Salı, Ocak 13, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekoloji

Kaza mı, Cinayet mi, Yıkım mı, Kırım mı? İliç’e Bak Anlarsın…

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
18/02/2024
in Ekoloji, Ekonomi, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Kaza mı, Cinayet mi, Yıkım mı, Kırım mı? İliç’e Bak Anlarsın…
0
SHARES
480
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Fikret BAŞKAYA

“Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
akar suyun
meyve çağında ağacın
serpilip gelişen hayatın düşmanı
…….
çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına”
                                 Nazım Hikmet

 

“ Çünkü insanoğlunun hiçbir icadı para kadar kötülük saçıcı değildir. Ülkeleri harap ve yerle bir eden odur; dessaslığı öğreterek mertliği bozar ve böylece asil ruhları fenalığın iğrenç yoluna saptırır. İnsanları her türlü hileye başvurdurur ve onlara her günahı işletir”.

Sofokles (Antigone)

 

[Yabancı] Kapitalistler yüzyıllar boyu azgelişmiş dünya’da  suç işlemekten başka  iş yapmadılar”.

Frantz Fanon

 

Büyüme, kalkınma, ilerleme adına doğa utanmazca yağmalanıyor, talan ediliyor. Su, toprak, hava kirleniyor, insanlar canlı canlı toprağa gömülüyor. Havanın, suyun ve toprağın kirlendiği bir dünya ne demektir? Dinci iktidar etik değerlere külliyen yabancılaşmış, iktidar medyası yalanın ve yok saymanın hizmetinde, medyadan başka her şeye benziyor… Oysa gazeteci namussuz olamaz, namussuzsa gazeteci değildir…

İyi de bütün bu saçmalığın ve kepazeliğin gerisinde ne var? Lânet olası kapitalizm var ama onu ağzına alan pek yok… Kapitalizm ‘insanlığın normal hali’ sayıldığı için… Kapitalizm etik değerlere külliyen yabancılaşmış bir sistemdir… Kapitalist, işçiyi ‘insan olarak görmez’ ve öyle muamele etmez… Onu üretim sürecine dahil olan makine, hammadde, ara malı, enerji gibi üretim girdilerinden biri sayar… Gerekli gördüğünde kullanır, gereksiz saydığında işine son verir… İşçi (proleter) üretmek ve yaşamak için gerekli araçlardan mahrum edilmiş durumdadır. Emeğini kapitalistlere satmadığı zaman aç ve çaresizdir… Aslında işçiler tüm kapitalistlerin ortak kölesidir… Bu, işçinin Klasik Dönemin kölesinden farkını oluşturur… Klasik dönemde köle sahibi efendi, kölenin akıbetine kayıtsız kalamaz, açlıktan ölmesine izin vermez. Aksi halde para verip yenisini satın almak zorundadır… Kapitalistler için o tür kaygılar söz konusu değildir… Zira her an emeğini satmaya hazır milyonlar sırada beklemektedir…

Şimdilerde Türkiye tam bir ‘savaş artığı’ manzarası arz ediyor… Sıradanlaşmış işçi katliamı, kadın katliamı, yangınlar, trafik kazaları, su baskınları, batan gemiler, cinayetler, çöken evler, türlü türlü skandallar… Kazasız belasız bir gün geçmiyor… Her seferinde ‘bu kadarı da olmaz’ deniyor ama daha beteriyle yüzleşiliyor…

İş kazası denilen cinayetlere, kırıma gelirsek, iş güvenliğini belirleyen doğrudan sınıfsal güç dengelerinin düzeyidir… Eğer işçi sınıfı örgütlü, bilinçli ve mücadele yeteneği, dolayısıyla pazarlık gücü yüksekse, iş güvenliği denilenin de bir önemi ve değeri olabilir… İş güvenliği ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yapılan harcamalar kâr oranını ve miktarını küçültür…

Bunun tersi de aynı derecede geçerlidir. İş güvenliği, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yapılan harcamalar ne kadar küçükse, kâr da o kadar büyüktür… Dolayısıyla ‘iş kazası’ denilen  aslında taammüden işlenen işçi cinayetlerini sözünü ettiğimiz bu bağlamda anlamak gerekir.

Türkiye’de işçi kırımının bu kadar büyük olmasının asıl nedeni, işçi sınıfının örgütsüz, bilinçsiz, dolayısıyla mücadele yeteneğinin yerlerde sürünüyor olmasındandır… Kapitalistler ve kapitalist devlet üzerinde bir basınç oluşturma yeteneğinden yoksun olmasındandır… İşçi sınıfının çok küçük bir bölümü örgütlü. Sendikalı işçi sayısı sembolik boyutlarda … Mevcut sendikaların da kahir ekseriyeti sendikaya benzemiyor… Aslında devletin ve sermayenin örgütleri… TÜRK-İŞ’e bak anlarsın denecektir… TÜRK-İŞ Konfederasyonu’nun bir devlet kurumundan ne farkı var?  Söz konusu olan misyonuna ve varlık nedenine külliyen yabancılaşmış bir örgüt değil mi? Ekseri gözden kaçan bir şey var: Bu yozlaşmış örgütlerin yöneticileri aslında işçi sınıfına değil, burjuva sınıfına dahildir… İşçi aidatlarını istedikleri gibi harcıyorlar… Gerçek sendika (işçi örgütü) sayılanlar devede kulak bile değil…

Fakat AKP’li dönemde işçi kırımının skandal boyutlara çıkmasının ilave bir nedeni daha var: Zira, AKP döneminin devlet bildik devlet değil… Devlet de bir şirket gibi işliyor, daha doğrusu işlemiyor… Hiçbir asgari kural, ilke, etik değer söz konusu değil… Türkiye’deki rejimi tanımlamak için yeni bir kavram peydahlamak gerekiyor…

Kapitalizm insana ve doğaya zarar vermeden, yol alamaz… Şimdilerde doğa kırımının skandal boyutlara ulaşması, kapitalizmin içinde bulunduğu konjonktürle doğrudan ilgili… Artık kapitalizm geleneksel alanlarda yeteri kadar yeni değer, fazla değer, artı değer yaratamıyor… Çareyi doğa yağma ve talanını derinleştirmekte buluyor…Doğa yağma ve talanı da bütçeyi, hazineyi ve müştereklerin yağma ve talanıyla mümkün oluyor… İşçi ücretlerinin, emekli aylıklarının yerlerde sürünmesi, sözünü ettiğim yağma ve talanın sonucu… Son yirmi-otuz yılda sermayenin yöneldiği alanlara bak anlarsın denecektir… Türkiye tam bir betonistan  görüntüsü  veriyor… Atılan her adımda doğa yok ediliyor ve insanların çoğunluğunun olup-bitenden haberi bile yok!.. Bu saçmalık, bu kepazelik de büyüme/kalkınma adına “meşrulaştırılıyor-kabullendiriliyor”… Birileri de çıkıp, şu lânet olası büyümenin (GSYH artışı) ne olduğu, ne  pahasına gerçekleştiğini sorun etmiyor… Eğer tevatür edildiği gibi ekonomik büyümeyle toplumsal refah arasında doğru yönde bir ilişki olsaydı, bugün insanlar bolluk denizinde yüzüyor olurdu…

Türkiye’de işçi kırımı vahşi kapitalizm çağının manzarasını çağrıştırıyor… Aynı bundan 166 yıl önce Marx’ın Kapital’in birinci cildinde yazdığı gibi… “1865 yılında Büyük Britanya’da  3217 kömür madeni  12 müfettiş vardı.  Yorkshire‘lı  maden sahibinin  yaptığı hesaba göre  (Times”, 26  ocak 1867), müfettişlerin bütün zamanını yutan  büro işlerini bir yana bıraktığımızda, her maden ancak  10 yılda bir kere  incelenebilirdi.

Son yıllarda (Özellikle de 1866 ve 1867 yıllarında) patlama ve kazaların gerçek sayısı  büyüklük açısından (bazı hallerde  ölen işçi sayısı  200-300’ü buluyor.) gittikçe artmakta olmaları , hiç de şaşılacak  bir şey değildir. “Serbest” kapitalist üretimin güzellikleridir. bunlar!”

Velhasıl neden söz ettiğini bilmek, şeyleri adıyla çağırmak önemlidir denecektir…

 

 

 

 

 

Tags: doğa katliamıFikret Başkayaiş cinayetlerikapitalizmörgütlenmesendikalaşma
Previous Post

“Dünya Anadili Günü’nde Süryanicenin Dünü ve Bugünü” Paneli

Next Post

Havada

Next Post
Havada

Havada

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

İSYAN VE KARŞI DEVRİM KISKACINDA: BİR RUBİK KÜPÜ OLARAK İRAN
Manşet Haberler

İSYAN VE KARŞI DEVRİM KISKACINDA: BİR RUBİK KÜPÜ OLARAK İRAN

13/01/2026
CHP kurultayı davasında ikinci duruşma görüldü: 12 sanık yeniden hâkim karşısında
Manşet Haberler

CHP kurultayı davasında ikinci duruşma görüldü: 12 sanık yeniden hâkim karşısında

13/01/2026
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ameliyata alındı
Manşet Haberler

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ameliyata alındı

13/01/2026
KALBİN İSTİAP HADDİ
Günlerden Sızan

KALBİN İSTİAP HADDİ

13/01/2026
Bebek Otel tartışması sürüyor: Yürütmeyi durdurma kararının kaldırıldığı iddia edildi
Manşet Haberler

Bebek Otel tartışması sürüyor: Yürütmeyi durdurma kararının kaldırıldığı iddia edildi

13/01/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik