Cuma, Ocak 30, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Edebiyat

Miguel de Cervantes: Kırık Bir Hayalin Sonsuz Işığı

Pınar Dağ by Pınar Dağ
15/12/2025
in Edebiyat, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Miguel de Cervantes: Kırık Bir Hayalin Sonsuz Işığı
0
SHARES
830
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Miguel de Cervantes…
Adını duyduğumuzda bile zamanın tozlu raflarından hüzünlü bir rüzgâr eser; eski bir kâğıt kokusu, zamanın yaralarını taşıyan bir umut, kalbimizin derinlerine doğru ağır ağır çöker. Çünkü Cervantes yalnızca bir yazar değildir; insan ruhunun titreyen köşelerine dokunan, kırılmış bir ömrü kelimelerin arasında saklayan bir bilgedir. O hem kendi hayatıyla hem de kalemiyle kanayan bir dünyanın çığlığıdır.

1547’de Alcalá de Henares’te dünyaya geldiğinde talih onun yüzüne gülmeyi çoktan unutmuş gibiydi. Yoksulluk, göçebelik, borçların gölgesi… Babası Rodrigo, geçim sıkıntılarıyla boğuşan bir cerrah berberdi; annesi Leonor, yoksulluğun karanlığını çocukların gözlerinden saklamaya çalışan güçlü ama yorgun bir kadındı. Aile borçlardan kaçmak için sürekli şehir değiştiriyordu. Ama belki de insanı büyüten tam da bu karanlık başlangıçlardır. Kim bilir, genç Cervantes o günlerde bile içinden bir sesin fısıldadığını duyuyordu.

“İNSAN, HAYALLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ KADAR İNSANDIR.”

İşte onu yazarlığa iten ilk kapı burada açıldı: İnsan acılarını, hareket eden bu yoksul hayatın içinde biriktirdiklerini görmek… ve bu sessiz ağırlığını kelimelerde hafifletmek.

Ama kader önce kalemini değil, kılıcını çağırdı. Genç Cervantes savaşmak için yola koyuldu. 1571’de İnebahtı Deniz Savaşı’nda sol kolundan ağır yaralandı. “Lepanto’nun sakatı” dediler. Ne var ki o, bu yarayı bir eksiklik değil, kaderin kendi bedenine işlediği bir mühür olarak taşıdı.

Savaşın ardından Cezayir korsanlarına esir düştü: Beş yıl… Beş uzun yılı karanlığın içinde titreyen bir mum gibi yaşadı. Kaçmaya dört kez
kalkıştı; her biri başarısız oldu ama ruhu yenilmedi. Her yenilgi, içindeki isyanı biraz daha ateşledi. O karanlık yıllarda belki de kendine şunu söyledi:

“CESARET, HERKESİN GÜLDÜĞÜ YERDE İNANMAYA DEVAM ETMEKTİR.”

İspanya’ya döndüğünde huzur yoktu. Yoksulluk ve haksızlık onu bir gölge gibi izledi. Hapishanede geçen günler bile oldu, ama kalbindeki ateş hiç sönmedi; çünkü o biliyordu:

“HER YARA BİR HİKÂYE, HER HİKÂYE BİR UMUT TAŞIR.”

Ve umudun içinde insanlığın en büyük edebî mucizelerinden biri doğdu: Don Quijote de la Mancha.

1605’te yayımlanan bu eser bir yazarın değil; acı çekmiş, hayal kırıklıklarıyla büyümüş fakat hâlâ inanma gücünü kaybetmemiş bir ruhun ölümsüz çığlığıdır. Don Kişot’un yel değirmenlerine saldırması delilik değil; umut etmeyi unutmuş bir dünyaya açılmış bir savaştır. Sancho Panza’nın sadakati ise karanlığa rağmen iyiliğin hâlâ mümkün olduğunun kanıtıdır.

“DÜNYA SANA DELİ DESE DE KALBİNİ SUSTURMA; ÇÜNKÜ İNSANI AYAKTA TUTAN AKIL DEĞİL, İNANÇTIR.”

Don Kişot, Cervantes’in yaşamına aynaydı: Yoksullukta başlamış bir yolculuk, savaşta yaralanmış bir beden, esarette kırılmış bir ruh, evde borçlarla boğuşan bir baba… Ve tüm bunlara rağmen içindeki ateşi söndürmeyen bir insan.

La Galatea’daki gençlik hülyaları, Novelas ejemplares’in keskin insan gözlemleri, tiyatrolardaki ince humor, Viaje del Parnaso’nun şiirsel hesaplaşması, Persiles y Sigismunda’nın idealist yolculuğu… Hepsi aynı yerden doğdu: Cervantes’in kırılmış ama vazgeçmeyen kalbinden.

Ama tüm bu eserleri yazmasına rağmen Cervantes, yaşarken hak ettiği değeri göremedi. 1616’da öldüğünde hâlâ yoksuldu, hâlâ anlaşılamamıştı. Çünkü biliyordu:

“BEN DÜNYAYI YENEMEDİM; AMA DÜNYAYA YENİLMEMEYİ ÖĞRENDİM.”

Don Kişot’un yel değirmenlerine açtığı savaş aslında hepimizin savaşıdır: Düşlerimizin, yaralarımızın, kayıplarımızın, umutsuzluğumuzun… Çünkü bazen
bir yel değirmeni bile devleşir karşımızda, ama unutmamalıyız:

“MESELE ONLARI GÖRMEK DEĞİL, ONLARLA SAVAŞACAK BİR RUH TAŞIMAKTIR.”

Miguel de Cervantes artık yalnızca bir yazar değildir; insanlığın vicdanında sonsuza dek yanan bir kandildir.

Sönmez, çünkü insanın içindeki umut sönmez. Unutulmaz, çünkü insanın kendi karanlığıyla savaşı unutulmaz.

Tags: Cervantespınar dağ
Previous Post

Aynı Yüzler Çağı

Next Post

Tarafların Adı Üzerinde Uzlaşamadığı Sürece Dair Düşünceler (II)

Next Post
Tarafların Adı Üzerinde Uzlaşamadığı Sürece Dair Düşünceler  (II)

Tarafların Adı Üzerinde Uzlaşamadığı Sürece Dair Düşünceler (II)

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

10 Ekim Ailelerinden IŞİD Tepkisi: “Geri Alma Süreci Gerçek Adaletle Başlamalı”
Manşet Haberler

10 Ekim Ailelerinden IŞİD Tepkisi: “Geri Alma Süreci Gerçek Adaletle Başlamalı”

30/01/2026
Rojava’ya geçmek isteyen Alman heyet Mardin’de gözaltına alındı
Dünya

Rojava’ya geçmek isteyen Alman heyet Mardin’de gözaltına alındı

30/01/2026
Trump’tan Putin’e ‘soğuk hava’ çağrısı: Ukrayna saldırıları bir haftalığına dursun
Dünya

Trump’tan Putin’e ‘soğuk hava’ çağrısı: Ukrayna saldırıları bir haftalığına dursun

30/01/2026
İBB soruşturmasında “gizli tanık Meşe” ikinci kez intihara teşebbüs etti
Manşet Haberler

İBB soruşturmasında “gizli tanık Meşe” ikinci kez intihara teşebbüs etti

30/01/2026
Kuvvetli sağanak ve fırtına Ege’yi vurdu: İzmir ve Manisa’da sel ve taşkınlar
Manşet Haberler

Kuvvetli sağanak ve fırtına Ege’yi vurdu: İzmir ve Manisa’da sel ve taşkınlar

30/01/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik