Oldukça hassas günlerdeyiz. İnsanlar endişeli, gergin hatta korkmuşlar. Kimse korktum demiyor tabii. Korkmuş görünmek istemez kimse. Ne de olsa korku hoş bir şey değil. Oysa korkmaya, korkutulmaya alıştırılmış milletiz. Hep abanın altında sopa…
Bizim zamanımızda ilk ana babadan korkulurdu. Bir bakışları yeterdi korkmamıza. Bakışlarla terbiye edilen çocuklardık. O bakışlardan iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırt etmemiz beklenirdi. Yapmamız ya da yapmamamız gereken şeyler de o bakışlarda saklıydı. Onların ahlak anlayışlarını, değerlerini bu sayede içselleştirirdik, bunda zorlandığımız yerde de bakışlar yerini sert sözlere bırakırdı. Çocuk halimizle ezkaza başkaldıracak olsak ya Arap adam gelirdi ya polise verilirdik ya da doktor iğne yapardı. Sevgi bile bu başkaldırı anlarında araç olarak kullanılır, yemeğini yemeyen çocuk sevgisiz bırakılmakla korkutulurdu.
Başlangıçta ana babamızın belirlediği kurallar çerçevesinde yaşadığımız hayata, karşı koyamayacağımız kadar güçlü başka yapılar eklendiğinde artan düzenleme ve kuralları, sorgulamaksızın benimser; benimsemezsek gücün baskısı altında otomatik olarak benimsemek zorunda bırakılırdık. Bu şekilde haklarımızdan vazgeçmeye, kendimizden ödün vermeye, ihtiyaçlarımızı göz ardı etmeye itilirdik. Bütün bu zorlamalar da korkuyu doğururdu.
Bu, eskiden böyleydi, günümüzde de böyle.
Korku kültürünün egemen olduğu toplumlarda gerçekler sorgusuzca göz ardı edilebilir. Düşünce özgürlüğü olmadığından bilimsel düşünce de gelişmez.
İktidarlar için korku kültürüyle yetişmiş insanları yönetmek bu yüzden kolaydır. Yapılacak tek şey, korkuyu sürekli beslemek olduğundan bizde de bugüne kadar bu yapılmıştır.
Geldiğimiz noktada üzerimize düşen, korku duvarını aşıp acımasız, sert, adil olmayan bir yönetim şeklinin cumhuriyeti ve demokrasiyi yok etmesine göz yummamak olmalıdır. Sessiz kalmak, çocuklarımızın geleceğini sabote etmek demektir.
Anayasaya, hukuk kurallarına aykırı hareket eden egemen gücün bir gün gelip hak aramaya ihtiyacı olan herkesin karşısına dikileceği açıktır.












