Mehmet Murat Yıldırım/BERN
İsviçre’de aşırı sağın göçmenleri hedef göstererek halkı 10 milyonluk bir nüfus sınırına hapsetmek istediği “Kaos İnisiyatifi”ne karşı dev bir dayanışma cephesi kuruldu. Göçmen öz örgütlenmeleri, sendikalar ve sosyalistler, 14 Haziran referandumu öncesi tek ses oldu: “Krizin sorumlusu biz değiliz, faturayı biz ödemeyeceğiz!”
Sağcı SVP’nin, ülkedeki tüm sosyal ve ekonomik sorunları göçmenlere yıkarak sunduğu nüfus sınırlandırma önerisi, referanduma günler kala sert bir direnişle karşılaştı. İsviçre’de emeğiyle yaşayan milyonlarca göçmenin haklarını ve onurunu hedef alan bu saldırıya karşı PangeaKolektif, Unia, BastA!, SYKP, ESU, ADHK ve Bern Kürt Kültür Derneği gibi örgütler, ortak ses yükseltti.
“Korku imparatorluğuna karşı dayanışma barikatı”
Basel Merkezli sol parti BastA’nın Genel Sekreteri Franziska Stier, sağın halkın kaygılarını manipüle ederek bir korku iklimi yarattığını vurguladı. Stier, kurtuluşun ancak güven ve birliktelikle mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi, “SVP korkuyu körükleyerek kazanmaya çalışıyor. Kolektif korku, faşizm için her zaman en uygun zemindir. Toplumun faşistleşmesine karşı duracak tek şey toplumsallık ve güvendir. Biz pastanın herkese yeteceğini biliyoruz; mesele bu pastanın kimler tarafından adaletsizce gasp edildiğidir.”
“Göçmen emeği, sermayenin kurbanı olmayacak”
SYKP İsviçre Temsilciliği, referandumun sınıfsal boyutuna dikkat çekerek, bu hamlenin göçmen emeğini ucuzlatma ve güvencesizleştirme operasyonu olduğunu ifade etti:
“Bu hamle, göçmenleri toplumun ‘sorunu’ gibi gösterip onları daha ağır sömürüye mahkûm etme girişimidir. İsviçre egemenleri ekonomik krizin faturasını bizlere kesiyor. Göç, kapitalizmin yarattığı savaşların sonucudur. Irkçılık, işçi sınıfını bölmek için kullanılan bir silahtır ve biz bu silahı dayanışma ile kıracağız.”
ADHK Dönem Sözcüsü Tuncay Özdemir ise konut krizinin ve sosyal yıkımların gerçek sorumlusunun burjuva politikaları olduğunu belirterek, halkın büyük bir kesiminin temsil hakkından mahrum bırakıldığı bu oylamayı “demokratik bir garabet” olarak nitelendirdi.
“Karanlık geçmişe geri dönüşe izin yok”
İsviçre’nin en büyük sendikası Unia, inisiyatifin kabul edilmesi durumunda ülkenin “mevsimlik işçi köleliği” (Saisonnierstatut) gibi insanlık dışı uygulamalara geri döneceği uyarısında bulundu. Sendika temsilcileri Emine Sariaslan ve Hilmi Gashi, bu durumun sadece göçmenlerin değil, tüm emekçilerin haklarına yönelik büyük bir kaos ve saldırı dalgası başlatacağını vurguladı.
“Kültürel çeşitlilik değil, ortak mücadele kurtaracak”
Bern Kürt Kültür Derneği ve Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) de yaptıkları açıklamalarda, yıllardır İsviçre toplumunun ayrılmaz bir parçası olan halkların hedef gösterilmesinin toplumsal barışı tehdit ettiğini belirttiler. Dernekler, “İnsanların korkularını büyütmek yerine adil sosyal politikalar ve entegrasyon güçlendirilmeli” diyerek ayrımcılığa karşı net bir tavır sergilediler.
PangeaKolektif’ten haysiyet çağrısı
Göçmenlerin öz örgütlenmesi PangeaKolektif, referandumun bir nüfus meselesi değil, bir haysiyet sınavı olduğunun altını çizdi:
“Biz rakamlardan ibaret değiliz, bu ülkenin kurucu gücüyüz. Göç, bu sistemin yapısal bir sonucudur. Irkçı projelere karşı eşit haklar ve statüsüzlüğe karşı mücadele hattında birleşelim. İnsan onuruna yakışır bir yaşam için bu barikatı 14 Haziran’da sandıkta ve sokakta kuracağız!”












