Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

“KASABANIN DEVRİMİ*” ya da OY BULANCAK BULANCAK

Naim Kandemir by Naim Kandemir
13/11/2025
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
“KASABANIN DEVRİMİ*” ya da OY BULANCAK BULANCAK
0
SHARES
1.1k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Oy Bulancak Bulancak

Bu işler ne olacak?”**

 

Nuri Ödemiş’le yapılan nehir söyleşinin kitaplaştırılmış hâli Kasabanın Devrimi. Notabene Yayınları’ndan yakın zamanda çıktı. Bu yazım bir kitap değerlendirme yazısı olmayacak elbette.

Kitap bir çırpıda okunuyor, akıcı. Kitabı okuyup bitirince ilk aklıma gelen Muzaffer İlkar’ın bestesi olan Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin, şarkısı oldu. Toplum hayatında 45 yıl çok değil ama insan yaşamında genellikle ömrün yarıdan fazlası bir süre. 45 yılın sonunda aslında küllenen bir şey yok bazı yüreklerde. Sadece yaş almanın verdiği yavaşlık oluyor. Hele hafıza yerinde duruyorsa… Bu kitabın hatırlattıklarından biri de bu oldu bana.

***

Yazar, yetmişlerin ortasından 12 Eylül darbesine dek küçük nüfuslu bir Karadeniz sahil kasabasında devrimcilerin yaşadıklarını anlatıyor kitapta. Aslında anlattığı o yıllardaki minyatür bir Türkiye. Bulancak’ın o yıllarda özgünlüğü, kasabada neredeyse damızlık faşist bulmak zor olması. Herkes devrimci ve üstelik bu devrimcilerde şeytan tüyü var ki köylüyü, esnafı, ev kadınlarını, fındık üreticilerini, işçileri peşlerine takmışlar. Tabii bu peşine takma bazı salon solcularının sandığı gibi iki ajitasyon çekmekle olmamış. O yıllarda da halk gördüğüne inanan bir halk. Sen halkı mücadeleye katmaya çalışıyorsun ama o da seni izliyor, değerlendiriyor, dediği yaptığıyla bir mi diye sınıyor da.

Bulancak’ta 12 Eylül öncesi mücadelede başı çekenler ve mücadelede yer alanlar muhayyer devrimciler; dedikleriyle yaptıkları bir ki ufacık kasabanın adı ülkede Küçük Moskova’ya çıkmış! Okuduklarımdan anlaşılıyor, mücadeleyi sürükleyen öncüler, sol örgütlerin hizmet içi eğitimlerinden pek geçmemişler esas olarak. Onlar, sahip oldukları taşranın temiz ahlakıyla, âdeta el yordamıyla, deneme-yanılma yoluyla ve ikbal-istikbâl muhasebesi yapmadan girmişler işin içine. Dahil oldukları örgütün de canına minnet(!) bir hâl de olmuş ki yerelde yapılanların çoğuna kendileri karar verip yol-yöntemlerini seçmişler ve sonuçlarına da katlanmışlar sonrasında.

Bu pencereden baktığımızda büyük resmi de görüyoruz. Bulancak’taki örgütlenmeyi ve eylemliliği uhdesinde bulunduran örgütün de ülke çapındaki hâli kervan yolda düzülür anlayışına sahip olduğunu gösteriyor. Sanki sol yapıların başlangıçtan beri temel derdi Türkiye’ye uygun yol, ülkenin imkânları vb.leri değil de asıl dert hepsinde;  hele bizim bahçenin çitlerini çakıp, muhkemleştirelim de gerisi gelir nasıl olsa olmuş!

***

Politik anı kitaplarının çoğunda, dahil olunan dönemde daha çok yapılanlar anlatılır. Biz niye yenildik ve yapılamayanlar nelerdi ve bunların ne kadarı yenilgiye sebep oldu? Bunların cevabının verilmesinden kaçınıldıkça geriye tek soru kalıyor yenilgi konusunda: Bize nazar mı değdi?

Kitapta bir örgütün şubesi üzerinden anlatılanlara bakıp bu ve benzer hâlleri ülke sosyalist hareketinin tümüne teşmil edersek; ülkede sosyalist hareketlerin ülkeyi bir laboratuvar olarak görüp; ülkenin, toplumun imkânlarını, sorunlarını, ihtiyaçlarını belirleyip, analiz edip; bu imkânlarla ve örgütün imkânlarıyla, saptanan sorunları çözme önerilerinin tespiti derdine düşülmeyip ve bunun halka hangi araç ve yöntemlerle anlatılarak, bu meyanda halkın bu doğrultuda nasıl örgütleneceği düşünülmeden, bir nevi ’74 Affı’ndan sonra yakın arkadaşların âdeta kafadarlık temelinde bir araya gelip; hele bir oluşum kurup güçlenelim gerisini sonra düşünürüz tavrı içinde oldukları, ’80 darbesine dek bu hareketlerin seyrüseferlerinden anlaşılıyor.

***

Kitapta 70’lerin Bulancak’ını çeşitli yönleriyle buluyoruz. Anlatıcı-yazar gözlemleri ve hafızası sayesinde mazideki Bulancak’ı o kelimelerle, cümlelerle bugüne taşıyor. Bulancak’ın o zamanki resmi böylelikle kelimelerle, cümlelerle çizilmiş oluyor.

Bulancak, yakın il ve ilçeler için desteğe gidecek devrimci bir hazır kıta görevi de görüyor o yıllarda. İsviçre Çakısı gibi bir kasaba!

Kitapta anlatılanlar aslında bir bakıma da Nuri Ödemiş’in sesiyle eski Bulancak için bir ağıt da. Güzele, güzel olup da yitirilene yakılan ağıt insanın böğrünü deler. Hele bugünkü zamandan o yıllara baktığımızda, toplum olarak bugün kendi ağıdımızı yakmalıyız…

O yıllarda egemen güçler 12 Eylül’de çaldıkları düdükle iyiye, güzele ve bunları yaratanlara saldırdılar ama o insanlar o saldırılara hazırlardı ve çoğu bu saldırılarda aldıkları hasarı tamir etti. Toplum bugün ise topyekün 12 Eylül’den daha vahşi bir saldırı altında. Toplum ruhen -zamana yayılarak- lime lime edilmekte. Buradan çıkışı bulacaksa yine tüm eksikliklerine, yanlışlarına rağmen ülkesini, halkını seven devrimci, demokrat insanlar bulacak. Kropotkin’in dediği gibi, Bir insanın acısını azaltmak, dünyadaki acıyı azaltmaktır. Işık buradadır.

***

Kitapta geçmişe bir ağıt olduğu kadar, o zamanki arkadaşlıklara da güçlü bir güzelleme var. Onlar yolu kendileri açıp yürüyen gençlerdi. Aslında o dönemde Bulancak’taki örgütlenme doğaçlama bir örgütlenme olmuş. Doğaçlama ama iz bırakan bir doğaçlama ki yarım asır sonra sonra bile gurur veriyor insana.

O zamanki Bulancak’ta verilen mücadeleyle yereldeki devrimcilerin birçok örnekte olduğu gibi kendi yaratıcılıkları temelinde, bağlı oldukları hareket adına çeşitli çalışmalar yürütmüş oldukları görülüyor. Bu görülürken şu da görülüyor tabii: İlgili hareketin merkezinin ülke çapında kapsayıcı bir organizasyon konusunda çok da başarılı olamadığı. Bulancak’taki devrimciler merkezi yapının zayıflığından dolayı kendilerinin yönlendirilmekte atıl kalınmasına rağmen yan gelip yatmamışlar ve yaratıcılıklarını zorlayarak, içtenlikle mücadeleyi sürdürmüşler.

Bu kitapta anlatılan Bulancak’taki mücadeleden diğer bir anladığım da; eğer bir örgütün başında, merkezinde yer alanlar, o ülkedeki genel mücadelenin teorik ve pratik ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte değillerse, verilen emekler heder olur nihayetinde. Treni raylarda götüren lokomotiftir!

Bu nedenle bu kitapta okuduklarından insan bir yanıyla gururlanıp, mutlu olurken, diğer yandan da hüzünleniyor. Tabii o zamanki gençler gibi bizler de bu değerlendirmeyi o zaman yapamazdık. O günkü tecrübemizle gidişatın sonunda  ve öyle bir lokomotifin işi nereye vardıracağına dair olumsuz bir kanaat getiremezdik. Ancak, yenilgilerin bir yanı da kaybedenleri olgunlaştırıp, siyasi çakralarını açmasıdır. Yani bugün bir siyasi harekete önder olmaya soyunmak eskisi kadar kolay olmayacaktır! Bu işin de nitelikleri yükselmiştir.

Kitapta yazar diyor ki, Devrim, bir tür sihirli değnek gibi bir şeydi bizlerin gözünde. O günkü koşullarda ve gelinen noktada bu fantezi de değildi aslında. ’71 Muhtırası  öncesi dönemin Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın, Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı, demesi gibi aynı şekilde ’80 öncesi ülkedeki politik mücadele de alanda inisiyatif alan politik hareketlerin liderlerini aşmıştı. İşte, önder addedilen kadroların bu yetersizliği yüzünden ülkede halkın ayağına kadar gelen kısmet tepildi! Ülkede politik mücadelede çok önemli bir moment kaçırıldı.

***

Kitapta beni en çok karaborsacılıkla mücadele bölümü etkiledi. Halkı mücadeleye kazanmada o günkü Bulancak gerçeğinde bir nevi damardan bir mücadele ile karaborsacılığa karşı sonuç alıcı bir eylemliliğe girilmiş.

Bulancak’ta karaborsacıların depoları basılırken tarih 77-79 yılları arası ama bugünkü dijital teknoloji olmasa da devrimci gençler burada da yaratıcılıklarını göstermişler. Bir karaborsacının deposunu basınca genç devrimciler deponun sahibi karaborsacı silahıyla ateş etmeye başlıyor. Gençler de hazırlıklı olduğundan onlar da aynı şekilde anında cevap veriyorlar. Ama gençlerin tarafında hazırlıklı olan biri daha var. Kasabada fotoğrafçılık işi yapan bir arkadaşları olay mahallinde hazır ve şak şak diye bu çatışmanın sahnelerini flaşlı makinasıyla ölümsüzleştiriyor! Gözünü budaktan sakınmayan arkadaşlarını silahını ateşlerken de çekiyor profesyonelliğiyle. Tabii neye niyet neye kısmet! 12 Eylül’den sonra operasyonlarda ele geçen bu fotoğraflar gençlerin yargılandıkları dosyalara delil olarak koyuluyor!

***

Kasabanın Devrimi’ni okurken bir nevi Bulancak’ta politik bir dönem filmi izliyorum hissine kapıldım.

Bulancak’ta devrimcilerin halkın neredeyse tüm kesimlerini örgütlemede başarılı olmalarının sebebi esasında halkın sorunlarını halk çocukları olarak görüp bu mücadeleye doğru damardan girmiş olmalarıdır.

Bugünün sol mücadelesi basın açıklamalarına ve sosyal medya mecralarında feveran etmeye indirgenmiş durumda. Bir hatırlanması lâzım, bu ülkenin yakın geçmişinde gençler el yordamıyla bile halkın gönlünü çelen ne güzel işler yapmışlar. İnanın halk hâlen gördüğüne inanıyor! Ki o yıllarda Bulancak’lı gençlerin el attığı halkın sorunlarından bin beteri var bugün ülkede.

Öyle büyük analizlere, sözlere gerek yok; yazalım alt alta halkın can yakan sorunlarını; işte al sana asgari program! O program için yola çıkmaya bu kadar sol partiye, oluşuma hiç gerek yok. TÖB-DER’in zamanında yaptığı gibi(dernek olduğu hâlde öğretmen hareketini ayağa kaldırması, fiilen sendika gibi hareket etmesi), Kıvılcımlı’nın zamanında hayata geçirdiği İşsizlik ve Pahalılıkla Mücadele Derneği(İPSD) gibi bir oluşumla bile el atılabilir, omuz verilebilir halkın ivedi dertlerine. Yeter ki gönül istesin, niyet olsun. Kimsenin yeri de dar değil; koca bir ülke, koca bir halk!

Yazının sonunda Notabene Yayınları’nı da kutlamak isterim. Geçmişin o kibirli, hastalıklı siyaset gözlüklerini çıkarıp attıkları ve bu tür mücadele örneklerini bizden değil diye ayırım yapmadan yayınlayıp okurlara sundukları için.

 

*Kasabanın Devrimi, Nuri Ödemiş, Notabene Yayınları, 2025
** Kadir Üstündağ’ın derlediği Dere Boyu Kavaklar isimli türküden.

 

Tags: bulancakkasabanın devrimiNaim KandemirNotaBene Yayınları
Previous Post

İBB iddianamesi 237 gün sonra açıklandı: İmamoğlu’na 2.430 yıla kadar hapis istemi

Next Post

İslamabad’da adliye önünde intihar saldırısı: 12 ölü, 27 yaralı

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

ANILARA KEFİL
Günlerden Sızan

ANILARA KEFİL

17/08/2026
TERZİ HASAN
Günlerden Sızan

TERZİ HASAN

31/07/2026
ARASTANIN GÜLLERİ-1
Günlerden Sızan

ARASTANIN GÜLLERİ-1

24/07/2026
SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ
Günlerden Sızan

SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ

13/07/2026
NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK
Günlerden Sızan

NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK

06/07/2026
İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL
Günlerden Sızan

İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL

03/07/2026
Next Post
İslamabad’da adliye önünde intihar saldırısı: 12 ölü, 27 yaralı

İslamabad’da adliye önünde intihar saldırısı: 12 ölü, 27 yaralı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

by Mustafa Kumanova
19/08/2026
0

Hepimiz milliyetçiliğin görünmez duvarları tarafından tecrit edilenleriz. Tüm gericilerin ortak kanaati, "insanlar kendi başlarına hareket edemezler, bu yüzden de bir...

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

by Sonhaber
19/08/2026
0

Çatışma bölgelerinde sivillere yardım ulaştırmaya çalışan görevlilere yönelik saldırılar 2025’te kayıtlardaki en yüksek seviyeye çıktı. Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na...

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

by Sarya Özgür
19/08/2026
0

Sevgili okurlar, merhaba. Bu hafta biraz Kürt müziğinin hayatımızdaki yerinden, biraz da müziğin taşıdığı hafızadan söz etmek istiyorum. Çünkü bizim...

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

by Sonhaber
19/08/2026
0

İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. Suriye devlet televizyonunun askerî kaynaklara dayandırdığı bilgilere...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik