Pazar, Mayıs 10, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

İtaat kültürü ya da gönüllü kulluk üzerine…

Atiye Kalkan

Atiye Kalkan by Atiye Kalkan
07/08/2024
in Manşet Haberler, Yaşam, Yazarlar
A A
0
İtaat kültürü ya da gönüllü kulluk üzerine…
0
SHARES
666
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Size böylesine hakim olan kişinin iki gözü, iki eli, bir bedeni var ve herhangi bir insandan daha fazla bir şeye sahip de değil. Yalnızca sizden fazla bir şeyi var: O da sizi ezmek için ona sağlamış olduğunuz üstünlük. Eğer siz vermediyseniz, sizi gözetlediği bu kadar gözü nereden buldu? Sizden almadıysa nasıl oluyor da sizleri dövdüğü bu kadar çok eli olabiliyor? Kentlerinizi çiğnediği ayaklar sizinkiler değilse bunları nereden almıştır?

                                                                                                                                                 La Boétie

 

Sokak hayvanlarının katledilmesine yönelik teklif Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek oylandı ve kabul edildi. Hem daha akılcı ve ekonomik hem de kültürel kodlara daha uygun, yaşam hakkına saygılı bir çok çözüm üretilebilecekken ısrarlı bir şekilde hiçbir akla-vicdana sığmayan, çözüm değil çözümsüzlük üreten teklif yasalaştı.

 

İktidar İtaat Kültürü Yaratmıştır

Peki yaşam hakkı savunucuları bu kadar direndiği ve halkın iradesi yaşam hakkından yana olduğu halde iktidar, nasıl oldu da bu yasayı gözümüzün içine baka baka, adeta halka nanik yapar gibi aceleyle bir pazar günü toplanarak oyladı ve meclisten geçirdi? Çünkü böyle bir yasa teklifi karşısında tüm toplum kesimlerinin birleşip sokağa dökülmesi, güçlü bir direnç sergilemesi gerekirken bunu yapamadık. Çünkü en farklı düşünenlerimiz bile iktidarın yarattığı “itaat kültürü”nü gittikçe benimseyerek “gönüllü kulluk” etmeye başladı. İktidar bu gönüllü kulluktan güç alıp “Toplumun ne düşündüğünün ne istediğinin hiçbir önemi, değeri yok. Her istediğimi yaparım. Ben ‘ol’ deyince olur!” mantığıyla hareket ederek Tanrı-Kral rolüne soyundu.

 

İktidarın Haksızlıklarına Kimse İtiraz Etmediği İçin…

Toplumun, gönüllü kulluğu hiç farkına bile varmadan nasıl benimsediğini örneklerle görmek mümkün. Kabarık faturalar geldiğinde; emekliler, asgari ücretle çalışanlar açlığa mahkum edildiğinde; binlerce insan haksız şekilde KHK’larla işten atılıp aç-susuz bırakıldığında; kiracı ve ev sahibi karşı karşıya getirilip fahiş ev kiraları yüzünden insanlar sokakta kaldığında kimse itiraz etmedi.

Halkın iradesi ve uluslararası anlaşmalar hiçe sayılıp İstanbul sözleşmesi feshedildiğinde; binlerce depremzede aç susuz ve ölen canlarına ağıtlar yakarken onlara giden yardımlar engellendiğinde; depremzedelere hibeler yapılması gerekirken fahiş fiyatlarla TOKİ pazarlandığında; onca çocuğun, kadının tacizine, tecavüzüne, öldürülmesine göz yumulurken tacizciler, tecavüzcüler, katiller iyi halden serbest bırakıldığında; sürekli din üzerinden sömürü yapılarak özgürlükler ardı ardına elimizden alındığında kimse itiraz etmedi.

Toplum ekonomik ve sosyo-kültürel bir çıkmaza sürüklenerek ülkenin itibarı yerle bir edilirken kimse itiraz etmedi.

 

Köleliği Seçen Bir Topluma Dönüştük

İtirazı değil itaati, köleliği seçen bir topluma dönüştük. Bu durum, tam da La Boétie’nin, “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” adlı yapıtında hükmedilenlerin, yani halkın iradesinin iktidar ilişkisini var ettiğine ve yeniden ürettiğine işaret ettiği noktadır. La Boétie’ye göre tiran -ki tiranlıktan kastı iktidardır- kendi becerileri sayesinde iktidar sahibi değildir; tersine onun iktidar sahibi olmasını sağlayan hükmedilenlerin iradesidir. Gönüllü kulluk etmeleridir. Peki hükmedilen halk niçin ve nasıl boyun eğerek hiçbir şeye tepki vermeyen, onaylayan, itaat eden bir topluma yani gönüllü kullara dönüşür?

La Boétie’ye göre, tiran yani iktidar, gönüllü kulluğu sağlamak için başta din sömürüsü olmak üzere, görenekler, eğitim, toplumsal alışkanlıklar gibi birçok araç kullanır. Halkın uyanıp gönüllü kulluktan vazgeçmemesi için bilgi ve kültürel üretimi denetleyerek cehaletin ve hurafelerin yayılmasını sağlar. İnsanlar arasındaki kardeşlik bağlarını çözer; halkı güçsüzleştirip gönüllü kulluğu devam ettirmek için eğlenceyi bir tür siyasal işlev aracı olarak kullanır. Nitekim Portekiz’i yöneten faşist diktatör Salazar, ülkeyi yıllarca “Üç F” ile yani geleneksel Portekiz müziği “fado”, bir tür şenlik niteliğindeki “fiesta” ve “futbol” ile yönettiğini söylemiştir.

 

“Benden Sonrası Tufan” Diyen Bir Toplum Yaratıldı

Size de çok tanıdık gelmiyor mu bütün bunlar? AKP, iktidarda olduğu yıllar boyunca tüm bu sayılanları gerçekleştirerek halkı kamplaştırıp bir itaat kültürü yarattı. Bir taraftan din sömürüsü yaparak kendine benzemeyenleri dinsizlikle, ahlaksızlıkla suçlarken bir taraftan da elindeki ana akım medya ile gelin kaynanalı evlilik programları, kadın cinayetli dedektifçilik programları, kavgalı yemek ve futbol programları yayınlayıp toplumun ahlak anlayışını yerle bir ederek cehaleti yayıp halkı köleleştirdi. Ana akım medya ile bilgi ve kültür üretimini denetleyip yanlı haberler yaptırarak algı yönetimiyle “biz ve ötekiler” i kurdu. Tüm özgürlükleri yok etmek için kendi savunduğu fikir dışında başka bir düşünce ortaya koyanları “terörist” ilan edip ötekileştirdi. Bir korku kültürü oluşturarak insanların dünya yıkılsa bile kılını kıpırdatmadan oturup “benden sonrası tufan” diyeceği gönüllü kulluk eden bir toplum yarattı.

 

Halk İktidardan Büyüktür

Halkın, iktidardan büyük olduğunu ve küçük bir grup azınlıktan ibaret olan iktidara katlanmak zorunda olmadığını söyler La Boétie ve bu noktada “onurlu aydınlar”ı topluma karşı sorumlu olduklarını hatırlamaya çağırır. Bu yasa karşısında şimdi La Boétie’ye kulak vererek bizim de bu çağrıya uymamızın zamanı. Çünkü bu yasa karanlık günlerin ilk adımı sadece. İktidar “güvenli sokaklar”ı gerekçe göstererek bir çok yasak getirebilir, özgürlükleri sonuna kadar sınırlayabilir, şu anda sokak hayvanlarını topladığı gibi yine aynı bahaneyle yüksek kiralar yüzünden sokaklara düşen insanları -çünkü fahiş kiralar yüzünden sokakta yaşayanlar daha da artacak- toplayabilir.

Biz halk olarak bu “bir grup azınlık” tan ibaret iktidarın kadın düşmanlığına, çocuk düşmanlığına, hayvan düşmanlığına; ihaleye fesat karıştırmasına; tacize, tecavüze müsamaha göstermesine; tüm özgürlükleri yok etmesine; hak edilmiş hakları gasp etmesine; depremde ölenleri numaralandırarak mezarlara dizmesine; yangınlar çıkarılmasına ve buradan rant elde edilmesine alkış tutmasına; depremzedelere giden çadırlardan para kazanmasına, oraya giden yardımları engellemesine ve dahi çocukları tarikatların eline terk etmesine; siyanürle halkın zehirlenmesine göz göre göre izin vermesine; halkı bir lokma ekmeğe mahkum etmesine ve daha bir çok haksızlığa, hukuksuzluğa boyun eğerek gönüllü kulluk etmeye devam mı edeceğiz?

 

Ahde Vefa Gösterme Sırası Bizde

Gezi Parkında bir ağaç kesildi diye tek yumruk olup kükreyen Türkiye, yaşam hakkı için yeri göğü inletmesi gerekirken nerede? Gözleriyle bize bakan; kalbi biri başını okşasın diye çarpan; yavrularına annelik yapan; yavruyken tıpkı insan gibi çeşitli oyunlarla yaşamı öğrenen neşe içinde bir varlıkken yaşlandıkça gözlerine hüzün çöken; insanda ahde vefa yokken bir kez gönlünü alan birine bile ahde vefa göstererek kırk değil seksen yıllık hatır düşünen; yoldaşının üzüntüsüne de sevincine de ortaklık eden; yolda tacizciden, tecavüzcüden, hırsızdan arsızdan korkarak ilerlerken bize yoldaşlık eden bir varlıktan bahsediyoruz. Ahde vefa gösterme sırası bizde şimdi. Bu politik, rant amaçlı yasaya göz yummayalım; bizi gönüllü kulluğa mahkûm eden bu iktidara boyun eğmeyelim.

 

Güzel Yurdumun Güzel İnsanları Birleşin!

Tüm iktidar mağdurları birleşelim ve sokaklara dökülelim. Emekliler, kiracılar, çiftçiler, öğrenciler, köylüler, tüm çevreciler, doğa severler… Tüm onurlu gerçek aydınlar birleşin! Adaletin temeli gerçek yargıçlar birleşin! Adaletin bekçisi gerçek hukukçular birleşin! Görevinin öldürmek değil yaşatmak olduğunun bilincindeki tüm gerçek veteriner hekimler birleşin! Gerçek dindarlar birleşin! Gerçek STK’lar birleşin! Gerçek devrimciler birleşin! Gerçek özgürlükçü örgütler birleşin! Milletin tüm gerçek vekilleri birleşin! Tüm zeki, çevik ve ahlaklı gerçek sporcular ve taraftarlar birleşin! Toplumun gerçek damarı olan gerçek sanatçılar birleşin! Hakikate ışık tutan gerçek gazeteciler birleşin! Geleceğin inşacısı gerçek öğretmenler birleşin! Değer yitimine duvar olmak isteyen anne-babalar birleşin! İleride çocuklarına “Katliam yasası çıkarılırken ben de oradaydım ama sessiz kaldım” demek istemeyen anne-babalar birleşin! İleride çocuklarına ikinci bir “Auschwitz Kampı” kabusu miras bırakmak istemeyenler birleşin! Çünkü bu kesinlikle bir Auschwitz Kampı vakasıdır. Faşistçe bir tutumdur. Faşizmin en çıplak, en vahşi halidir.

Bu hayvan-insan, kadın-erkek, Kürt-Türk-Laz-Çerkez-Ermeni-Rum meselesi değildir; bu dindarlık ya da dinsizlik meselesi, sağ-sol meselesi değildir; SİYASETLER ÜSTÜ BİR MESELEDİR. Bu tüm toplumun meselesidir. Bu vicdan-merhamet meselesi değildir. Bu yozlaşmaya, değer yitimine dur deme meselesidir! Tüm güzel yurdumun güzel insanları birleşin! Toplanalım ve nasıl ki bu iktidarın şu anda yaptığının belki de binde birini bile henüz yapmadığı bir dönemde ona dur demek için Gezi’de bir araya geldiysek bu çürümüşlüğe, bu çöküşe, bu yok oluşa karşı çoluk çocuk demeden, etnik köken demeden, siyaset gütmeden tekrar bir araya gelip DUR! demek için birleşip sokaklara dökülelim.

Hep beraber bağıralım : “Sen tek! Biz tüm halk!” ve sokaktaki canlarımız için bir nefes olup haykıralım: “Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler…”

 

Tags: Atiye KalkanGönüllü kullukhayvan haklarıitaat kültürü
Previous Post

“ABD askeri yardımları”: Kime, nasıl, neden?

Next Post

Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla alışveriş limiti düşürüldü, gümrük vergileri artırıldı

Atiye Kalkan

Atiye Kalkan

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Ana Bilim Dalı Avrupa Birliği bölümünde “Avrupa Birliği ve Türkiye’de Kadın Erkek Eşitsizliğinin Sosyolojik Kökenleri ve Politik Etkileri” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Kadının ikincilleştirilmesinin kökenini tarihsel, kültürel ve psiko-sosyal boyutlarıyla ele alarak çözüm önerileri ortaya koyan “Tanrının Bahçesinde Bir Kadın” adlı araştırma kitabında Türkçe ’deki bir çok kelimeyi, atasözleri ve deyimleri inceleyerek “dilin ataerkil söylemden arındırılması” üzerinde durdu. Ayrıca anaerkil ve ataerkil gelenekleri inceleyerek “dişil bir gelenek yaratmak” fikri üzerine eğildi. Tanrının Bahçesinde Bir Kadın, Senin Adın Mutluluk, Ölmez Ağacın Sırrı, Kayıp Tabletin Peşinde, Pia ile Nibi, Şaşkın Kelebek Zi, Aşk da Buradaydı, Ezo ve Tonero adlı eserleri yazdı. Şu anda “Feminist Okumalarla Mitoloji ve Sanat Tarihi Atölyeleri”yle çalışmalarına devam ediyor

Yazarın Diğer Yazıları

YALNIZ VE SOKAKTA
Manşet Haberler

YALNIZ VE SOKAKTA

04/11/2025
Bir Varmış Bir Yokmuş…
Manşet Haberler

Bir Varmış Bir Yokmuş…

29/08/2025
MOR YAZMA
Manşet Haberler

MOR YAZMA

08/05/2025
YANGIN VARRR!
Manşet Haberler

YANGIN VARRR!

09/11/2024
Katil Kim?
Kadın

Katil Kim?

30/10/2024
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşanan vahşetin dair Dron görüntüleri ortaya çıktı
Manşet Haberler

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşanan vahşetin dair Dron görüntüleri ortaya çıktı

12/10/2024
Next Post
Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla alışveriş limiti düşürüldü, gümrük vergileri artırıldı

Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla alışveriş limiti düşürüldü, gümrük vergileri artırıldı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Boş Düşünceler / Dolu Kalpler

Boş Düşünceler / Dolu Kalpler

by Meltem Uzuner
10/05/2026
0

Bosch Türkiye'nin 2026 Anneler Günü için hazırladığı ve büyük tepki çeken reklam filmi, anne kavramını evcil hayvan sahipliğiyle eşdeğer tuttuğu...

Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!

Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!

by Mustafa Durmuş
10/05/2026
0

Siyasal iktidarın son yıllarda arkasına sığınabildiği (ama toplumun büyük bir kısmı için herhangi bir anlamı olmayan) tek gösterge olan ekonomik...

İsviçre’de sağcı SVP’nin “10 Milyon” dayatmasına karşı barikat kuruluyor: “Geleceğimiz satılık değil!”

İsviçre’de sağcı SVP’nin “10 Milyon” dayatmasına karşı barikat kuruluyor: “Geleceğimiz satılık değil!”

by Sonhaber
10/05/2026
0

Mehmet Murat Yıldırım/BERN İsviçre’de aşırı sağın göçmenleri hedef göstererek halkı 10 milyonluk bir nüfus sınırına hapsetmek istediği "Kaos İnisiyatifi"ne karşı...

Mansur Yavaş’tan Burcu Köksal yorumu: “Parti değiştirecekse halkın onayı alınmalı”

Mansur Yavaş’tan Burcu Köksal yorumu: “Parti değiştirecekse halkın onayı alınmalı”

by Sonhaber
10/05/2026
0

Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan Halaçlı Mehmet Ağa Konağı’nın açılışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yavaş, Burcu Köksal hakkında...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik