Karabağ çatışması ve aktörleri

HomeDünya

Karabağ çatışması ve aktörleri

Dağlık Karabağ hafta sonundan beri ağır çatışmalara sahne oluyor. Bölge nedeniyle ihtilaf yaşayan Azerbaycan ve Ermenistan’da savaş hali ilan edildi. Türkiye’nin Azerbaycan’ı desteklemek için askeri birlik gönderdiği iddia ediliyor. Köşe yazarları bu çatışmada kimin hangi çıkarları olduğunu ve kimlerin Ermenistan’ın yanında yer alabileceğini tartışıyor.

Stalin’in uğursuz yeni düzeni

Bölgenin infilak etmesini önleyebilecek tek otorite Moskova, diyor Pravda:

“Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Dağlık Karabağ’ın binlerce yıllık tarihini öne sürerek, bu bölgenin Azerbaycan’a ait olduğunu söylüyor. Ama Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgenin bağımsız Ermenistan’a ait olduğunu ve halkın yüzde 95’inin Ermeni olduğunu unutuyor. Burası Stalin iktidarında Azerbaycan’a verilmişti… Dağlık Karabağ’da yaşayan insanlar savaşı takip eden onlarca yıl boyunca ciddi ayrımcılığa uğradı. 1988’de zirveye ulaşan sorundan önce Ermeniler birçok kez katliam yaşadı. Artık tarafları durduracak tek güç Rusya. Güney Kafkasya iyice ısındığında Moskova’nın ne yapacağı belli değil.”

 Brüksel’den medet um, Putin’e güven

Ermeni asıllı İtalyan yazar Antonia Arslan La Stampa’daki yazısında, Avrupa’nın Ermenileri yarı yolda bırakacağına dair endişelerini dile getiriyor:

“Bu bölgesel sorunda önemli rol oynayan ikinci bir faktör var: Erdoğan’nın jeopolitik nüfuzunu güçlendirmek için Türkler ile Azeriler arasındaki etnik ve kültürel yakınlığı kullandığı yeni Osmanlıcı hırsı. Bu arada Avrupa’nın sesini duymak iyi olurdu. Ama korkarım bu kez Avrupa çekimser kalacak: Eski kıtada yaşayan hangi insan Dağlık Karabağ uğruna ölmek ister ki? Kim 1939’da Gdansk için ölmek istedi ki, şimdi Hankendi için ölmek istesin? … Biz Ermeniler yalnızız. Günümüzde Türkiye’ye gerçekten karşı duran tek güç Rusya. Kalbimizle Brüksel’den yardım gelmesini bekliyor, ama aklımızla olsa olsa Putin’den destek gelebileceğini biliyoruz.”

Moskova kayıtsızca uzaklarda geziniyor

Radio Kommersant FM, Kremlin’in dış politikada yanlış yerde at oynattığını düşünüyor:

“Galiba sonunda Macron, Trump ve Merkel, Ermeniler ile Azerileri barıştırmak zorunda kalacak. Bizse beş yıldır Suriye’de savaşıyoruz, Libya’ya müdahiliz ve Venezuela’da Maduro’yu destekliyoruz. Hatta Erivan ve Bakü’ye karşı belli bir sinirli küskünlük bile hissediliyor: İki ülke son zamanlarda fazla bağımsızlaştı, o halde kendi başlarının çaresine baksınlar. Doğru bir tavır değil bu. En azından bir öneride bulunmak lazım, Karabağ için bir konferans çağrısı yapılabilir belki. Uzun müzakereler her zaman savaştan daha iyidir.”

 İki ülkenin seçkinleri kârlı çıktı

Frankfurter Allgemeine Zeitung’a göre, iki ülkede de derin bir değişim olmadan sorunun çözümü neredeyse imkansız:

“İki ülkenin halkları otuz yılı aşan bir süredir devam eden hesaplaşmadan bunalmış durumda: Ermeniler 1991-1994 savaşında elde ettikleri başarıları, 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan soykırımdaki gibi savunmasız kurbanlar olmadıklarının kanıtı olarak görüyor; Azerbaycan’da ise, Ermenilerin Karabağ çevresinde işgal ettiği bölgelerden sürülen birkaç yüz bin insan intikam arzusuyla dolu. İki tarafın yolsuzluklara bulanmış seçkinleri bu duyguyu alevlendiriyor, zira düşmana karşı ulusal birlik gerekliliği onları meşru kılıyor.”

Bakü, Türklerin ihtiraslarının maşası

Kremlin’e yakın duran internet gazetesi Vzglyad, çatışmanın arkasında yatan asıl aktörün Türkiye olduğu görüşünde:

“Bir pazar sabahı, miğferlerinin üzerinde ‘basın’ ibaresi bulunan Türk gazeteciler barış içinde Kafkaslarda dolaşırken aniden saldırıya maruz kalıyor. Haber ajanslarına düşen bilgi bu. … Bunun sonucunda Batı’daki ilk flaş haberler Türkiye’nin bu konudaki görüşlerini yansıtıyor. Çünkü ortada başka bir tablo ve yorum yok şimdilik. Asıl mesele de tam olarak bu zaten: Çatışma Ermenistan ile Azerbaycan arasında değil, Türkiye ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanıyor. Burada Azerbaycan yardımcı rolü üstlenmiş ve fiiliyatta Türkiye yönetiminin bölgede hakimiyet kurmak için kullandığı bir araca dönüşmüş durumda.”

 Korona düşmanlıkları kızıştırıyor

Sorunun tırmanmasında Korona krizi de rol oynayabilir, diyor Magyar Hang:

“Ekonomik durum bozulunca hem Ermenistan’da hem de Azerbaycan’da iç gerilim arttı. Bu durumda – özellikle Ermenistan- Dağlık Karabağ sorununu ön plana çıkararak, dikkatleri buraya çekmeyi düşünmüş olabilir. Üstelik Nikol Paşinyan Dağlık Karabağ’dan olmayan ilk hükümet başkanı olarak Bakü’nun baskısına boyun eğmediğini iki kat fazla göstermek zorunda. Uzun zamandır rövanşa hazırlanan Azerbaycan ise, uluslararası platformdaki güvensiz ortamı bir saldırı için elverişli bulmuş olabilir.”

 Ermenilerin eli daha kötü

Gazeteci Aleksandr Demtşenko lb.ua’daki yazısında, bu çatışmada Ermenistan’ın müttefiki yok, diyor:

“Erivan başkanlık seçimleri öncesinde ABD için önemsiz. … Ama Moskova’da da rahatsızlık var. … Paşinyan hükümeti Moskova’nın affetmeyeceği bir hata yaptı. … Ermenistan başbakanı Kremlin’den Kolektif Güvenlik Antlaşmasını Örgütü (KGAÖ) şartlarını uygulamasını [ve Ermenistan’ı desteklemesini], Bakü’ye karşı Erivan’ın yanında yer almasını istemişti. Rusya bunu reddedince Paşinyan KGAÖ Genel Sekreteri Yuri Haçaturov’u hapse attı. … Ve sadece birkaç gün önce başbakanın en büyük rakibi olan ve açıkça Rusya taraftarlığı yapan milyoner siyasetçi Gagik Zarukyan tutuklandı.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments