Kaybetmek, kazanmak ve aşk

HomeManşet Haberler

Kaybetmek, kazanmak ve aşk

Mazlum Çetinkaya

kaybetmek ve kazanmak, hayatımın en kötü iki kavramı oldu hep. ve gereksiz iki kavram. sadece dünyaya ait iki kavram; dünyaya, şirketlere, mülkiyete ve çıkar ilişkilerine ait iki kavram…

aşk’ta kaybetmek veya kazanmak diye bir şey yoktur. eğer aşk’ta kazanmak ve kaybetmek çabası varsa o aşk bir hesap kitap işidir, bir şirket yatırımıdır…

aşk’ta “şirk” vardır ama aşk şirket değildir.

aşk’ta his vardır ama aşk hisse senedi değildir.

yeryüzünde koşanların işidir kazanmak ve kaybetmek. ve bir tür istiladır aslında kazanmak veya kaybetmek.

en çok da “iş adamlarının yeni kavramsal karşılığı olarak iş insanlarının” “politikacıların” kısacası hırs sahibi akıllı insanların işidir kazanmak ve kaybetmek.

kazanmak ve kaybetmek bir yarış biçimidir. aşk ve sevgi ise bir yarış türü değildir.

aşk, insanın kendi iç derinliğine düştüğü bir yağış türüdür. kendi içine yağanlar bilir!

bir tek aşk büyük harflerle yazılmalı aslında çünkü büyük olan odur, büyük olan aşktır.

kazanmak veya kaybetmek bir esnaf tabelasıdır. ticarete başlayan birinin ilk iş olarak vergi levhasının yanına astığı sahte bir fotoğraftır, kimi fotoğraflar peşini, kimi veresiyeyi, kimi kredi kartlarını ve kimisi de başka başka şeyleri sembolize eder.

aşkın asılacak bir fotoğrafı henüz çekilmemiştir, iç yağışların tomografik halini bile henüz çekemedi tıp, geri kaldı bu konuda, ki sosyoloji de.

yatakbilimsel bir açıklaması da yoktur aşkın.

amasız kolların, amasız seslerin, amasız gözlerin, amasız ellerin apaçık beklediği bir duygu hâlidir aşk.

hayatta hep kaybedenler vardır, bu kaybedenler de kazanmak için koşanlardır aslında. hep büyük düşünürler, dünyevi düşünürler, akıllarıyla, cepleriyle, güçleriyle düşünürler ve sonunda kaybederler kazanacaklarını bekleyenler olur hep.

oysa büyük düşünmek aşkın çeperinde hiç yer almaz. aşk büyük bir barajın, milyonlarca metre küp suyun küçücük bir damla su ile yıkılabileceğine inanır. milyonlarca metre küp suyun bir damla ile taşması ve o barajın büyük bir felakete, büyük bir sele dönüşmesidir aşk. barajlar umurunda değildir aşkın…

aşk küçücük bir kıvılcımdır, düşmeye görsün bir kere, baştan sona bir koca ormanı yakar yok eder, kül eder koca ormanı acımadan. işte insanın o içine düşen, o iç yangınına dönüşen kıvılcımın, yağışın, iç ağlayışın adıdır aşk.

kaybetmek ve kazanmak hesabı olanların içlerinde ve derinliklerinde böyle bir yangının çıkması imkânsızdır, değil bir kıvılcım bir tankı patlatsan bile yangın oluşmaz onların içlerinde, ağrımaz onların göğüs kafesleri…

kazanmak ve kaybetmek ilgili hesabı olanların dudaklarında soluk bir yalnızlık yoktur, elleri üşümez onların, kendi içlerine akmazlar, akmayı bilmezler.

kazanmak ve kaybetmek, durmadan bir yere set çekmektir, örgütlemektir, gücü, mülkiyeti, ekonomiyi, cüzdanı, toplumu…

aşk “setlerden” oluşmaz, gitmekten ve kalmaktan oluşur, kalbin akla teslim olmama hâlidir aşk, direnme hâlidir, kendi iç özgürlüğünde ve kendi iç yağışındaki direnme hâlidir.

aşk’ın sayılarla işi olmaz, sayanlarla da, yolu hep yokuştur aşkın, o yokuştaki küçücük bir nefes bile bir başkadır, kaybetmekten niye korksun ki aşka sarılanlar. çünkü onların dünyaya ait kaybedecek hiç bir şeyleri yoktur.

 

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments