Kürt Dil Bayramı: Ana dilde eğitim için mücadele edilmeli

Kürt Dil Bayramı vesilesiyle konuşan yayıncılar, “Kürtçenin korunması ve bir sonraki kuşaklara aktarılması için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz ” dedi.

Mîr Celadet Bedirxan’ın 15 Mayıs 1932 yılında Şam’da latin alfabesiyle Hawar dergisini çıkarması üzerinden 89 yıl geçti. Bugün her yıl Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Evrensel’e konuşan Mori Yayınları kurucularından Ridwan Polat, hayatın hiçbir yerinde Kürtçeye yer verilmediğini söyledi. Sor Yayınları Diyarbakır Temsilcisi Reşo Ronahî ise, Kürtçeyi bir sonraki kuşaklara aktaracaklarını ifade ederken, Pirtukakurdî Koordinatörü Bawer Berşev de, ana dilde eğitim için mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

Çözüm sürecinde rönesans yaşandı

Kürt Dil ve Kültür Ağı Sekretaryasından aynı zamanda Pirtukakurdî Koordinatörü Bawer Berşev, Kürt Dil Bayramı Günü’nün son yıllarda Kürtlerin en çok önem verdiği günlerden biri olduğunu belirterek Berşev, “Malum Türkiye Cumhuriyeti temel atarken bile Kürtçenin ve Kürtlerin inkarı üzerine kurduğu için her alanda bir engelleme yapar. Engelleyemediği alanlarda ise kayyumlar atadı ve kendi eliyle Kürtçe tabelalardan tutun belediyelerin internet sitelerindeki Kürtçe dil seçeneğini kaldırmaya kadar engellemelerine devam ediyorlar” dedi. Çözüm sürecinde Kürtçenin ve Kürt edebiyatının iyi ivme yakaladığını fakat sonrasındaki süreçte tekrardan engellemelerle karşı karşıya kaldığını belirten Berşev, bu engellemelere rağmen Kürtçenin ilerlemeye devam ettiğini ifade etti. Berşev, “Çözüm süreci dönemindeki Kürt dili bölümü, yüksek lisans, doktora bölümlerinin açılması ile Kürtçe ve Kürt edebiyatı için yeni bir rönesans yaşadı. Özellikle bu süreçte yeni kitaplar ve yazarlar çıkmaya başladı. Bu da Kürtçe piyasasını genişletti ve yayınevlerinin daha çok kitap basmasına neden oldu. Ancak 2015’ten sonraki süreçte malum çözüm süreci bitince ve savaş süreci başlayınca her alanda yasaklamalar tekrar başladı. Yeniden kitaplar yasaklandı ve bu da yayınevlerini etkiledi. Ancak son 2 yıldır tekrardan bir hareketlenme var. Yayınevleri tekrardan kitaplar basmaya başladı” dedi.

Asimilasyon anaokullarında başlıyor

Kürtçenin Kürt halkı içerisinde yaygın kullanılmasında ana dilde eğitimin şart olduğununun altını çizen Berşev, “Kürtçenin kullanımı ve yayılımı için tek bir seçenek var o da Kürtçenin ve Kürtlerin statüsünün belli olması. Kürtler bir statü kazanmayana kadar ben bu alanda bir ilerleme sağlayacağımıza inanmıyorum. Düşünün çocuğun ile 6 yaşına kadar Kürtçe konuşuyorsun, ona Kürtçe öğretiyorsun. Ama 6 yaşına gelince okula teslim ediyorsun ve bilmediği bir dilin, dünyasının içine giriyor. Hatta artık daha küçük yaşta anaokulları yolu ile bu asimiliyasyon devam ediyor. İlkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim dili olmayana kadar ben Kürtçenin kullanımı ve gelişimi konusunda çok iyimser değilim maalesef. Bu nedenle Kürtlerin büyük mücadele etmesi gereken alan ana dilde eğitimdir” dedi.

Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

Sor Yayınları Diyarbakır Temsilcisi Reşo Ronahî ise ülkede Kürtler üzerinde baskının katbekat arttığını Kürtçeye karşı tahammülsüzlüğün ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Ronahî, “Zaten Kürtlerin inkarı üzerine inşa edilmiş ve şu an fiilen tek adam iktidarına dönüşmüş ülkede baskı ve saldırılardan Kürt dili ve kültürü de maalesef payını alıyor. Örneğin Kürtçe tiyatro oyunları yasaklanıyor; küçük veya büyük, uzun mücadeleler ile elde edilmiş kazanımların tamamı kayyumlar marifetiyle hedef alınıp yok ediliyor; toplum kutuplaştırılıp ırkçılık kışkırtılıyor, insanlar sokakta Kürtçe konuşuyor diye saldırıya uğruyor. Kürtçe yayın yapan dergiler, yayınevleri, gazeteler, ajanslar kapatılıyor, yazarlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Ama tüm bunlara rağmen Riya Teze gazetesinin, Hawar dergisinin bize öğrettiklerinin ışığında Kürtçenin korunması ve bir sonraki kuşaklara aktarılması için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

En büyük sorun Kürtçeyi hayatından çıkarmak

Kürtçe Çocuk Edebiyatı Mori Yayınları kurucularından Ridwan Polat, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı dolayısıyla Kürtçenin yaygın kullanılmamasına ilişkin birçok soruna değinerek, “Bunların en başında gelen sorunumuz yapısal sorunlar. Sürekli erkin tekrarıyla Kürtçe bilsen ne olacak sorunu bence en büyük sorun. Bu ailelerin ve bireylerin zihninde kodlanmış ve sürekli tekrarlarla Kürtlerin dilinin önemsiz, çağdaş dillerle boy ölçemeyen, eğitim dili olamayacak kadar vasat, teknoloji dili olamayan vb. tekrarlarla bizi buna inandırmak istiyor. Maalesef bazı kesimler bu söylem ve söylevlere takılarak başka dillere özenip kendini onlar gibiymiş gibi hissederek Kürtçeyi hayatından çıkarmaya çalışıyorlar. Bu en büyük sorunlarımızdan biri” dedi.

Görmezden geliniyor

Bunun yanı sıra geçmişten bugüne Türkiye’de Kürtçenin görmezden gelindiğini belirten Polat, “Kürtçe eğitim maalesef 2 saat seçmeli derslerle var. Ayrıca bir televizyon kanalıyla yetinmemiz isteniyor. Okul müdürlerinin ve yardımcılarının baskısıyla o derslerin yerine çocuklara ve ailelere sormadan başka dersler seçiliyor. Böylelikle Kürtçe görmezden gelinerek herkesin artık rahatlıkla vazgeçebileceği, unutacağı bir şey sanılıyor. Halbuki Kürtçe kadim bir dil böyle basit bir iki ayak oyunuyla unutulacak bir şey değil” dedi.

4 yaşından sonra öğrenme ortamı yok

Polat, “Ailelerin çocuklarıyla konuşmaması, sokakta oyun oynayan çocuklar arasında konuşmaması, TV’lerde Kürtçeye yer verilmemesi, okulda yer almaması, trafik ışıklarından tutun da tabelalara kadar hiçbir yerde Kürtçeye yer yok. Sosyal medyanın hakimiyeti altında kalan genç ve yetişkinler bu öğütücü alet tarafından yutuluyor. Bizim yayınevimiz sadece eğitime yardımcı kitaplar çıkarıyor. Kürtçe öğrenmek isteyen veya Kürtçeyi çocuklarına öğretmek isteyen ailelere yardımcı kaynak sunabiliyoruz. Bizden istenilen kitaplar 0-4 yaş arası, daha sonraki yaş aralığı için maalesef kitap isteyen aileler çok az. Nedenine gelecek olursak 4 yaştan sonra çocuklar anaokuluna başlıyor ve Kürtçe öğrenilecek ortam bulamıyor. Üniversite ve sonrasına kadar tek bir kelime okul ortamında yok. Kürtçeyi bilen çocuklar bile yavaş yavaş Kürtçeyi unutmaya unuttukları kelimelerin yerine Türkçe kelimeler yerleştirerek konuşmaya başlıyor. Eğitim işte burada önemli; bildiğiniz bir dili okul ortamında geliştirerek, fizik, kimya, edebiyat, matematik dili olarak okutulursa gelişim sağlayabilir. Bunun dışındaki seçenekler maalesef yeterli olmayacaktır” dedi. (Fırat Topal/Evrensel)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x