İnsan hakları örgütleriyle ‘iltisaklı’, KHK’lı Ömer Faruk Gergerlioğlu

Baktım ikimiz de aynı duvarın dibinde sevmişiz dünyayı, sanki aynı çiçeğe gülmüşüz, gülmüşüz de aynı güneşe dönmüşüz yüzümüzü.

Sanki bir tek burada dönüyor dünya, elinde tütünden sarılı bir cigara ile amcam “iltisak”ı açıklıyor etrafındaki cemaate bir çay ocağında, ağzında maskesi ile. O da, o da onlar gibi, o da onlar gibiydi diyor! tekrar ediyor durmadan, bir ırkın kanını tarif eder gibi…

Dinledikçe anlatılanın Ömer Faruk Gergerlioğlu olduğunu öğrendim, haberlerden önce bu “dedikodu çayevinde” duyuyorum ülke gündemini, bir camii’nin altında.

Sanki bizim sırtımızı hep bir kurşunla temizliyorlar, sırtımızdan hep vuruyorlar da ben Kürt ölüyorum sonra sen Türk kalıyorsun ve ardından biz halkların kardeşi oluyoruz.

Seni güzel insan, seni hatırlıyorum, o meclis çatısı altında sesi yüksek çıkan bir KHK’lı var, meclis yine de biraz umuttur sanmıştık. Sanırım iki yıl önceydi o meclis odasında biz teröristleri ağırlamıştınız, o basına kapalı odada tek tek kürsüye çıkmış kendi iç kürsümüz oluşturmuş, sonra da dertlenmiştik aslında, herkes başından geçenleri anlatmıştı; kimi gördüğü işkencelere, kimi hesaplarına el konulmasını ve daha bir çok hikâye ama benim gibiler de mecliste yediği simidin mizahını yapmıştı, işte o gün Türkiye’nin siyasi kalbi olduğunu sandığım bu linç meclisinde sizinle tanışmıştık.

O gün sizinle tanıştığım o meclis ile bugün oturduğum bu çay evi arasında hiçbir fark kalmadığını eve dönünce akşam haberleriyle bir daha öğreniyorum…

Konu başlığı, yani demokrasi temamız şu;

İnsan haklarıyla iltisaklı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürüldü.

Hangi “iltisak”ını söyleyeyim ki senin;

Hekimlik mi çok eski bir iltisaktır, Hipokrat’tan bu yana vardır ve hayata dairdir, Azrail’in almak istediği canı tanrının kurallarına itiraz edip elinden alırsın.

İnsan hakları mı, Mazlum Der mi, ooo ne yaman çelişki, yazan ben de Mazlum,  iltisakgillerden, ki sizi de oradan hatırlıyorum Gergerlioğlu.

Çıplak arama ha, oysa “fetöcü” bunlar ve kasıtlı soyunuyorlar bazen, Kürtler mi, sen Türk değil misin, sana ne kardeşim Kürt’ten, Kürtler doğuştan bela, onlar gibi bakmayacaksın dünyaya, onlar gibi sevmeyeceksin, onlar gibi inanmayacaksın, bak hele o vakit iltisak miltisak kalıyor mu? Hem Ay’a gidiyoruz,  Göktürkler nereden geliyor, Türklerin ilk kurduğu devlet Göktürk Devleti ilk uzay devleti değil miydi, inkar mı edeceksin, nasıl bilmezsin, sen nasıl Türk’sün!  Yok yok aslında bu da Fetöcü ama bunlar çok iyi gizleniyorlar, bu da öyle gibi…

Böyle bir çay ocağı işte, yani normal “yurdum ocağı” ve normal “yurdum sohbetleri…”  İşte bu çay ocağını 1990’lardan da hatırlarım, duvarında Kenan Evren asılıydı o zamanlar, muhtemeldir ki o gün de buralar da Evren methiyeleri yapıyordur aynı akadam.

Ekmeğin ve hıçkırığın yan yana durduğu bu kentte ve “Reis iltisaklı” tüm buna benzer kentlerde aşağı yukarı durumdan vazife çıkaran böyle bir kesim var; bilgisiz ama maganda, yaşı başı fark etmeyen bir kesim. Burası Rize değil, Malatya. Konuşan da büyük ihtimal kendine küfretmeyi vatan görevi bilen “Kurt Kürt”lerden. Dünya ne hale geliyor, ülke ne hale dönüyor, midem bulanıyor, alıp ağzımı evin yolunu tutuyorum, bunca derdin içinde bu işkence… Bu konuşan yaşlı başlı, ak sakallı akadam, muhtemelen de 12 Eylül günlerinde camii anonslarından görevli bir imam da olabilir, baksanıza çok vazifeli ve terbiyeli bir adam! Sonra bu adam, eğer “15 Temmuz hikâye”si reel olmuş olsaydı yani, ve gerçekleşmiş olsaydı, şu saatte söyledikleri “ ne olurdu sizce, Fetullah hocaefendi” övgüsü olmaz mıydı?

Yani her dönemde gücün fetvalarını okuyan “din adamlarıdır” bu tipler.

Anlıyorum ki bu ülkedeki dinin de, bu tip din adamlarının da aslında dine çok ihtiyaçları var.

Mazlum Çetinkaya

(sonhaber.ch’da  yayınlanan yazılar yazarın kendi görüşünü yansıtmakta olup, ilgililerin cevap hakkı saklı tutulmuştur.)

Yazar Profili

Mazlum Çetinkaya
Mazlum Çetinkaya
1969 Malatya, Yeşilyurt doğumlu.

Burdur Eğitim Yüksekokulunda ve Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gördü.

Dört yıl boyunca (2007 ile 2011) Hâr Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi editörlüğünü yaptı.

1990’larda Newroz Gazetesi’nde Serkan İnan adıyla taşlama yazıları yazdı.

Günlük Gazetesi’nde Mezopotamya’da kültür sanat sayfasında, kitap tanıtımları yaptı. Ötekilerin Gündemi’nde bir dönem deneme yazıları ile yer aldı. Ayrıca birçok edebiyat dergisinde şiir ve yazıları yayımlandı. Yayımlanmış beş şiir kitabı: “Zevebân”, “Taşta Uyuyan Zaman”, “Hecesini Onaran Çocuk” “Repesa”, “Dağ Suskunluğu” ve çocuklar için yazdığım altı hikâye kitabı var.

İstanbul 2 Nolu Eğitim-Sen üyesiyim, 23 yıllık öğretmen olan Mazlum Cetinkaya 675 sayılı KHK ile ihraç edildi.

Son zamanlarda Artı Gerçek Kültür Sanat ve Forum sayfalarına yazılar yazmakta.

Gaziantep yurthaberleri.net gazetesine haberler ve köşe yazıları yazmakta.
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x