Dersim Katliamının başlangıcı kabul edilen ve “Tunceli Tenkil Harekatı „olarak bilinen 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı’nın üzerinden 85 yıl geçti.
“Tertele”, bütün dillerde aynı sözcükle karşılanır: Kırım!
Dersimliler, Dersim’de yapılana o bölgenin en yaygın anadili olan Zazaca/Kırmanci’de, “Tertele” derler. Bunun, sadece Türkçe değil bütün dillerdeki karşılığı, “kırım” ya da “kırmak”tır. Ki Dersimlilerden iki “tertele” dinlersiniz: İlki, 1915’te tanık oldukları “Tertelê Hermeniu” (Ermeni Kırımı); diğeri, 1937-38’de bizzat yaşadıkları “Tertelê Kırmancu”dur. Yani Dersimlilere göre, olup biten, bir “soykırım” idi.
Devlet cephesi ise, “haydutluk ve eşkıyalık olaylarının bitirilerek ulusal egemenliğin sağlanması” diye tanımlamayı sürdürüyor yaptıklarını.
O yıllarda, dünya tekelci finans kapitalist sisteminin koçbaşı konumuna yerleşen ve Nazi faşizmiyle yönetilen Almanya’nın, İkinci Dünya Savaşı yıllarından baş sorumlusu olduğu “Yahudî Kırımı” (hatta baş ortağı olduğu Osmanlı’nın Ermeni Kırımı) konusunda aldığı tavır, mevcut sistemlerin diğer muktedirleri için de öğreticidir.
Artık anlaşılmalıdır ki mevcut Cumhuriyet idaresinin kapitalist ve burjuva niteliğini koruyan bir çerçevede kalarak az biraz “değerlenmesi” bile, tarihte yaşanan haksızlıkları teslim etmek ve gereğini yerine getirmekle mümkün olabilecektir.
4 Mayıs 1937 tarihinde TBMM’de Bakanlar Kurulu “Dersim Tenkil Kararları” adında özel bir kararname çıkarır. Bu kararname Dersim Tertelesi’nin resmi başlangıç tarihi olur.
Bu karar Dersim Tertelesi’nin resmî belgesi olarak kabul ediliyor. Bu kararla birlikte Dersim’e yönelik Türkiye Cumhuriyeti “Sel Harekâtı” başlatır. Dersim Katliamı, Kürdistan’ın tarih sayfasında en kanlı katliamlardan bir tanesi olarak yerini alır.
Resmi verilere göre; 13 bin 160 kişinin öldürüldüğü, 11 bin 818 kişinin sürgün edildiği Dersim Katliamı 1938’in sonuna kadar sürdü.
Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce insanın sürgün edildiği, yüzlerce köyün boşaltılıp yakıldığı, yüzlerce kız çocuğunun kaybedildiği katliamın sonunda Seyit Rıza ve oğlunun da aralarında olduğu Dersim’in önde gelen aşiret liderleri idam edilir. Ancak rakamların daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Türkiye’nin ilk kadın pilotu ve Dersim katliamında kilit rol oynayan Mustafa Kemal’in manevi kızı Sabiha Gökçen, bir röportajında “Dersim’i acımasızca bombaladım” diyerek şöyle devam etmişti:
“Çarpışma meydanında canlı hedef üzerine bomba atmak insana hiçbir acıma hissi vermiyor! İnsan yalnızca vazifesini görmek için aramayı, vurmayı düşünüyor.”
Yaşanan katliamın üzerinden 85 yıl geçmesine rağmen devlet Dersimlilerin taleplerini karşılamış değil. Dersimlilerin belli başlı talepleri şöyle:
-4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi / katliam günü olarak kabul edilsin!
-Arşivler Açılsın, devlet katliamla yüzleşsin!
-Dersim ismi iade edilsin!
-Dersim halkından özür dilensin!
-Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın!
-Anadilimiz Zazaca ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın!
-Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.







