İranlı nükleer fizikçiye suikastin ardından tepkiler / İsviçre’de referandum ; Global Medyadan

İranlı nükleer fizikçiye suikastin ardından tepkiler  

Politiken, İran’la askeri bir çatışma felaket olur, diyor:

“Birçok Arap ülkesinde paramiliter gruplar kontrol eden Molla rejimi bütün Ortadoğu’yu ateşe verebilir. Dolayısıyla suikastler ve dron saldırıları son derece tehlikeli. İran’a meydan okudukça molla rejiminin üzerindeki karşılık verme baskısı da artıyor; bu yüzden durum hızla kontrolden çıkabilir. Yakında ABD Başkanı olacak Joe Biden, süper gücün Trump yönetiminde büyük bir hata yaparak geri çekildiği ve İran’ın o zamandan bu yana sürekli ihlal ettiği nükleer anlaşmaya geri dönüleceğini açıkladı. Tek doğru yol da bu zaten, ama Fahrizade’nin öldürülmesinin ardından bu yoldan gitmek çok daha zor olacak.”

Washington stratejisini değiştirmeli

Diplomat Giampiero Massolo La Repubblica’daki yazısında, suikastın görevi devralacak ABD Başkanı Joe Biden’a açık bir mesaj içerdiğini söylüyor:

“İran ekonomisinin serbestçe gelişmesi ile nükleer ve füze programlarının sürekli ve denetlenebilir bir şekilde durdurulmasının arasındaki karmaşık ilişkiyi dikkate alan yeni bir strateji geliştirilmesi şart. Bu strateji İran’ın bölgede iddia ettiği rolü de -sorumlulukla üstlenmesi koşuluyla- kabul etmeli. Biden hükümetinin bu yolu seçmesi muhtemel. Aksi takdirde İslam Cumhuriyeti sonsuza kadar Çin’in ve -kriz bölgelerinde ortak çıkarları söz konusu olduğunda- Rusya’nın jeo-ekonomik etki alanına terk edilmiş olacak.”

Taş devri usulü dış politika

Nükleer sanayiinde çalışan kimyager Boris Zhuikov Echo Moskvy’deki yazısında, bunun adı devlet terörizmidir, diyor:

“Fahrizade’nin çalışmalarını onaylamak mümkün değil. Ama cinayet? Gerçek bir savaşın ortasında olmuş olsa, hadi neyse. … İran devleti adına çalışıyor olsa da terörist olmayan bir kişiye yönelik ‘önleyici’ bir cinayet bu. Terör eyleminden başka bir şey değil. Devlet terörü idiyse daha da kötü ve tiksindirici. İran asıl şimdi askeri nükleer programını genişletecek bence. İsrail, çok güzel ve yetenekli insanların yaşadığı büyük ve modern bir ülke. Ama taş devri usulü bir dış siyaset yürütüyor.”

Yeri doldurulamayacak bir bilim insanı

Club Z’ye göre, Tahran için nükleer fizikçinin öldürülmesi, General Süleymani’nin ocak ayında ABD’ye ait bir dron aracılığıyla öldürülmesinden çok daha ağır bir darbe oldu:

“Süleymani, mollalar ülkesinde hiyerarşide üçüncü sıradaydı. İran ve ABD onun ölümünün ardından gerçek bir savaşın eşiğine gelmişti. Öte yandan Süleymani İran için çok değerli olmakla beraber, Fahrizade gibi yeri doldurulamayacak biri değildi. İran’ın nükleer programına özellikle vakıf Fahrizade kalibresinde bir bilim insanı her gün doğmuyor.”

 

İsviçre’de referandum : Şirketlerin daha fazla sorumluluk almasına “Hayır”

İsviçre’deki Kurumsal Sorumluluk Girişimi (KVI) pazar günü az bir farkla ret edildi. Seçmenlerin yüzde 50,7’si, yurtdışında insan haklarını ve çevre standartlarını ihlal eden İsviçreli şirketlerin kendi ülkelerinde hukuk karşısında sorumlu olması yönünde oy kullandı gerçi, ama (Almanca konuşanların neredeyse tamamı olmak üzere) kantonların çoğu girişime hayır dedi.

İsviçre kendini aldatıyor

Süddeutsche Zeitung, referandumun sonucu karşısında üzgün:

“Karşıtları, ‘KOBİ’ler ve bunların yurtdışı bağlantıları için zararlı’ olacak diye bas bas bağırdı. … Ama İsviçre, sol Die Wochenzeitung gazetesinin belirttiği üzere ‘bir KOBİ değil’. Aksine, nüfusa oranla ABD’den bile daha fazla, küresel ölçekte faaliyet gösteren şirkete sahip. Bunların çoğu, tedarik zincirlerinde haksızlık yaşandığında bunu haklı göstermek zorunda kalıyor. Ayrıca İsviçre’nin, İsviçre Frangını mümkün olduğunca rekabetçi tutabilmek için dünya çapında milyarlık yatırımlar yapan bir merkez bankası var. Bu durumda aslında ülkenin kendine karşı daha dürüst davranması ve sorumluluk alması gerekiyor. Ne yazık ki geçtiğimiz pazar, İsviçrelilerin çoğunluğu farklı düşündü.”

Omuzlardaki yük buna rağmen artıyor

La Tribune de Genève’e göre, oylama kesinlikle faydasız değildi:

“Kampanya sonuçtan bağımsız olarak derin izler bırakacak. Şüphe uyandıran ve uygulamalarını savunmak ve kamuoyuna açıklamak zorunda kalan kimi çokuluslu şirketler tehlikenin farkına vardı. Artık izlendiklerini ve dünyanın herhangi bir yerinde onların adına yürütülen faaliyetlerden ahlaki, hatta yasal olarak sorumlu olduklarını biliyorlar. … Diğerler firmaların da ivedilikle tedarikçilerini daha dikkatlice izlediklerini göstermeleri gerekiyor. Bu pazar hukukun elinden kurtuldular. Ama gelecekte, dünyanın değiştiğini anlamadıkları takdirde, geri dönüşü olmayan bir imaj kaybı yaşamayı engelleyemeyecekler.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x