebilir enerji yeterli olduğu kadar ucuz da. Bugüne değin hiçbir ülkenin, sadece birkaç yıl içinde yenilenebilir enerjiyle enerji ihtiyacını yüzde 100 karşılayabilecek olmasına rağmen bu geçişe karar vermemesinin nedeni, çeşitli çıkarların bunu engellemesidir. … İtalya’da doğalgaz yakıtlı santrallerle yoluna devam etmek isteyen [ham petrol ve enerji şirketi] ENİ’nin hissedarlarının çıkarları bunlar. … Almanya’da Rusya’yla yapılan dev anlaşmalardan nasiplenenler. Fransa’da ise Avrupa’daki en büyük nükleer santral ağının sağladığı çıkarlar.”

Belediyelerin “yeşil aklaması”
Kopenhag üç yıl içinde sıfır karbondioksit salımlı bir kent olmayı planlıyor. Bunun için başka belediyelerde güneş ve rüzgar enerjisi sistemleri kuruyor ve bu sistemlere sahip olan belediyeleri de ekleyerek rüzgar ve karbondioksit tasarrufunu hesaplıyor. Jyllands-Posten’ın bu hesaba eleştirisi:

“İş dünyasında şirketlerin kendilerini olduklarından daha çevreci göstermelerine ‘yeşil aklama’ (greenwashing) deniyor. … Dört belediye göz göre göre aynı şeyi yapıyorsa bunun adı iklim sahtekarlığıdır. Çünkü seçilmiş siyasetçilerin hiçbiri zaten tahrif edilen karbondioksit dökümlerinin tartışılması için çaba göstermiyor. … Bu durumda belediyeler net karbondioksit salımlarını hesaplayamayacaklarına göre parlamentonun müdahale etmesi ve adil bir yerel iklim bilançosu çıkarması lazım.”

Bu iş böyle yürümez
Birleşmiş Milletler’in yayınladığı raporun içeriği, Frankfurter Allgemeine Zeitung’u kuşkuyla dolduruyor:

“Siyasetçiler uzun vadeli dekarbonizasyon hedefleri açıklıyor, ama özellikle büyük ölçüde emisyon salımı olan şirketlerin politikası fosil yakıtların üretiminde ve yakılmasında büyük bir artışa işaret ediyor. Bu bir maskaralık! Raporda birçok ülkenin yanı sıra Avustralya, Rusya, Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nin adı geçiyor. Linyit üreticisi Almanya da ağzının payını alanlar arasında … Birçok vatandaş inancını yitirmiş, birçok hükümet yönetimde güçsüz. Bu siyasi olarak açıklanabilir belki, ancak küresel ısınmayla gerekli önlemleri asgari düzeyde tutarak başa çıkılamaz.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments