Kadın yurttaşlar: Biz hakkımızı istedikçe bizi susturma peşindeler

Son dönemlerde kadınlara yönelik artan taciz, tecavüz ve şiddete tepki gösteren kadın yurttaşlar, “Kadının bu kadar sesinin çıkması, özgürlüğüne düşkün olması onların zoruna gidiyor, bilinç altlarındaki zihniyet bunu getiriyor” şeklinde konuştular.

Son dönemlerde kadınlara yönelik artan tacize, tecavüze, şiddete ve geçtiğimiz günlerde erkek arkadaşı tarafından Pınar Gültekin isimli genç kadının vahşice katledilmesine ilişkin sokakta ki kadın yurttaşlar Son Haber’e konuştu.

Psikolok olan bir kadın Yurttaş, kadınlara yönelik artan şiddeti, tacizi, tecavüzleri ve katliamları sürekli sosyal medyaya ve çeşitli yerlerde paylaştığını böylelikle seslerini duyurduklarını ancak tekrar her şeyin hemen unutulduğunu belirterek şunları ifade etti:

”Özgecan olayında olduğu gibi Pınar Gültekin’de vahşice katledildi. Protesto edildi orada burada adı anıldı bu kadar. Ama yine unutuldu. Şimdi de bizim haklarımızı koruduğunu düşündüğümüz İstanbul sözleşmesinin feshi için, kaldırılması için, değiştirilmesi için bir şeyler yapılıyor. Garip bir ülkede yaşıyoruz ve garip şeyler oluyor.

“SESİMİZİN DAHA FAZLA DUYULMASI GEREKİYOR”

En başta kadın-erkek ve kız çocuğu-erkek çoğu eğitiminden başlayan ileriye doğru giden bir sistem var. Kız çocuğunun yaftalanması, kız çocuğunun bastırılması ve erkek çocuğunun yukarı çıkarılmasıyla başlayan bu zamana kadar gelen bir sistem var. Önce onun değişmesi gerek. Onun değişmesinden öncede bir şekilde sesimizin daha fazla duyulması gerekiyor. Ama kimse duymak istemiyor. Biz yüksek sesle bağırsakta, susmasakta ellerinden geldikçe duymuyorlar. Önüne nasıl geçeriz bilmiyorum. Ama çok kesin ve kararlı olmamız gerekiyor. Erkek, kadın herkesin böyle olması gerekiyor. Özellikle kadının daha fazla susmaması gerekiyor.

“BİZ HAKKIMIZI SAVUNDUKÇA BİZİ SUSTURMA PEŞİNDELER”

Tarih tekerürden ibarettir. Eskiden de kadın hakkını savunduğunda öldürüldü. Sadece Türkiye’ye özgün bir şey değil tüm dünyada olan bir şey. Şimdide aynı şekilde biz hakkımızı savundukça bizi susturma peşindeler. Gücün erkekte olduğunu, onların lider olması gerektiğini kadın konuştuğu zaman, sesi yükseldiği zaman ahlakının bozulacağını çünkü biliyoruz ki ahlak, namus kadın üzerine kurulu. Çok klasik bir cümleler bunlar biliyorum ama biz bunlara klasik dediğimiz için bunlar oluyor. Biz bunları normal gördüğümüz için bizim kafamızdaki normal bu olduğu için bu sıkıntılar çıkıyor. Bu nedenle bir sürü sorun varken her alanda her köşede buna takılıyor.

“KADINI KORUYAN YASALARIN DAHA FAZLA DESTEKLENMESİ GEREKİYOR”

İstanbul Sözleşmesi kadın haklarını korumak için ve kadının toplumdaki haklarını korumak için ortaya çıkıyor. Bu nedenle kadınların haklarını koruyan bir yasanın daha fazla desteklenmesi ve daha fazla artması gerekiyor. Ama aksine zihinlerinde kadının yeri  daha fazla evde kalsın çünkü dinde kadınlar evde çocuklarının başında durması gereken bir birey olarak algılanıyor. Kadının bu kadar sesinin çıkması, özgürlüğüne düşkün olması onların zoruna gidiyor, bilinç altlarındaki zihniyet bunu getiriyor.

“KADINLAR ŞİDDETLE KARŞI KARŞIYA GELDİKLERİNDE SUSMAMALILAR”

Bir psikolog olarak tek düşündüğüm şey eğitim vermektir. Benim bu ülkede konumum kadın bir psikolog olarak kadınların şiddetle karşı karşıya geldiğinde susmamaları gerektiğini düşünüyorum. Susmamaktan başka çare yok. Ben de bu konuda susmayanlardanım zaten. Şiddete maruz kaldım ama susmadım. Herkes bu şekilde susmazsa adım adım çoğalan bir durum olur. Öncelikle zihniyetin değişmesi gerekiyor. En zoru ama öncelikli yapılması gereken budur.

“SESİMİZİ YÜKSELTTİĞİMİZDE ERKEK DÜŞMANI İLAN EDİLİYORUZ”

Pınar Gültekin cinayetinde, yanlış tercih yapan kadınlar vs deniliyor. İlişki, erkek ve kadının ortak amaçları doğrultusunda gerçekleştirilen bir şeydir. Kadın kötüyü seçelim durumuna gelmiyor. Karşılıklı iletişim şeklinde yapılıyor. Yanlış seçim de olabilir; bunun sonucu yakılarak bir varilin içine konulup beton dökülmesi mi sonuçtur. Seçimlerimizin bedelinin bu olması mı gerekiyor. Bu sözler erkeklere cesaret verdiğini düşünüyorum. Biz sesimizi yükseltirken bize feminist, erkek düşmanı diyorlar. O zaman biz susmalı mıyız?

“YÜZYILLARDIR SÜRE GELEN BİR KADIN EŞİTSİZLİĞİ VAR”

Bu ülkede ne kadar sorumluluk varsa annelik, ev kadınlığı, yanlış seçimler yapan, feminist, çalışan kadın; tüm etiketler kadınlara yapıştırılmak isteniyor. Yüz yıllardır süregelen bir kadın eşitsizliği var. Bu eşitsizliğin giderilmesi için kadınlara pozitif ayrımcılık tanınmak zorunda. Bunu göremeyecek erkek topluluğunu bilinçsiz kesim olarak görüyorum.

Erkeklerin bilgili olduğunu ve kadına değer verdiğini düşünmediklerini belirten  üç genç kadın ise şunları dile getirdiler:

“Neşet Ertaş’ın çok güzel bir sözü var ‘Kadınlar insan biz insanoğluyuz’. Neşet Ertaş’ın bu sözünü biraz idrak edebilselerdi erkekler tarafından zaten böyle cinayetler işlenmezdi diye düşünüyoruz.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN YETERİ KADAR KULLANILDIĞINI DÜŞÜNMÜYORUZ”

İstanbul Sözleşmesi’nin yeterli derecede kullanıldığını düşünmüyoruz. Kullanılsaydı böyle olmazdı. Şiddeti bitirmekte samimilerse neden bu sözleşmeyi kaldırıyorsunuz?

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x