MAKTUL ERKEKLİK: “BENİ BOĞ YOKSA ÇOK KÖTÜ OLACAK”

Seda Alçınar

12/Ocak/2021

Kötü muameleye maruz kalmış kadın sendromu (battered woman syndrome – BWS), 1960’lı yıllarda Amerika’da kadın hareketleri mücadelesiyle ortaya çıkan aile içi ve kadına yönelik şiddet tartışmalarının en önemli konularından biriydi. Oluşan kamuoyu sayesinde Amerikan mahkemelerinde, kadına yönelik yoğun ve ağır şiddetin varlığı halinde, saldırı anında olmasa dahi şiddet failine yönelik öldürmelerde ceza verilmemesi benimsenmeye başlandı. Geleneksel ceza hukukunun haksız tahrik olarak nitelendirdiği uzun süreli ve ağır şiddetin neden olduğu suçları, asıl saldırgan pasif haldeyken işlense dahi meşru savunma kapsamında değerlendiren yargı kararları Türkiye’de de veriliyor artık.

NİZASIZ CİNAYETLER

Her şey Macera Avcısı isimli filmi izlerken oldu. Sahnelerden birinde aktör iç çamaşırına giren akrebi çıkarmak için hamle yaptığında eşimin kıskançlık huyunu bildiğim için gözlerimi kapadım, gözlerimi açtığımda aktörün üstü çıplaktı. Uğur, bir anda ‘Böyle şeylere bakmak çok mu hoşuna gidiyor, neden bakıyorsun’ diye bağırmaya, tekme ve yumrukla dövmeye başladı. Soba karıştırmaya yarayan ucu eğik bir sopa ile bana vurdu. Kaçmaya çalışırken beni çırılçıplak soydu ve o şekilde sokağa çıkarmak istedi. Saçlarımdan sürükleyerek evin salonuna getirdi. On dakika dövdü. Elektrikli sobanın kablosunu prizden çıkardım, yerde oturan Uğur’un boynuna dolayıp iki dakika sıktım. Yere düştü, su istedi. Suyu getirdiğimde Uğur’a ‘sen benim sevgime, namusuma inanmadın’ diye bağırıyordum. Eliyle ‘sus’ işareti yaptı. ‘Beni boğ, yoksa çok kötü olacak. İyi boğ ama’ dedi.” Sakarya’da gerçekleşen bu olayda kadının fiili meşru savunma kapsamında değerlendirildi ve hakkında beraat kararı verildi.

Dörtyol’da kendisine tecavüz edip görüntülerini kayda alan ve iki yıl boyunca çeşitli şantajlarla tecavüzlerini sürdüren adamı öldüren kadın “Bana iki yılı zehir etti. Ben Diyarbakırlıyım. Namusuma saldırı olduğunda, bunu rızam dışında da olsa kimseye anlatmam, izah etmem mümkün değildi. Çünkü, kadın olarak hep beni suçlu görürler. Kaçacak, sığınacak bir yerim kalmamıştı. Verdiğim şikâyet dilekçelerine rağmen beni A.K.’dan devlet de koruyamadı. Ama, öldüğü için pişmanım.” demişti. Hakkında beraat kararı verilen kadının fiili de meşru savunma kapsamında değerlendirildi.

Sakarya ve Gaziantep Mahkemelerinin verdiği beraat kararları iyi gerekçelerle yazılmıştı. İstanbul Pendik’te ise Betül F. isimli beş çocuk annesi kadın, kendisine yoğun şiddet uygulayan ve kızını sokakta tasmayla gezdiren kocasını uyurken başucuna koyduğu av tüfeğiyle öldürdükten sonra tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildiğinde Sulh Ceza Hakimliği ‘suçun meşru müdafaa sınırları içinde ve taksirle öldürme kapsamında kalacağı’ gerekçesiyle kadını serbest bıraktı. Basının çarpıttığı bu karara savcılık itirazı yapıldı ve kadın tutuklandı. Uyandığında kendisini ve çocuklarını öldüreceğini söyleyen kocasını öldüren kadının içinde bulunduğu çaresizlik ve korkunun tarifi çok zor. Cesur Sulh Ceza Hakimi’nin açtığı ilk kapı, modern ceza hukuku anlayışıyla kuralları geniş yorumlama ihtiyacını karşıladı ve kovuşturma hakimlerinin bakışını muhakkak ki etkiledi. Müstakbel katilini uyurken öldürmek dışında seçeneği kalmayan kadının meşru savunma yaptığı kabul edilebilirdi, ancak maktulün uyku halinde olması ve emsal içtihat çekincesi taksir kararı verilmesinde etkili oldu.

Geçen hafta Antalya’da kendisini kelepçeleyip banyoda tecavüz ve işkence eden kocasını öldüren Melek İ. ise tutuklandı. Halen kelepçeli olan kadının elindeki tüfeği maktul almaya çalışırken çıkan tek ateşle gerçekleşen ölüm olayı, kadının olay yerindeki haliyle olayı anlatımı birleşince meşru savunmanın en belirgin olduğu örnek sayılabilir. Fail kadının taze yaralarla tanınmayacak halde olan yüzü ve hareket kabiliyetini sınırlandıran kelepçeye rağmen ve tek el ateşle gerçekleşen ölüm olayında tarafların evli ve çocuklu olması, kadının çocuklarının da içinde bulunduğu ölüm tehlikesini hakimliğin görmezden geldiğini düşünmek zor. Ancak kadının tutuklanmış olması katalog suçların maalesef bir reçete gibi uygulandığını yüzümüze çarpıyor.

KADIN NEDEN SUÇ İŞLER?

Erkeğin kötü muamelesi kimi zaman ağır şiddet ve ardından gelen pişmanlık, af dileme şeklinde kimi zaman kesintisiz devam eder. Şiddet döngüsü kadını her an gerçekleşecek saldırının içinde olmayı kabullenmeye sürüklerken, şiddetin ölçüsü ve süresi bakımından da öngörebilme yeteneğinin yok olmasına neden olur. Ayrıca şiddet mağduru kadının kaçma olasılığı düşük olmakla birlikte birçok denemenin başarısızlıkla sonuçlanması şaşırtıcı değildir. Adli psikiyatr Lenore Walker’a göre bu çaresizliğin neden olduğu duygusal felç hali mağdur kadının yardım istemesine de engel olur. Şunu ifade etmeliyiz ki hikayeyi sonlandıran cinayetler, bu travmatik öyküler dikkate alınmadan yargılanırsa maktul aklanır.

Partner cinayetlerinde kötü muameleye maruz bırakılmış, diğer bir ifadeyle istismar edilmiş kadınları suça sürükleyen, faillerin bizzat kendisi olmuştur. Uzun süreli, sistematik ve ağır şiddetin etkisiyle oluşan duygusal ve düşünsel felç ve mağdur kadının kurtulmaya olan inançsızlığı, işlenen suçta yalnızca haksız tahriki gündeme getirmemeli. Fail ile mağdur arasındaki çapraz ilişki, fail kadının yalnızca olay öncesinde yaşadığı şiddetle açıklanamaz. Kadını suça sürükleyen en önemli etken çaresizlik, kurtulamama hali ve umutsuzluktur. Bunlardan birinin varlığı halinde genellikle kadın suç işlemek yerine şiddetten kurtulmayı tercih etmektedir.

ÖLMEMEK İÇİN ÖLDÜRMEK

Bir gün kendisinin öldürüleceğinden emin olan kadının o gün gelmeden korunmaya çalışması, doğal ve anlaşılabilir bir reflekstir. İster saldırı kesintisiz şekilde devam ediyor olsun, ister saldırgan aktif haldeyken ara vermiş olsun isterse de saldırgan tamamen pasif haldeyken olsun… Kendisi ya da çocuklarının yaşamsal tehlikesini ortadan kaldırmak için yakalanan bir anlık fırsat ölüme karşı duran bir korunma ve savunmadır. Saldırganın pasif hali belki de korunma için en elverişli an olabilir çünkü bu an istismarın yarattığı eşitsiz gücün dengede olduğu ender bir zamana denk gelebilir.

Vücut ve cinsel dokunulmazlığı sistematik olarak ihlal edilen kadınlara suç işlemekten başka seçenek bırakmayan istismar süreci, devlet koruması ya da saldırganın etkin biçimde cezalandırılması mümkün olmadıkça suçu ilk başta meşru savunma kapsamında düşünmeyi zorunlu kılar. Bir tasma gibi kadının boynuna dolanan ölümden kurtulmayı himaye etmeyen hukuk sistemi binlerce kadın cinayetinde haksız tahrik indirimi uygulanmasının sebeplerini de açıklayamaz. Öldükten sonra dahi iffeti muhakeme edilen kadınların kurban edildikleri cinayetler politik olduğu kadar istismarcı erkeklerin ölümü de meşru savunmadır, çünkü suç, kadın için en son çaredir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x