Cumartesi, Eylül 5, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

MEHDİ ZANA’YI, BİR AĞABEYİ UĞURLARKEN

Hamit Baldemir by Hamit Baldemir
01/09/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
MEHDİ ZANA’YI, BİR AĞABEYİ UĞURLARKEN
0
SHARES
402
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

29 Ağustos 2026’da Mehdi Zana’yı kaybettik. Bazı insanların ölümü karşısında insan yalnızca üzülmez; geçmişine doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Yıllar, insanlar, mekânlar, unutulduğunu sandığımız konuşmalar birer birer yeniden canlanır.

Mehdi Zana’nın ölüm haberini aldığımda benim için de öyle oldu. Diyarbakır geldi gözlerimin önüne. Cezaevi duvarları, hücreler, demir kapılar… Eskişehir… Aydın… Ve yıllarca beraber kaldığımız Mehdi Abi… Çünkü Mehdi Zana benim için yalnızca Kürdistan’ın yakın siyasal tarihinin önemli isimlerinden biri değildir. Yalnızca eski Diyarbakır Belediye Başkanı, eski bir TİP’li, DDKO’nun mücadele insanlarından biri de değildir. O benim cezaevi arkadaşımdı. Mücadele yoldaşımdı. Ve benden yaşça büyük olduğu için her zaman bir ağabey olarak gördüğüm insandı. Bu nedenle onun ardından yazmak benim için kolay değil. Bir tarihsel kişilik hakkında dışarıdan yazmıyorum. Hayatımın önemli bir dönemini birlikte geçirdiğim, aynı cezaevlerinin havasını soluduğum, aynı duvarların arkasında yıllarca beraber yaşadığım bir insandan söz ediyorum.

Mehdi Zana’nın yaşamı, bir bakıma Kürdistan’ın son altmış yıllık siyasal tarihinin içinden geçen uzun bir yol gibidir. 1940 yılında Silvan’da dünyaya geldi. Halkın içinden gelen bir emekçiydi. Terziydi. Yüksek okullarda okumadı. Akademik unvanları olmadı. Fakat hayat denilen büyük okulda çok şey öğrendi. Belki de bu nedenle hayatının ilerleyen yıllarında onu tanımlamak için benim aklıma hep aynı ifade gelmiştir: Mehdi Zana bir halk filozofuydu.

Bu söz benim için bir övgü cümlesinden ibaret değildir. Onu yakından tanımış bir insanın gözlemidir. Mehdi Abi’nin bilgeliği kitaplardan ezberlenmiş cümlelerden gelmiyordu. Halkın arasından, mücadeleden, cezaevlerinden, acılardan, yenilgilerden, umutlardan ve uzun yılların deneyiminden süzülüp geliyordu. İnsanları tanıyordu. Kendi halkını tanıyordu. Kürt köylüsünü, emekçisini, yoksulunu tanıyordu. Devleti tanıyordu. Cezaevini tanıyordu. Mücadeleyi tanıyordu. Ve bütün bunların toplamından kendine özgü bir hayat bilgeliği çıkarmıştı.

1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi saflarında siyasal mücadeleye katıldı. Silvan’da TİP örgütünün kuruluşunda yer aldı ve ilçe başkanlığını yaptı. Bu önemlidir. Çünkü o dönem sosyalizm yalnızca bir siyasal program değildi. İşçiler, köylüler, gençler ve ezilen halklar açısından başka bir dünyanın mümkün olduğu umuduydu. Mehdi Zana bu umutla buluştu. Ama aynı zamanda Kürt’tü. Kendi halkının yaşadığı inkârı, baskıyı ve eşitsizliği hayatın içinde görüyordu. Bu nedenle onun sosyalizmle ilişkisi ile Kürt yurtseverliği birbirinden kopuk iki ayrı dünya olmadı. Bir emekçi olarak sınıfsal sömürüyü, bir Kürt olarak da kendi halkının uğradığı ulusal baskıyı yaşayarak öğrendi. Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın çalışmalarında yer alması da bu siyasal gelişimin önemli aşamalarından biriydi. DDKO, Kürt gençliğinin, aydınlarının ve siyasal kadrolarının kendi kimliklerini daha açık biçimde ifade etmeye başladıkları önemli tarihsel uğraklardan biriydi. Mehdi Zana da bu sürecin içinde yer aldı. Ve sonra 1977 geldi. 11 Aralık 1977’de yapılan yerel seçimlerde Mehdi Zana, Diyarbakır’da bağımsız aday olarak belediye başkanlığına seçildi.

Bugünden geriye baktığımızda bunun ne kadar önemli bir olay olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Çünkü Diyarbakır’da güçlü ailelerin, geleneksel siyasal çevrelerin ve büyük partilerin karşısına halkın içinden gelen bir terzi çıkmıştı. Ve kazandı. Aslında yalnızca Mehdi Zana kazanmamıştı. Diyarbakır’ın yoksulları, emekçileri ve Kürt halkının yükselen siyasal iradesi de kendisini ifade etmişti. Bir terzinin belediye başkanlığı koltuğuna oturması, o günün koşullarında çok güçlü bir semboldü. Fakat daha önemlisi şuydu: Belediye başkanlığı Mehdi Zana’yı değiştirmedi. Makam sahibi olduğunda da halkın Mehdi’siydi. Sonra cezaevine düştüğünde da aynı Mehdi’ydi. İşte benim yakından tanıdığım Mehdi Zana esas olarak budur.

12 Eylül askeri darbesi Türkiye ve Kürdistan tarihinin en karanlık dönemlerinden birini başlattı. Binlerce devrimci, sosyalist, Kürt yurtseveri, sendikacı, aydın ve genç tutuklandı. İşkenceler, idamlar, uzun mahkûmiyetler yaşandı. Diyarbakır 5 No’lu Askeri Cezaevi ise bu karanlığın en ağır simgelerinden biri haline geldi. Bizler o tarihin yalnızca tanıkları değildik. O tarihi bedenlerimizle yaşadık. Mehdi Abi ile Diyarbakır’da aynı hücre bölümlerinde kaldık. Sonra Eskişehir’de beraber olduk. Daha sonra Aydın Cezaevi’nde yollarımız yeniden birleşti. Cezaevinde insanı gerçekten tanırsınız. Dışarıda insanlar kendilerini saklayabilirler. Makamların, unvanların, sosyal ilişkilerin arkasına sığınabilirler. Cezaevinde ise bunların çoğu ortadan kalkar. Bir hücrede, dört duvar arasında, yıllar boyunca aynı insanlarla yaşadığınızda herkesin gerçek karakteri zamanla ortaya çıkar. Mehdi Zana’yı benim için değerli kılan şeylerden biri de buydu. Belediye başkanlığı yapmış olmasının cezaevinde hiçbir önemi yoktu. O da hepimiz gibi bir tutukluydu. Aynı kapıların kapanışını duyuyordu. Aynı sayımlara kalkıyordu. Aynı baskıları yaşıyordu. Aynı özgürlük özlemini taşıyordu. Fakat Mehdi Abi’nin kendine özgü bir yanı vardı. Yaşadığı onca şeye rağmen hayatla bağını kaybetmezdi. Konuşurdu. Dinlerdi. Tartışırdı. Bazen kızardı. Bazen gülerdi. Ama bütün bunların içinde insan sıcaklığını korurdu. Uzun cezaevi yıllarında insanın buna ne kadar ihtiyaç duyduğunu ancak yaşayan bilir. Bazen küçük bir şaka saatlerce süren kasveti dağıtır. Bazen bir arkadaşın söylediği birkaç kelime insana yeniden güç verir. Bazen bir sohbet insanı dört duvarın dışına çıkarır.

Mehdi Abi ile yaptığımız sohbetleri bugün düşündüğümde onun halk filozofu dediğim yanını daha iyi hatırlıyorum. Karmaşık siyasal meseleleri bazen son derece basit bir halk diliyle anlatırdı. Hayattan örnekler verirdi. Çünkü siyaset onun için yalnızca kitaplarda yazılan teoriler değildi. Yaşanmış bir şeydi. Kürt halkının acısı onun için soyut bir kavram değildi. Yaşamıştı. Yoksulluğu biliyordu. Devlet baskısını biliyordu. Cezaevini biliyordu. Belediye başkanlığını da biliyordu. Halkın sevgisini de devletin zindanını da görmüş bir insandı. İşte bütün bunlar zaman içinde Mehdi Zana’da başka türlü bir bilgelik yaratmıştı. Biz elbette her konuda aynı düşünmüyorduk. Zaten gerçek mücadele arkadaşlığı da her konuda aynı düşünmek değildir. Tartışmalarımız oldu. Farklı değerlendirmelerimiz oldu. Hayat içerisinde siyasal yollarımızın, değerlendirmelerimizin farklılaştığı zamanlar da oldu. Ama bunların hiçbiri benim Mehdi Zana’nın Kürt halkının mücadelesindeki yerini ve ödediği bedelleri görmeme engel değildir.

