‘’Limonlu Mektuplar’’

HomeKitap Önerileri

‘’Limonlu Mektuplar’’

Kitabının adını ‘’Limonlu Mektuplar’’ olarak belirlediğini bana özel bir sohbetinde söylediğinde biraz kuşkuyla sormuştum sevgili Hüseyin Yavuz’a. İnsanlar bunu, hani dilimizde var olan ‘’Limoni’’ kelimesi olarak algılayabilir ve kitabının içeriği ile bu örtüşmez, yoksa başka bir şey mi düşünsen?’’ diye.

Bu kuşkumun ‘’Limonlu Mektuplar’’ ı elime alıp, İstanbul’da Beylikdüzü Mecidiyeköy arasındaki gidiş geliş Metrobüs yolculuğumda bitirdiğimde anladım ki; anlamı yokmuş meğer!

Metrobüs demişken devam edeyim biraz. Malum, benim gibi yurtdışında yaşayanlar, kendi benliklerini gerçek anlamda duyumsayabildikleri yurt ziyaretlerinde başka algılarlar her anlarını. Bazen bir yabancı, bazen de o coğrafyanın geçek sahipleriymiş gibi. Ki; bazen yabancılar tarafından işgal edilmiş bir ülkenin öz çocuğu olduğunun unutturulmak istendiği bir coğrafyada, bir kenttesindir sanki! Ya da kırsalında, yani hele bir de yaylalarına ulaşabilmişsen eğer o tek dişi kalmış medeniyetin!  halen yok edemediği vatanında duyumsarsın kendini.

Ve Metrobüs seyahatlerimde bazen içimi ısıtan (ki; burada itiraf etmem gerek. Saçlarımın beyazlığı benim sorunum olmadı hiç ama demek ki; çok ender de olsa bazı gençler benim ayakta biryerlere tutunarak kitap okuyor oluşuma dayanayıp bana yerlerini verdiler)  duyarlılıklar sayesinde ‘’Limonlu Mektuplar’’ın yanında bu kitabın ortaya çıkışında her türlü emeği veren sevgili Hüseyin Irmak’ın ‘’Tatavla’dan Kurtuluş’a ‘’ adlı kitabını da bitirmiş oldum.

Ve gelelim yeniden ‘’Limonlu Mektuplar’’a.

Kitap okumak ister ve seçtiğin bir kitabi alırsın eline. Bu bazen bilinçli bir tercih olur, bazen de raslantısal bir seçim.

Günümüz dünyasında ben artık raslantısal seçim yaparak kitap okuyan okur sayısının çok ama çok azaldığını düşünüyorum. Yani hala kitap okumanın temel bir gereksinim olduğuna inanan ve buna uygun tercih yaparak dünden bugüne yaşayan tarihi ıskalamamak adına okumak isteyen okurlara ve hele de biz ‘’78 liler kimlerdik ? ‘’ in  bazı sorularına bugün var olduğumuz noktada  bazı yanıtları bulabilmek adına  ‘’Limonlu Mektuplar’’

Ne var ‘’Limonlu Mektuplar ‘’ da ?

Hepsine değinmem olası değil elbette.

Ben sadece bulabileceğiniz bir kaç sorgulama veya değerlendirmenin örneğini vereyim.

Yazar onyedi bölümde ve her bölümü bir başlık altında yazmış beyninde ve yüreğindekileri.

Birinci bölümün altında bir başlık ‘’Koza’’ örneğin.

‘’Bazı kozalar kimi zaman şeflerin emirleri oldu. Kimi zaman tanıdığımız bildiğimiz tabelalar, kimi zaman birbirimizi imha etmeyi göze aldığımız bölünmeler…’’

Bugünü de içine alan düne yönelik özlü bir sorgulama.

Kısa ve net tümceler ile yanıtı kendi içinde olan sorular!

‘’Sultanahmet’’ başlıklı başka bir bölümde  ‘’yük oturarak taşınmaz’’ ve ‘’acı işte acıtıyor çoğunlukla’’ derken Sultanahmet cezaevinde yaşanmışlıklara bir ışık tutuyor ‘’direnişin gururu olan’’ yoldaşlarına saygısına vurgu yaparak.

Ve özgürlükle!  Savrulmaları anlamaya çalışıyor sanki kendini de sorgulayarak.

‘’Ölmeyi beceremedik!’’ derken başka bir başlıkta, şu an halen yaşıyor olmanın bir pişmanlığı sanki, vicdanını acıtan kaybettiği yoldaşları. Ve ölmeyi beceremeyenlerin! Sonrasında nelere tutunarak yaşıyor olduklarının sorgulaması.

Ve kitabına adını verdiği ‘’Limonlu mektuplar!’’

Bu çok özel bir isimdir yazar için. Özeldir çünkü; yazılan bu limonlu mektupların muhataplarından birinin bugün nerede durduğu kabullenemediği dinmez bir  yarasıdır yazarın. Çünkü, O hep ondört yaşında bedenine saplanmış kurşunlar ile nasıl direnmiş ve nasıl ödünsüz tutunmuşsa yaşama, en azından karşı saflarda olmamayı bekler yoldaşlarından.

‘’Bitmeyen Kavga’’ başlığının altında bu kez başka bir geçmiş ve başka bir ülkeye götürüyor okuyucusunu. Alman faşistlerinin Yunanistan’ı işgal günlerine. ‘’unut gitsin türünden bir şey değil’’ diyor anlatıcıları ‘’41 MACIRLIĞI’’ nın.

Başka bir bölümün adını da ‘’yanlızlaşmak’’ koymuş yazar. ‘’ondört yaşımda sansaryan handaki ışıksız karanlık hücrenin soğuğunda tek başıma kaldığım günlerde bile bu kadar yalnız değildim’’ derken, ne anlatmak istediğini ben siz okuyuculara bırakıyorum artık.

‘’Uzun lafın kısası’’ denir ya hani. Ben de yinelemiş olayım burada.

‘’Eylül’le Büyümek’’ den sonra yayınlanan ikinci kitabı ‘’Limonlu Mektuplar’’  yazar sevgili Hüseyin Yavuz’un. Ben okudum. Hem anlatım dilinden hem de içeriğinden başka bir tat alarak. Umarım bir üçüncü ve sonrası ile arkası gelir.

 

İlyas Zeki Kutlu

Kasım 2022

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments