Cumartesi, Mayıs 9, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

Kiracı ev sahip olma hayalini kuramıyor, ev sahibi ise evini kaybetme kâbusu görüyor!

Mustafa Durmuş by Mustafa Durmuş
11/07/2024
in Ekonomi, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Kiracı ev sahip olma hayalini kuramıyor, ev sahibi ise evini kaybetme kâbusu görüyor!
0
SHARES
814
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Mustafa Durmuş

 

Türkiye’deki barınma sorunu, hem bir konuta sahip olamama hem de son yıllardaki yüksek kira artışları yüzünden giderek ciddi bir sosyal soruna dönüştü.

Emekçilerin asgari ücrete, emeklilerinse kök ücretlerine zam yapılması taleplerini dikkate almayan siyasal iktidarsa, sadece enflasyondaki değil (özellikle de gıdada), aynı zamanda konut fiyatları ve konut kiralarındaki yüksek artışları da görmezden geliyor.

 

Konut kiraları son 9 yılda 6 kattan fazla arttı

Oysa Türkiye’de 2015 yılındaki ortalama konut kira fiyat endeksini 100 kabul ettiğimizde, 2024 yılının ilk çeyreğinde bu endeks 6,6 kat artarak 663 oldu. Yani son 9 yılda kiralar yüzde 663 kat arttı.

Konut Kira Fiyat Endeksi

 

Sadece enflasyonda değil kira artışlarında da birinciyiz!

Böylece Türkiye, tıpkı enflasyonda olduğu gibi,  konut kiralarındaki artış açısından da OECD ülkeleri arasında ilk sırada bulunuyor. Dahası, Türkiye’deki konut kira fiyatlarındaki bu artış, kendinden sonra ikinci büyük artışa sahip olan Litvanya’dakinin 3,7 katından fazla.

Türkiye’deki asgari ücret düzeyinin düşük olmadığını Endonezya, Tayland, Şili ve Kolombiya örnekleriyle kıyaslama yaparak veren Bakan Şimşek acaba bu ülkelerin hiçbirinde kiraların Türkiye’deki gibi bu denli hızla artmadığının farkında mı?

Örneğin Kolombiya’da kira fiyat endeksi sadece 137 oldu. Oysa aynı dönemde Türkiye’de endeks ise 663 oldu. Yani Türkiye’de kiralar Kolombiya’ya göre neredeyse 5 kat arttı. Ama Bakan Şimşek bunu görmüyor ya da görmek istemiyor.

 

Emekçiler artık ev kirasını ödeyebilmek için çalışıyorlar

Özetle, bu ülkede emekçiler artık sadece kendilerine açlık sınırının altında ücretleri layık gören patronlar ve yüksek faiz ve işlem masrafı ödettiren tefeci bankalar için çalışmıyor aynı zamanda ev sahipleri için de çalışıyorlar.

Yani açlık ve yoksulluk düzeyinin altındaki ücretleri; fahiş kârlar, faizler/işlem masrafları, kiralar ve vergiler biçiminde emekçilerden geri alınıp tekrar zenginlerin ve devletin kasasına konuluyor. Ayrıca devletin aldığı vergilerin çoğunluğu yine bu zenginleri daha zengin yapmak için, onlara hizmet eden düzeni sürdürmek için harcanıyor.

 

Arsa-arazi sahipliği temel eşitsizlik kaynağı

Keza birçok ilde konut fiyatları, nüfusun çoğunluğunun karşılayamayacağı seviyelere ulaştığından konut, emlak yatırımcıları ve spekülatörler için olduğu kadar, ev sahipleri için de genellikle kazançlı bir yatırıma dönüştü. Bugün çok sayıda konut sahipliği, yüksek kira ve arazi fiyatı enflasyonu yoluyla toprak sahiplerini daha da zengin ediyor ve milli gelirin alt gelir gruplarından üst gelir gruplarına akmasına hizmet ediyor.

Bu arada iktidar kiralarda yüzde 25 artış sınırı uygulamasına bu ay itibarıyla son verdi. Bu denli yüksek kiralar ve ciddi barınma sorunu ortada iken, kiracı ile ev sahiplerini bir kez daha karşı karşıya getirecek bir karar aldı. Bunu da “ekonomide işlerin yoluna girmeğe başladığı” inancı ile yaptığını ileri sürüyor. Yani iktidar milyonlarca asgari ve düşük ücretli, emekli kiracının kaderini bir kez daha piyasa mekanizmasının insafına terk etti.

5 July 2024 (1)

 

Diğer yandan, ücretlilerin (özellikle de asgari ücretlilerin) uzun vadeli konut kredisi gibi banka kredileriyle ev sahibi olabilmesi artık neredeyse imkânsız. Çünkü sıkı para politikasının bir sonucu olarak artırılan faizlerle birlikte, hızla artmakta olan konut fiyatları karşısında ev sahibi olabilmek artık bir hayal bile değil.

