Türkiye’de kadınların isteğe bağlı gebelik sonlandırma hakkını yasal güvenceye kavuşturan düzenlemenin üzerinden 43 yıl geçti. 24 Mayıs 1983’te yürürlüğe giren 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, tıbbi sakınca bulunmaması hâlinde gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar sonlandırılmasına izin veriyor.
Ancak kadın örgütleri ile sağlık meslek kuruluşlarının araştırmaları, yasal hak ile sağlık hizmetine fiilî erişim arasındaki farkın giderek büyüdüğünü gösteriyor. Kamu hastanelerinin önemli bir bölümünde isteğe bağlı kürtaj hizmeti sunulmuyor; hizmet veren bazı hastanelerde ise yasal süre uygulamada sekiz haftaya kadar indirilebiliyor.
Kamu hastanelerinde hizmet sınırlı
Kadir Has Üniversitesinin 2015-2016 döneminde 431 kamu hastanesini kapsayan araştırmasına göre hastanelerin yalnızca yüzde 7,8’i isteğe bağlı gebelik sonlandırma hizmeti veriyordu. Mor Çatı’nın 2015’te İstanbul’daki 37 kamu hastanesinde yürüttüğü araştırmada ise bu hizmetin yalnızca üç hastanede sunulduğu belirlendi.
On iki kadın örgütünün 2016’da 12 ildeki 184 kamu hastanesini kapsayan çalışmasında da yalnızca dokuz hastanenin yasal süre içinde ve gerekçe istemeden işlem yaptığı saptandı. İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonunun Eylül 2026’da yayımladığı çalışma, aradan geçen yıllara rağmen erişim sorununun devam ettiğini ortaya koydu.
Hekimler; personel ve donanım yetersizliği, idari baskı, hukuki belirsizlik ve toplumsal baskının hizmetin sunulmasını zorlaştırdığını belirtiyor. Kamu kurumlarında hizmet alamayan kadınlar özel hastanelere yönelmek zorunda kalırken yüksek ücretler, gebelik sonlandırma hakkını ekonomik güce bağlı hâle getiriyor.
Güvenli olmayan yöntemlere yönelme riski
Kadın örgütleri, hizmete erişemeyen kadınların başka kentlere gitmek, yüksek özel hastane ücretlerini karşılamak veya internetten temin edilen belirsiz ilaçlara yönelmek zorunda kalabildiğine dikkat çekiyor. Bu durumun ciddi kanama, enfeksiyon ve iç organ yaralanmaları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtiliyor.
Dünya Sağlık Örgütüne göre dünyada her yıl yaklaşık 121 milyon istenmeyen gebelik meydana geliyor. Gebeliğin süresine uygun, önerilen bir yöntemle ve gerekli beceriye sahip sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen kürtaj güvenli bir sağlık hizmeti niteliği taşıyor. Nitelikli hizmete erişimin engellenmesi ise güvenli olmayan uygulamaların önünü açıyor.
Kadın örgütleri, 28 Eylül Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamalarda, yasal hakkın kâğıt üzerinde kalmaması için hizmetin kamu hastanelerinde ücretsiz ve erişilebilir biçimde sunulmasını istedi. Örgütler ayrıca ücretsiz doğum kontrol yöntemleri ile danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.












