Musa Özuğurlu
Eğer biri fitili kesmezse ateş bombaya doğru ilerliyor. İsrail bugüne kadar “olmaz” denileni de yaptı ve İran’ın Şam büyükelçilik binasının yanında bulunan konsolosluk binasını vurdu. Aslında Büyükelçiliği vurdu denilse yanlış olmaz çünkü konsolosluk ek binadan ibaret.
Saldırı birkaç açıdan önemli, ciddi sonuçlar da yol açabilir.
Birincisi girişte ifade edildiği gibi, bugüne kadar Şam kırsalı ve diğer şehirlerde havaalanları, askeri depolar, araştırma tesisleri, araçlar, konutlar gibi birçok yeri vurdu. Ancak “İran toprağı sayılan” bir mekan ilk defa vuruldu.
İkincisi bu saldırının başkent Şam’ın tam ortasında olması. Şehrin en lüks ana arterlerinden biri olan Fayez Mansur caddesi üzerinde ve Mezze lüks semtinde bulunan konsolosluk binasının vurulması ciddi bir meydan okuma.
Üçüncüsü saldırıda öldürülen kişi Devrim Muhafızları -Kudüs Gücü’nün Suriye- Lübnan sorumlusu bir tuğgeneral ve yine tuğgeneral olan yardımcısı.
İsrail’in bu saldırı öncesinde ciddi bir istihbarı çalışma yaptığı anlaşılıyor. Bu saldırı şunu da gösteriyor: İranlı generalin bu türden saldırılardan korunmak için gizli hareket etmeye çalıştığı açık. Dolayısıyla nerede bulunacağı konusundaki bilgilerin de gizli olması beklenir. Demek ki İsrail anlık istihbarat da sağlayabiliyor. Olaydan sonra iki kişinin gözaltına alınması bu gibi tahminleri güçlendiriyor.
Buraya kadar anlatılanlar işin “teknik tarafını” oluşturuyor. Ancak saldırının niteliği göz önüne alındığında ciddi sonuçlar doğurabileceği tahmini yapılabilir.
İsrail 7 Ekim saldırısından sonra Gazze Şeridine yönelik saldırıları ile beraber “saldırı ile ilgisi olan herkesi her yerde takip edip öldüreceği” tehdidinde bulunmuştu. Nitekim şu ana kadar İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Gazze Şeridi gibi yerlerde çok sayıda İran’a yakın ve/veya Hizbullah, Hamas örgütleri mensubu kişiler öldürüldü.
Bu saldırıda öldürülen general Suriye ve Lübnan ile Filistin’deki örgütlere silah trafiğini ayarlayan kişi olan Muhammed Rıza Zahedi. İsrail böylece İran’a ciddi bir darbe daha vurmuş oldu.
İsrail makamlarının bu saldırının olası sonuçlarını hesaplamamış olması imkansız. Çıkan sonuç şu: İsrail bu saldırının yol açacağı en kötü olasılıklardan bile çekinmiyor.
Bunu yaparken elbette doğu Akdeniz’de bulunan ABD uçak gemisinin verdiği güven ile de hareket ediyor. Ancak bu özgüven zehirli bir tahrik mekanizmasına dönüşmüş durumda ve gerilim her adımda biraz daha artıyor. Şimdi gözler İran’a çevrilmiş durumda ve İsrail makamlarının değerlendirdiği olasılıklardan hangisinin gerçekleşeceği İran’ın cevabına bağlı.
İsrail’de ordudaki bütün izinler kaldırıldı ve sığınaklar için hazırlıklar tamamlandı. Ciddi bir bekleyiş var yani. İran tarafından yapılan açıklamalara bakılır ise füzeler dahil ağır silahların kullanılacağı bir karşılık verilecek. Ama bu karşılık İsrail içlerinde mi, başka yerlerdeki İsrail varlıklarına yönelik mi olacak belli değil. Hizbullah da seçeneklerden birini oluşturuyor. Hizbullah zaten cevap verileceği açıklamasında bulunmuştu.
İsrail ile Hizbullah arasında 7 Ekim’den bu yana devam eden “peşrev” sıcak savaşa dönebilir. İsrail bu saldırı ile kırmızı çizgiyi aştı. İran ve Hizbullah bugüne kadar çeşitli tehditlerde bulunmuşlardı, bu saldırı “rest” sayılır.
Eğer İran aynı ağırlıkta cevap vermezse büyük prestij kaybedecek, cevap verirse sarmal daha da şiddetlenebilir.
Bölgede ve dışında herkes çok tedirgin. Bakalım önümüzdeki günler neler gösterecek. İsrail fitili ateşledi. Eğer biri kesmezse, infilak er ya da geç kaçınılmaz gibi görünüyor.












