Naim Kandemir
28.02.2024
“Bir kitle hareketini başı boş bırakırsanız, ya faşizme kaçar ya da sola! Tabii, burada önemli olan faşizmin mi, solun mu örgütleme-örgütlenme gücünün belirleyici olacağıdır.”
***
Kitaplığı düzeltirken, kitap yere düşünce onu aldım ve içini karıştırmaya başladım. Elimden bırakamadım ve oturdum geçen yıl okurken altını çizdiğim yerleri tekrar okumaya. Neredeyse kitabın yarıya yakınının altını çizmişim önemseyip. Şimdi oturup kitaptaki altı çizili yerlerden uzun uzun buraya alıntı yapacak değilim. Ama kitap okumasına güvendiğim birkaç arkadaşıma bu kitabı önermiştim. Kitabın adı: Kesin İnançlılar.
***
Kitabın içindeki fikirler çok değerli, yazarının hayatı da insanı hayrete düşürüp bravo! çektiriyor.
Kitabın yazarı Eric Hoffer 1902 doğumlu. Alman İmparatorluğu içindeki Alsace’tan ABD’ye göçen Alman Yahudisi bir ailenin tek çocuğu. 5 yaşında annesini kaybedip, 7 yaşında kör oluyor. 15 yaşında tekrar görmeye başlayınca, bu kez tekrar kör olma korkusuyla tüm açgözlülüğüyle kitap oburu oluyor. 1920’de babası ölünce Kaliforniya’ya gidip 23 yıl ayak işlerinde; işportada meyve satıcılığı, tarlalarda ırgatlık ve hamallık yapıyor.
Bu sırada Montaigne’in Denemeler’inden müthiş etkilenip yazmaya karar veriyor. Zaten öyle olur; çok okumanın sonunda, becerisi oldu mu insanın yazarlığa başlaması için sadece cesaret kalır geriye. Bizim Fakir Baykurt’un, öğretmenlik yaptığı köylerde bolca roman okuya okuya romancı olmasını hatırlıyorum şimdi.
Hoffer, okuma-yazmaya zaman yaratmak için haftada birkaç gün çalışacağı liman işçiliğine başlıyor. Bildiğimiz hamallık! Kesin İnançlılar kitabı 1951 yılında yayınlandı. 1964 yılında Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde danışmanlık görevine başlıyor, ama bu görevinin yanı sıra iş arkadaşlarına hiçbir şey çaktırmadan rıhtımdaki hamallık işine de devam ediyor.
***
Hoffer’in kendi kendini eğitmiş olması bence onun mayasıdır. Onun hayatı gerçek bir azmin zaferidir. Yaşadığı hayatın tanığı ve kendi hayatının yaratıcısıdır Hoffer.
Hoffer’in hayata bakışı, paraya, giyime önem vermeyişi, biliriz bizim ülkede ve dünyada görmeye pek alışkın olmadığımız hallerdir.
Bizde öyle mi? Asla! Aklıma geldi yazayım. İki yıl önce evdeyken Pazar günü çalan cep telefonumu açtım. Karşımdaki ses:
–Ben profesör doktor falan filan, tanıdın mı? diyor
–İsminizi hatırlar gibiyim, deyince; kendisinin benimle birkaç kez babamın dükkânında rastlaştığımızı hatırlatınca, ben devam ettim:
–Ha evet, şimdi hatırladım, dedim ve kısa bir konuşma geçti aramızda. Ben adımın başına emekli ibaresini koymadım, önemli değil nasılsa, o beni kitaplarımdan dolayı bulmuş, unvanım olmasa da olur!
Hoffer ülkemizde olsa, bizim akademi dünyasının birçok mensubu tarafından ezik olarak yaftalanırdı. Öyle değil mi; birçoğu kopyala-yapıştır yöntemiyle veya önceden verilmiş sorularla akademik unvanlar alıp caka satmıyorlar mı piyasada? Hoffer şöyle demiş: Bütün söylediklerim karşılıklı sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir.
Hoffer, meramını çok yalın bir dille ve az sayıda yabancı kelime kullanarak anlatmış. Benim illet olduğum o akademik dile tenezzül etmediği için hassaten minnettarım kendisine. Hep merak etmişimdir bu akademik dilin ve cümlelerin kurulduğu o geniş zaman kipinin meziyetini!
Hoffer ünlü olduktan sonra da akademik çevreye monte olmayıp, halka, alt sınıfa daha yakın kalmış. Onun anlaşılabilirliğinin bu tercihinde saklı olduğunu düşünüyorum. Kesin İnançlılar toplamda 1.5 milyon adet satmış. Para da kazanmış yazar, ama para da onu bozmamış.
***
Ülkede ve dünyada faşizm tehlikesinin kitle hareketleriyle birlikte yükseldiği günümüzde yazarın bu kitabındaki görüşlerinin incelenip anlaşılması daha da önem kazanıyor.
Kitabı okuyunca geçmişte olan ve tedavi edilmediği için günümüzde de süren soldaki örgütlenme ve zihinsel hastalıklara da işaret edildiğini görünce, sol adına insan mahcup oluyor.
Yol aldığımız süreç gösteriyor ki kitle hareketlerini ve onun pompacılarını anlamak için Hoffer’in görüşlerini- hepsine katılmasak da-incelememiz gerektiğidir.
Yazarın akademinin tedrisatından geçmemiş olması dilini de güzelleştirmiş. Hoffer bu kitabıyla benim için toplumsal histerinin teşhircisidir.
Kitaptan çıkardığım: Bir kitle hareketini başı boş bırakırsanız, ya faşizme kaçar ya da sola! Tabii, burada önemli olan faşizmin mi, solun mu örgütleme-örgütlenme gücünün belirleyici olacağıdır.







