Özgürlüğün olmadığı yerde ne ahlak olur ne eşitlik olur ne de adalet olur. Sadece baskı ve cezaevi olur. O baskı ve cezaevi sopası da, toplumda kendilerine bir konum elde etme yanılgısıyla çılgınca para harcayarak tüm görgüsüzlükleriyle sahip oldukları her metayı teşhir etme pahasına zulme ve zalime yaslanıp “bana ne” diyenlere değil, geçmişin, şimdinin ve geleceğin tüm yoksulları ve tüm yoksunları için özgürlük arayanlara uygulanır. Özgürlük, insanlığımıza ıstırap çektirenler karşısında insanlığımızı anlamlandırandır. Özgürlük, korkuya hükmedenler ve insanlığı “din” ve “milliyetçilik” ile yerlere düşürenler karşında sevgi yayıp ortak karar almayı teşvik edendir. Özgürlüğün dini, dili, ırkı ve milliyeti yoktur. Tam da bu yüzden, bu gerçeği örtmenin yoludur cezaevleri veya hapishaneler. Özgürlük arayan bedenleri hapsetmek… Özgürlük arayan ruhları törpülemek….
“Din” ve iktidar adına özgürlüğü hapsedenlere gelince;
“Genç rahip Frei Betto, Marxist yazar, politikacı ve gerilla savaşçısı Carlos Margihella da dahil solcu militanlara yardım eden çalışmaları için Brezilya diktatörlük rejimi tarafından 1970’lerin başında tutuklandı, işkence edildi ve hapse atıldı. Betto polis sorgulayıcısı tarafından azarlandı: ‘Bir Hıristiyan, bir Komünistle nasıl iş birliği yapabilir?’
Betto, ‘Benim için insanlar inananlar ya da ateistler olarak değil ezenler ve ezilenler, bu adaletsiz toplumu sürdürmek isteyenler ve adalet için mücadele etmek isteyenler olarak ayrılır,’ diye cevapladı. Mahkumunu bastırarak polis sert yanıt verdi: ‘Marx’ın dini halkın afyonu olarak kabul ettiğini unuttun mu?’ Karşılık olarak Betto, ‘Dünyayı kendi için ele geçirirken, cennetin Tanrı’sını sadece vaaz ederek dini insanların afyonuna dönüştüren burjuvazidir,’ diye ısrar etti.” (Kilisenin Sol Yanı, Hugh McDonnell)
Bu bağlamda, egemen sınıfın emrindeki din ve devlet anlayışı insanı ne özgürlüğe götürür ne de insanın köleliğini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Çünkü din adına Tanrı’nın kelamı olduklarını ilan edenler her daim daha eşittir. Servet sahipleri, seçkinler, para babaları, tek adamlar ve dünyanın cennetini ele geçirirken cennetin Tanrı’sını ezilenlere, acı çekenlere ve yoksullara vaaz edenler ise en çok eşittir. Bu “eşitliğe” başkaldıran devrimcilerin yeri de kuyu tipi cezaevidir…
Kuyu tipi cezaevi resmi bir sınıflandırma değildir; genellikle tek kişilik ya da küçük hücrelerde, sınırlı sosyal temasla tutulan yüksek güvenlikli cezaevleri için kullanılır.
Başlıca özellikleri de fiziksel izolasyon, sınırlı iletişim, yoğun güvenlik ve kapalı mimaridir.
Siyasi tutsak Gürkan Türkoğlu’nun kapatılmaları için açlık grevinde hayatını kaybettiği hapishanedir kuyu tipi cezaevi… Tüm insanların özgürlüğü, kardeşliği ve eşitliği için, bizim özgürlüğümüz için ve adil bir düzen için hayatını hiçe sayan Gürkan Türkoğlu’nun öldüğü cezaevidir…Unutulmayacak!