 

‘Konut Satın Alınabilirlik Endeksi’nin söyledikleri

Yeri gelmişken bir uluslararası endeksten daha (Konut Satın Alınabilirlik Endeksinden) söz edelim.

Bu uluslararası endeks 1970 başı ile 2021 sonunu içeren bir dönemi ve aralarında Türkiye’ni de bulunduğu toplam 40 ülkeyi kapsıyor.

“Satın alınabilirlik, medyan gelirli bir hane halkının bir ülkedeki ortalama fiyatlı bir evi satın alabilmek için gereken ipotek kredisini almaya hak kazanabilmesi” olarak tanımlanıyor.

Yani konut satın alınabilirliği, bir hane halkının diğer temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ederken ve hala bir gelir tamponuna sahipken, bir ev/konut satın almak için gereken düzenli ipotek ödemelerini yapabilme yeteneği olarak tanımlanıyor.

2023 yılında yapılan bir akademik çalışmaya göre, aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, konut satınalınabilirlik gücü açısından Türkiye sondan ikinci sırada yer alıyor. (2)

Kısaca, bu ülkede hanelerin düzenli uzun vadeli konut kredisi ödeme gücü yok. Bu verinin 2021 yılan ait olduğunun altını çizelim. Yani içinde bulunduğumuz 2024 yılında emekçilerin durumunun çok daha vahim olduğunu söylemeye gerek yok sanırız.

 

‘Demokratik Katılımcı Ekonomi’de konut sorunu nasıl çözülecek?

Barınma çok farklı özelliklere sahip bir mal ya da hizmet türüdür. Barınma herkesin yaşamak için bir yere ihtiyacı olduğu ve çok uzun bir süre, genellikle yüzlerce yıl ayakta kalacak binalardan oluştuğu için toplum için gereklidir.

Bu, toplum açısından barınmanın (konutun), bireyleri, toplulukları farklı kimlikleri uzun yıllar etkileyecek önemli bir uzun vadeli varlık olduğu anlamına gelir. Bu yüzden de insan haklarına ve sosyal adalete yeterince önem verilen ülkelerde barınma/konut konusu bir kamu politikası olarak ele alınır ve piyasalara bırakılmaz.

Konut sorununun toplumdan, emekten ve doğadan yana çözümünde bugünden başvurabileceğimiz bir kalkınma ve gelişme modeli olan Demokratik Katılımcı Ekonomi Modeli’nde ise ticarileşmiş konutlar yerine barınma hakkını karşılamaya dönük sosyal konutlar üretilir. Bu öncelikle konutun üzerine inşa edileceği arazi ve konutun mülkiyet biçimi değiştirilerek, yani sosyal mülkiyete geçiş yapılarak sağlanır.

Bu model altında, konutun metalaştırma yoluyla spekülatörlere ve ev sahiplerine rant ve kazanç kapısı haline getirilmesi önlenir. Katılımcı bir ekonomide arazi ve binalar toplumdaki herkesin mülkiyetindedir. Bunlar “müşterekler” olarak kabul edildiğinden, çeşitli toplumsal kuruluşlar (bireyler dâhil) arazi ve konut binalarının vekilleri olurlar, konut sakinleri fiyat değişimlerinden dolayı bugünkü gibi ev alıp ev sahibi olmazlar ve satarken kâr (veya zarar) elde etmezler. Bunun yerine, sakinler konuta erişim sağlamak için makul bir ücret öderler. Konut, toplum açısından uzun vadeli önemli bir varlık olmaya devam edeceğinden, toplum; tüketici meclisleri, federasyonları ve siyasi kurumları aracılığıyla konut planlaması ve inşasında büyük söz sahibidir. (3)

Konut politikasının temel ilkesi ise, herkesin refahını destekleyen bir yerde ve çevrede yaşama hakkının olmasıdır. Ayrıca, konut politikasını geliştirirken, aynı zamanda konutun iklim ve çevresel etkilerine de odaklanılmalıdır (zira sera gazı emisyonlarının azımsanamayacak bir kısmı inşaat ve binalardan kaynaklanmaktadır). İyi bir şehir planlaması, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve binaların uzun hizmet ömrüne sahip olması ise karbon ayak izini azaltır.

Son olarak böyle bir konut politikası altında demokratik toplumun rolü şöyle özetlenebilir:

İmar planlarının hazırlanması (konut, ticari veya endüstriyel kullanım gibi belirli kullanımlar için araziyi bölgelere ayırmak), yapı ruhsatlarının kontrol edilmesi, yapı yönetmeliklerine, çevre standartlarına karar verilmesi, tüketici tercihleri, demografik eğilimler ve iç göç hakkında bilgi sağlamak, çöp toplama, elektrik şebekeleri, su ve kanalizasyon, toplu taşıma sistemleri, kütüphaneler, oyun alanları, parklar, müzeler, spor tesisleri, halka açık yüzme havuzları vb. kamu tesislerinin ve hizmetlerinin organizasyonuna ve yönetimine katılmak ve sonunda, arazi geliştirme izinleri vererek, yeni konut ve diğer binaların geliştirilmesi için hangi arazilerin uygun olacağına kendi kurumları aracılığıyla karar vermek. (4)

Kuşkusuz böyle bir konut politikası ancak emekçiler başta olmak üzere tüm toplumun barınma, eğitim ve sanat/kültür, spor gibi ihtiyaçlarını ve doğanın korunmasını, farklı kimliklere eşit davranılmasını merkezine alan demokratik bir toplumda hayata geçirilebilir.

 

Dip notlar:

(1) https://x.com/EconomyInformal/status/1809154377296298401 (5 July 2024).

(2) Nina Biljanovska, Chenxu Fu, Deniz Igan, Monetary and Economic Department BIS Working Papers, No 1149 (November 2023), https://www.bis.org/publ/work1149.pdf.

(3) Anders Sandström, Housing in a Participatory Economy, https://participatoryeconomy.org/housing-in-a-participatory-economy (27 March 2023).

(4) Agm.

Tags: asgari ücretBarınma sorunuDemokratik Katılımcı EkonomiKonut Kira Fiyat EndeksiKonut Satın Alınabilirlik EndeksiMustafa Durmuş
Previous Post

Nereden Nereye…

Next Post

Kayyum nöbetleri devam ediyor

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Sanayileşme Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı/öğretim üyesi, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi İİBF'de ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Şu an emeklidir. T24 ve Yeni Yaşam Gazetesi yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve “Kamu Ekonomisi” (2008), “Kapitalizmin Krizi” (2009), “Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi” (2018), “Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik” (2019) ve “Demokratik Katılımcı Ekonomi” (2023) adlı kitapları ve çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Durmuş, “Yaşamın Temel Ekonomisi” (2021), “Dünya Ekonomisini Anlamak” (2021), “Türkiye Üzerine Politik İktisat Yazıları” (2022) ve “Siyasi Ekoloji” (2022) ve “Sosyo Ekolojik Bir Toplum İçin Ne Yapmalı” (2024) adlı editörlü kitapların da yazarları arasında bulunuyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Enflasyon kaçınılmaz da halkı korumak tercihe mi bağlı?
Ekonomi

Enflasyon kaçınılmaz da halkı korumak tercihe mi bağlı?

06/05/2026
140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu
Manşet Haberler

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

02/05/2026
ABD/İsrail savaşı kaybediyor, faturayı dünya halklarına kesiyor!
Yazarlar

ABD/İsrail savaşı kaybediyor, faturayı dünya halklarına kesiyor!

16/04/2026
Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor
Manşet Haberler

Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor

15/04/2026
Ateşkes başlamadan bitti mi?
Manşet Haberler

Ateşkes başlamadan bitti mi?

11/04/2026
ABD ve İsrail Ortadoğu’daki savaşı neden tırmandırıyor?
Manşet Haberler

ABD ve İsrail Ortadoğu’daki savaşı neden tırmandırıyor?

06/04/2026
Next Post
Kayyum nöbetleri devam ediyor

Kayyum nöbetleri devam ediyor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Geçim krizi derinleşiyor: 65 yaş üstü binlerce kişi iş arıyor

Geçim krizi derinleşiyor: 65 yaş üstü binlerce kişi iş arıyor

by Sonhaber
09/05/2026
0

Türkiye İş Kurumu verileri, ekonomik koşulların çalışma hayatındaki etkisini ortaya koydu. 2026 yılının ilk dört ayında İŞKUR aracılığıyla işe yerleşen...

Afyon’da “AKP’ye geçiş” krizi: Belediye önünde protesto

Afyon’da “AKP’ye geçiş” krizi: Belediye önünde protesto

by Sonhaber
08/05/2026
0

Burcu Köksal’ın AKP’ye geçeceği yönündeki iddialar, Afyonkarahisar’da siyasi tartışmaları beraberinde getirdi. İddiaların gündeme gelmesinin ardından çok sayıda yurttaş belediye binası...

“Terazi Bozuk”

“Terazi Bozuk”

by Fikret Başkaya
08/05/2026
0

Serdar Karahanlı   Hocam, siz yıllardır ‘iflastan’, ‘çöküşten’ söz ediyorsunuz ama sistem yerli yerinde duruyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?...

Hürmüz’de yeni kriz: ABD-İran gerilimi ateşkesi yeniden tartışmaya açtı

Hürmüz’de yeni kriz: ABD-İran gerilimi ateşkesi yeniden tartışmaya açtı

by Sonhaber
08/05/2026
0

Hürmüz Boğazı çevresinde son günlerde artan askeri hareketlilik, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında süren gerilimi yeniden uluslararası gündemin merkezine...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik