Tam bu hafta iyi şeylerden söz edeyim, insanlar zaten umutsuz, bıkkın, yorgun diyorum önüme neler çıkmıyor ki? En tazesi 1 Mayıs’ta yaşananlar. Yurt genelinde dört yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Bunların 372’si serbest bırakıldı. Gözaltına almalar sırasında polis şiddetine fazlasıyla tanık olduk yine. Buna rağmen hak, adalet, hukuk yolunda ilerlemekten vazgeçilmeyeceğini de gördük.
Yine de kararlıyım iyi şeylerden, iyilikten söz etmeye. Buna ihtiyacımız var.
Arkadaşlarla bir kafede oturuyorduk. Yağacak dendiyse de yağmurun yağmaya niyeti yoktu. Etraf kalabalıktı. Masamız ayakaltı yerdeydi. Gelip geçenler, çocuklar, gençler… Hemen önümüzde bir adamın yere eğildiğini, doğrulurken de elindekini arkadaşına gösterdiğini fark ettim. Para bulduğunu anladım. Renge bakılırsa iki yüz lira. Adamlar birbirine sokuldu, etrafa bakınıp parayı ne yapacaklarını konuştular. Aslında parayı değil, paraları. Adamı para sayarken gördüm.
Bizimkilere adam para buldu, dedim. Bakışlarımızı onlara yönelttik. Adamlar yürüyüp uzaklaştılar. Biz sohbete devam ettik. Bir süre sonra geri geldiler. Etrafa arayan gözlerle baktılar. Paranın sahibini aradıkları belliydi. Aşağı yukarı yürüdüler. Arayıp soran bulamadılar.
Gözüm üstlerinde olduğundan merakla bekledim. Parayı alıp gitseler giderlerdi ama demek ki iyi insanlardı. Bir ara göz göze geldik. O zaman seslendim: “Sanırım para buldunuz.” Adamlar rahatlamış gibi yanımıza geldiler.
Parayı bulan, “Birisi düşürmüş, bakındık ama sahibini bulamadık. Size verelim. Oturduğunuz süre içinde kimse gelmezse siz de kafeye bırakırsınız.” deyip parayı uzattı. Herkesin önünde parayı alıp saydım, 900 liraydı. Adam teşekkür edip gitti.
Biz parayla kalakaldık. Kim bilir kimin parası? 900 lira az değil, düşürenin canı yanar. Ya gelen olmazsa parayı kime bırakırız, bıraksak gelenin aklına parayı kafeye sormak gelir mi? Nereden gelsin? Burada düşürdüğünü ne bilecek? Sorular, sorular…
Çocukken para bulanın olur deyip sokakta bulduğumuz parayı alıp bakkala koşar, paranın gücü kadar bir şeyler alırdık. Bulduğumuz para anca bozukluklardı, şimdiyse 900 lira. Bu miktar kime çok gelir, kime az bilinmez ama biz çok gelenin tarafında olduğumuzdan para bize dert oldu. Bir yandan da düşünüyoruz milletin milyon dolarını hüpletenler nasıl rahat uyuyor? Daha yeni, bir daire başkanının evinden 26 kilo altın, 2 milyon dolar çıktı. Hesabı sorulmadı. Sorulmayan nice hesap gibi. Yalnız ne demişti necip halkımız? “Çalıyor ama yapıyor.”
Neyse biz 900 liranın derdine düşmüşken baktım genç bir kız gözleri yerde dolanıyor. Bir şey mi arıyorsunuz diye seslendim. Hemen masaya yanaştı. “İşten çıkıp bankamatikten para çekmiştim. Cebimden düşürmüşüm parayı.” dedi ağlamaklı. Parayı uzattım. O andaki mutluluğu görülmeye değerdi. Teşekkür ede ede gitti.
Üzerimizden paranın yükü kalkınca rahatladık. Günümüz güzel geçti.