Tarihsel kişilikleri değerlendirirken günlük siyasal ayrılıkların üzerine çıkabilmek gerekir. Çünkü insanlar hatalarıyla, doğrularıyla, başarılarıyla ve yenilgileriyle tarihin parçası olurlar. Mehdi Zana da artık Kürdistan tarihinin bir parçasıdır. 1991 yılında Aydın Cezaevi’nde yollarımız ayrıldı. Mehdi Abi tahliye oldu. Ben kaldım. Cezaevinde bir arkadaşın tahliye edilmesi çok garip bir duygudur. Sevinirsiniz. Çünkü arkadaşınız özgürlüğüne kavuşmuştur. Kapı onun için açılmıştır. Ama aynı kapının birkaç dakika sonra sizin arkanızdan tekrar kapanacağını bilirsiniz. O dışarı çıkar. Siz içeride kalırsınız. Mehdi Abi Aydın’dan çıktı. Benim cezaevi yolculuğum ise devam etti. Yaklaşık dokuz-on yıl daha…

Bugün aradan bunca yıl geçtikten sonra o günü düşündüğümde, cezaevi kapısının iki tarafındaki iki insanı görüyorum. Biri özgürlüğe doğru gidiyor. Diğeri geride kalıyor. Fakat ikisinin arkasında da ortak yaşanmış yıllar duruyor. Diyarbakır, Eskişehir, Aydın; hücreler, koridorlar, demir kapılar, uzun geceler, sohbetler, tartışmalar, gülüşmeler ve bitmek bilmeyen özgürlük özlemi… İnsan hayatının garip bir yanı var. O günler yaşanırken hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Sonra yıllar geçer. Bir gün arkadaşınızın ölüm haberini alırsınız ve bütün o yıllar bir anda dün yaşanmış gibi yakınlaşır.

29 Ağustos’ta Mehdi Zana’nın ölüm haberini duyduğumda benim yaşadığım biraz da buydu. Birden Diyarbakır’a döndüm. Eskişehir’e döndüm. Aydın’a döndüm. Gençliğimize döndüm. Ve Mehdi Abi’yi yeniden karşımda gördüm. Bugün onun ardından düşündüğümde şunu söyleyebilirim: Mehdi Zana’nın yaşamı bir insanın kişisel biyografisinden daha fazlasıdır. Onun yaşamında Kürdistan’ın yakın tarihinden büyük parçalar vardır. Türkiye İşçi Partisi vardır. DDKO vardır. Kürt ulusal uyanışı vardır. 1970’lerin devrimci mücadeleleri vardır. 1977 Diyarbakır seçimleri vardır. 12 Eylül vardır. Diyarbakır zindanı vardır. İşkence vardır. Direniş vardır. Uzun mahpusluk yılları vardır. Sürgün vardır. Ve bütün bunların içerisinde ayakta kalmaya çalışan bir insan vardır.

Bugünün genç kuşakları geçmişi değerlendirirken o günün koşullarını da bilmelidir. Bugün sıradan görülebilecek bir sözün bile ağır bedellerinin olduğu yıllardan söz ediyoruz. Kürt olduğunu söylemenin, Kürt halkının varlığını savunmanın, kendi diline ve kimliğine sahip çıkmanın suç sayıldığı dönemlerden geçtik. Mehdi Zana o dönemlerin tanığı değil yalnızca, aynı zamanda bedel ödeyenlerinden biridir.

Hayatının yıllarını cezaevlerinde geçirdi. Ailesinden uzak kaldı. Çocuklarından uzak kaldı. Memleketinden uzak kaldı. Sürgünü yaşadı. Fakat bütün bunlara rağmen halkıyla olan bağını korudu. Ben bugün Mehdi Zana’yı nasıl hatırlayacağım? Elbette 1977’de Diyarbakır halkının bağımsız iradesiyle belediye başkanı seçilen Mehdi Zana olarak… TİP’li Mehdi olarak… DDKO’lu Mehdi olarak… Kürt yurtseveri Mehdi Zana olarak… Ama benim hafızamda başka bir Mehdi daha var. Cezaevindeki Mehdi. Yanımızdaki Mehdi. Sohbet eden Mehdi. Gülen Mehdi. Tartışan Mehdi. Bir şey anlatırken yılların deneyimini birkaç sade cümleye sığdırabilen Mehdi. Yani bizim Mehdi Abi’miz. Onu asıl böyle hatırlayacağım. Tarih kitapları belediye başkanlarını, seçimleri, örgütleri ve siyasal olayları yazar, ama insanların birbirlerinde bıraktıkları izleri tarih kitapları her zaman yazamaz. O izler bizimle beraber yaşar.

Mehdi Abi’nin bende bıraktığı iz de budur. Bir ağabey. Bir mücadele insanı. Bir cezaevi yoldaşı. Ve uzun yılların acılarından, mücadelelerinden ve deneyimlerinden süzülerek oluşmuş bir halk filozofu.

Sevgili Mehdi Abi, Uzun bir yol yürüdün. Silvan’ın terzi tezgâhından başladın. Siyasetin içine girdin. Halkının mücadelesine katıldın. Diyarbakır halkının iradesiyle belediye başkanı oldun. Sonra zindanlara düştün. Diyarbakır’dan Eskişehir’e, Aydın’a uzanan uzun cezaevi yıllarını yaşadın. Sürgünü gördün. Acıyı gördün. Ama yaşamın bütün bu sertliğinin içinde kendin olarak kalmayı başardın. Şimdi bizlere seni anlatmak düşüyor. Çünkü bir halkın tarihi yalnızca büyük siyasal olaylardan oluşmaz. O tarihi yaratan insanların hikâyelerinden oluşur. Sen de o insanlardan birisin. Ben seni yalnızca tarihsel bir şahsiyet olarak değil, beraber yaşadığımız günlerden tanıdığım Mehdi Abi olarak uğurluyorum. Aynı hücre bölümlerinde kaldığımız günlerin hatırasıyla… Diyarbakır’ın, Eskişehir’in ve Aydın’ın anılarıyla… Yaptığımız sohbetlerle… Tartışmalarımızla… Gülüşmelerimizle… Ve birlikte özlediğimiz özgürlüğün hatırasıyla…

Sana veda ediyorum. Fakat biliyorum: Bazı insanlar öldüklerinde yok olmazlar. Halklarının hafızasına karışırlar. Bir sözde yeniden çıkarlar karşımıza. Bir eski arkadaşın anısında… Bir cezaevi hatırasında… Bir meydanda… Bir halkın özgürlük talebinde… Ve gelecek kuşakların geçmişlerini öğrenme çabasında… Mehdi Zana da artık Kürt halkının tarihsel hafızasının bir parçasıdır. Güle güle Mehdi Abi. Bir cezaevi arkadaşın, bir yoldaşın ve bir kardeşin olarak seni sevgi, özlem ve saygıyla uğurluyorum. Anın önünde saygıyla eğiliyorum. Unutmayacağız.

Tags: hamit baldemirmehdi zana
Previous Post

İsviçre SYKP pikniği: Göçmen emeği değerlidir

Next Post

10 Ekim Barış Derneği: Silahların susması yetmez, adalet sağlanmalı

Hamit Baldemir

Hamit Baldemir

Yazarın Diğer Yazıları

Silahsızlanma mı, Demokratik Çözüm mü?
Manşet Haberler

Silahsızlanma mı, Demokratik Çözüm mü?

13/08/2026
EMPERYALİST YENİDEN PAYLAŞIM SİLAHLANMA VE YENİ  SAVAŞ DÜZENİ
Manşet Haberler

EMPERYALİST YENİDEN PAYLAŞIM SİLAHLANMA VE YENİ SAVAŞ DÜZENİ

17/07/2026
KÜRT ULUSAL SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ
Manşet Haberler

KÜRT ULUSAL SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ

19/06/2026
MUTLAK BUTLAN DEVLET KRİZİ VE KÜRDİSTAN GERÇEĞİ
Manşet Haberler

MUTLAK BUTLAN DEVLET KRİZİ VE KÜRDİSTAN GERÇEĞİ

28/05/2026
”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM
Manşet Haberler

”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM

17/05/2026
Next Post
10 Ekim Barış Derneği: Silahların susması yetmez, adalet sağlanmalı

10 Ekim Barış Derneği: Silahların susması yetmez, adalet sağlanmalı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

by Mustafa Durmuş
05/09/2026
0

TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan ağustos ayına ilişkin aylık ve yıllık enflasyon oranları arasındaki farklılıklar sürüyor: TÜİK’in yıllık enflasyonu...

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

by Sonhaber
05/09/2026
0

10 Ekim Barış Derneği, 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklarından Savaş Yıldız’ın Türkiye’ye getirildiğine ilişkin haberlerin ardından...

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) ait iş makinelerinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi arazisindeki yol çalışmalarını yeniden başlatması, öğrenciler ile kent ve...

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı 11750 sayılı karar, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM)...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik