Manş Denizi’nde İltica politikaları 

HomeAvrupa

Manş Denizi’nde İltica politikaları 

Çarşamba günü Manş Denizi’nde, Fransa’nın Calais kenti açıklarında, aralarında çocukların da olduğu çoğunluğu Iraklı ve İranlı mülteciler olan 27 kişinin cesedi bulundu. Britanya Başbakanı Boris Johnson 2014’ten sonra yaşanan en büyük tekne kazasını sarsıcı olarak nitelendirdi, insan tacirlerine karşı daha sert önlemler alınacağına söz verdi. Ancak köşe yazarları bunu yeterli bulmuyor.

Yabancı düşmanlığından başka bir şey değil

The Guardian, İngiliz hükümetinin somut çözümler üretmek yerine iç siyasette puan toplamaya baktığını söylüyor:

“Boris Johnson ve İçişleri Bakanı Priti Patel’in yabancı düşmanı ifadelerine son vereceklerine dair hiçbir emare yok maalesef. … Birleşik Krallık’a güvenli bir yasal giriş üzerine dürüst bir tartışma yürütmek gibi makul önlemler alınmadığı sürece, insan tacirlerinin mahkum edilmesinin de bir anlamı yok. … Patel’in Fransa’ya Britanya askeri gönderilmesi çağrısı ortamı germek amacıyla söylenmiş izlenimi veriyor. İçişleri bakanlığı yine çok çirkin bir oyunun merkezinde.”

Yetkiler artık yeniden tartışılmalı

2003 tarihli Touquet Antlaşması’yla Fransa, Calais limanında Britanya’nın sınır kontrollerinden sorumlu hale geldi, bu da Birleşik Krallık’ın sığınmacıları toplu halde geri göndermesine olanak sağlıyor. Le Monde’a göre bu durum değişmeli:

“Esas sorun insan tacirleri değil, iltica başvurusu yapanların AB -ve özellikle Fransa- ile Birleşik Krallık arasında paylaşılması. Bakanlığı sırasında İngilizleri müzakereye ikna etmek için Le Touquet anlaşmasını feshetmekle tehdit eden Emmanuel Macron, şimdi onları müzakere masasına oturtmak için kaldığı yerden devam etmeli. İltica başvurularının sınırda nasıl ve hangi kriterlere göre inceleneceği ortaklaşa tespit edilmeli. AB, Calais’de göçmenlerin AB topraklarından ayrılmasının engellenmesi saçmalığından kurtulmak istiyorsa, bu adımları desteklemelidir.”

Ortaklıktan eser yok

Manş Denizi’nin yeni bir toplu mezar olmaması için Paris ve Londra işbirliği yapmalı, diyor Frankfurter Allgemeine Zeitung:

“Mevcut durumun Fransa ile Birleşik Krallık arasındaki en iyi dönem olmadığı ortada. Balıkçılıktan büyük siyasete kadar her şey tartışma konusu. Brexit’le beraber ortaklık ruhu da buharlaştı. Almanya’da yeni kurulan Sosyal Demokrat-Yeşiller-Liberaller koalisyonunun sözleşmesinde Londra’yla ilişkilere sadece neredeyse yılgın birkaç satır değinilmiş. Ortaklığa vurgu yapılıyor, peki ama umulan birliktelik nerede? Britanyalılar ve Fransızlar çözümü Manş Denizi kıyılarında bulabilir: İnsan hayatı kurtarmak, durumu kontrol altına almak.”

Sözümona sığınmacı akını

Irish Times’a göre, Büyük Britanya’da diğer büyük Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha az sığınmacı var:

“Büyük Britanya -İrlanda gibi- savaş ve zulüm mağdurlarını korumak için üzerine düşeni yapması gerektiğini kabul ediyor. … Ve kamuoyu algısının aksine, Birleşik Krallık’taki iltica başvuruları [Haziran 2021’e kadar yaklaşık 31 bin] diğer Avrupa ülkelerinin çok altında. Bu yıl Haziran ayına kadar Almanya’da 113 bin 625, Fransa’da ise 87 bin 180 iltica başvurusu yapıldı. Britanyalı siyasetçiler bunu açıkça dile getirmeye cesaret edemiyor. Hala sözde kitlesel göçün damgasını vurduğu yanlış algılar üzerine kurulu bir Brexit tartışmasının etkisi altındalar.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments